"Kur'an Okusunlar Kur'an Onları Düzeltir"



Beyhaki'nin Kitabü-z-Zühd de Enes (r.a)dan rivayet ettiği hadisi şerifde sevgili Peygamberimiz "En amansız düşmanın iki yanıyın arasındaki nefsinde" buyuruyor.

Nefsin en zehirli silahı da kendini beğenme ve kibirlenme silahıdır. Benlik, Firavunun önce ayaklarını yerden kesiyor sonra denizin derinliklerinde boğuyor.

Günümüzde "Bize Kur'an yeter" diyenler iki tarafı keskin bıçakla İslâm'a saldırıyorlar. Bu söz yeni değil. Hz. Ali'nin karşısına dikilen Hariciler de aynı sözü söylemişlerdi. Hz. Ali onlara; "Batıl kasdedilen hak sözü söylüyorsunuz" demişti. Hz. Ali'nin bu sözünün türkçeleşmiş şekli "içim hile dışım şer'i"dir. Kur'an İslâm'ından bahsedenlerin ifadesi böyledir.

Kur'an İslâm'ı ifadesini yabana atamayız hatta aynen kullanırız. Çünkü Kur'an'a göre hareket edecek olursak Kur'an'da sevgili Peygamberimize itaat emrediliyor. Sevgili Peygamberimizin ahlakının en mükemmel ahlak olduğu Kuran ile ifade ediliyor. O ahlâka bizim uymamız isteniyor. Onun ahlâkının Kur'an ahlâkı olduğu da Hz. Aişe Validemiz tarafından bize bildiriliyor. Ayeti kerimede "etîullahe"de Kur'an'a göre itaat edin, "ve etîurrasule'"de sünnete göre itaat edin buyuruluyor.

Öyleyse "Kur'an İslâmı"nın içinde bizzat Peygambere bağlı kalmak farzıyyeti vardır. Yine Kur'an'ı Kerim'de Ensar ve Muhacirin'den Allah'ın razı olduğu ifade ediliyor. Ben Allahın razı olduğu insanlara tabi olurum. Zaten bunu Rabbim onun için bildiriyor. Sahabeye tabi olmakla ilgili ayeti kerimede "İbrahim ve İbrahim'e iman edenlerde senin için örnekler vardır." buyuruluyor. İbrahim aleyhisselamı görmüş hayatını ona göre düzenlemiş insanları da bizim örnek almamız işaret ediliyor. Selefi salihinin yolundan gitmemiz tavsiye ediliyor.

"Bize Kur'an yetmez. Kur'an İslâmı olmaz" diyen insan dinden çıkar. Allah korusun. Sevgili peygamberimizi devreden çıkarmak ve yahudi hahamları, hristiyan papazları gibi nefislerinin istediği şekilde Kur'anı yorumlamak için "Bize Kur'an yeter. Kur'an İslâmı" gibi batıl kastedilen sözü söyleyenler de dinden çıkar. Allah hepimizi korusun.

İslâm alimleri bu tür sapkınları gördüklerinde şaşırmazlar. Çünkü sevgili peygamberimiz bütün insanların geleceğini bize haber vermekle hazırlıklı olmamızı sağlıyor. Bu da efendimizin bir mucizesidir.

Ebu Davud, Tirmizi ve İbni Macenin sünenlerinde rivayet ettikleri iki hadisi şerifi veriyorum;

"Yakında (dünyalığa) doymuş bir adam çıkacak süslü koltuk üzerinde: "Siz yalnız şu Kur'ana bakın. Onda bulduğunuz helâlı helâl kabul edin. Onda bulduğunuz haramı haram kabul edin."

Bir başka ravinin rivayet ettiği hadisde; "Sizden herhangi birinizi süslü koltuk üzerine oturup kendisine emrettiğim veya yasakladığım bir şey geldiğinde "Bilmeyiz" dedikten sonra "Allah'ın kitabında bulduklarımıza uyarız" derken bulmayayım".

Çıkar çevrelerinin karnını doyurduğu, süslü koltuklarda oturtup konuşturduğu insanların fotoğrafını sevgili peygamberimiz bize bindörtyüz sene önce gösterivermiş.

İşkembeden konuşan bu insanlara bu hadisler okunduğunda "bu hadislerin uydurma olduğunu kabul ediyorum" diyor. Debelendikçe batıyor. Hadislere uydurma diyen bir tek ilim adamı veya müsteşrik çıkmamış. Onlar "uydurma" diyorlarsa O peygamberin hadis uyduran ümmeti bile sizin gibi insanların geleceğini 1200 sene önceden bilmekle keramet göstermiş oluyorlar.

Bu konuyu şifa tefsirinin ilgili ayetlerinde ayrı ayrı açıkladığım gibi birinci cildin giriş bölümünde 32-37. sayfalar arasında Kur'an'dan deliller vererek açıklamaya çalıştım.

Ayeti kerimede "Kim Allah'a iman etmezse, Peygamberine iman etmezse biz onlara alevli azabı hazırladık" buyuruluyor. Peygambere iman farzdır. Kuran'a göre olmazsa olmazlardan biri de Peygambere imandır.

Günümüzde tefsir yazan birisi çıkıyor; insanların Kur'an'a ve Peygambere iman etme şartı yoktur ,Hristiyanlar da cennete girecektir deyi veriyor.

Geçmişteki Hristiyanların İncil'i tahrifi hususunda Kur'an'ı Kerim "Onlar kelimelerin yerini değiştirdiler" buyuruyor. Bu iki şekilde olur, ya kelimelerin yerleri bizzat değiştirilebilir veya; mana yönlendirilir. Kelimeler yerinde durur ama "Bundan kastedilen şudur" yaklaşımında bulunulur. Kur'an'ı Kerim'in kelimelerine dokunulamıyor. Fakat manası tahrif yoluna gidiliyor. Filan ayet; o Mekke'deki insanlar içindi, filan ayet; o Medine'deki cahil kadınlar içindi gibi. Yani günümüzün fettan kadınlarını ilgilendirmiyor o ayetler. Bu yaklaşım ile "Bin kadar ayet Yahudilerle, bin kadarı Hristiyanlarla ilgili geri kalanlar da Mekke ve Medine'dekiler içindi biz ikibinli yıllarda yaşıyoruz, Kuran'da bizi ilgilendiren ayet yok" da denebilir.

Rabbim birkaç yerde tekrarlar "Aldatan sizi Allah'la aldatmasın." Batıl dinlerin hepsi artniyetlilerin çıkıp biz bu insanları sapıtalım diye kurdukları bir çalışma sonucunda olmamıştır.

Yine Rabbim ayeti kerimesinde "Şeytan onlara yaptıklarını süsleyiverir" diyor. Bir şey yapan insan yürekten inanmadan başaramaz. Mesela insanlar gök tanrısına, yer tanrısına inanırken şunu düşünmüşler; doğru olarak inandıkları gerçek Allah o kadar iyi ki ona kötülük yakışmaz, o zelzele yapmaz, insanlara hastalık vermez. Güya Allah'ı temize çıkarmak için şer ilahı icad etmişler.

Onlar onu yaptı da biz yapamaz mıyız, biz de insanız. Bizim de aklımız yaratılışta onun aklıyla aynı. Biz de günümüzde Allah'a aklımızla şekil vermeye çalışırsak sapıtırız. Sâlim olacağımız yol şu: "Ya Rab seni görmediğimize göre, seni anlayacak aklı bize vermediğine göre (Aklımız Allah'ı kuşatacak olsa zaten biz ilah oluruz, o küçük kalır) sen kendini nasıl tarif ediyorsan ben seni öyle anlarım."

Bütün sorun Efendimizin insan olmasında. Müşriklerde tarih boyunca "Bizim gibi bir insana mı uyacağız?" diyerek peygamberleri reddetmişler. (Hud 27, İsra 94, Kamer 24, Mü'minun 47)

Bunlar "Peygamberin süslü koltuğu yoktu, midesi bizim işkembemiz gibi putperest artıklarıyla dolu değildi, bilgisayarı, interneti yoktu, biz ondan daha iyi anlarız. Aynı ayetlere sahibiz" diyorlar.

Mevlana bunlara cevap veriyor: "Ceylanla eşşek aynı otu otluyor ama ceylanda misk oluyor, eşşekde gübre oluyor" diyor. "İki kamışın ikisi de aynı sudan içiyor ama biri şeker kamışı oluyor, birinin içine hava doluyor" diyor.

Şeytanın vesvese kasırgası halinde üfürdüğü bu hava Hindistan'ın Pencap eyaletinde "Ehli Kur'an" adı altında esmeye başlamış birkaç müminin imanına malolmuş sonra da yokolup gitmiş.

Mısır'da 150 sene önce böyle bir hareket vardı şimdi adı yok. Çünkü "Kuraniyyun"a mensup olanlar bile Kur'anı okurken Peygambere itaatı görüyorlar.

Kur'an İslâm'ı ifadesini alıp bağrıma basıyorum. Buna karşı durmamız mümkün değil. Ama onların ifade ettiği değil Kuran'ın ifade ettiği İslâm'ı kabul ediyorum. İcat ettikleri İslâm'a "Benim İslâm'ım" dese tutmayacağını biliyor ve Kur'an İslâm'ı diyorlar. Böyle gayretler tutmaz, tutmadı, tutmayacakda....

Ebu Davud'un şerhi olan Avnul Ma'bud'da (cilt 12/357) bunlardan bahsediliyor.

Bu veba yüklü fırtına buradan da gidecek ama bir tek insanın imanına zarar verse dünya dolusu altınımızı kaybetmekten daha fazla üzüleceğimizi ifade etmek isteriz.

Geçtiğimiz günlerde gazeteci Yavuz Donat Başbakan Mesut Yılmaz ile röportajında soruyor; "Avrupa bizden ne istiyor?" Başbakanın net cevabı "Din değiştirmemizi istiyorlar" oluyor. Hilmi Yavuz da "Din değiştirmemizi istiyorlar derken acaba başbakan İslâm Dini'ni hristiyanlaştırmak mı istemelerini yoksa İslâm Dini'ni değiştirmek, reform yapmak mı istemelerini kastediyor?" diye soruyor. Aslında Avrupalı hristiyanlaşmamızı istemiyor. Olamayacağımızı biliyor. Müslüman insan ateist olur hristiyan olmaz. Hristiyanlaşan bir kaç kişi varsa geçimini temin etmek içindir. Türkiye'de İslâm'ı yatağından oynatmak, dejenere etmek için büyük yatırım var.

İslâmı dejenere edemezler, ancak bazı insanları dejenere ederler. İnsanlar dejenere olursa dejenere edenlerin kendileri de hayatlarından mallarından emin olamazlar. Üzeyir Garîh; "2010 yılında Türkiye'de can emniyetinin mal emniyetinin kalmayacağını tahmin ediyorum, bu dejenerasyon böyle devam ederse" diyor.

3-5 Milyon için adam taksi şöförünü öldürüyor. Hırsızlık masası şefinin hırsızlık çetesi şefi olduğu anlaşılıyor. Bunlar eğitimsiz insanlar mı? Eğitimsiz insanlar bu işi yapamaz ki. Uluslararası mafya işlerini yürütenler ingilizce bilen batı üniversitelerinden mezun olmuş insanlar, bankalar arasından internet vasıtasıyla para çalan insanlar yüksek tahsilli insanlar. Banka müdürleri öyle, belediye başkanları öyle. Geçen bir araştırma yapılmış üniversite mezunları daha çok karılarını dövüyorlarmış. Yani bunların bu eğitimi memlekette kadın dövdürüyor, para çaldırıyor, eroin sattırıyor, kadın sattırıyor, adam öldürtüyor, erkeği kadınlaştırıyor.

Rabbimizin tarifi ile Kur'an'ı Kerim "bizi temize çıkarmak için bizim arındırma aletimiz"dir. Şirk pisliğinden temizlenebilmemizin bize ahirette olduğu gibi bu dünyada da faydası var. Allah (c.c) "Şirk en büyük zulümdür" diyor. Şu anda zulüm çarkları işliyor dünyada. Kosova'da, Bosna'da, Afrika'da, Vietnam'da, Çin'de insanların anası ağlıyor. Bu zulmü şirk düzeninin insanları yapıyor ve devamını istiyor. Şirk gitmezse barut ve duman kokuları, kan, göz yaşı dinmez.

Onun için Kuran İslâm'ına dönmemiz lazım. Ama Kur'an'ın anlattığı anlamda.

Kendi akıllarını en üstün görenler "İslâm veya Kuran'ı Kerim benim anladığımdan başkası değil" diyorlar. Sapma burada başlıyor. Ben Kur'an'ı Kerim'den kovam kadar alıyorum. Aklım, kültürüm, neyse ondan bir kova meydana getiriyorum ve o kadar alıyorum. Ama Kur'an'ı Kerim o kadar değil. Rabbim "yedi denizi mürekkep yapsanız dağların ağaçlarını kalem yapsanız bir o kadar daha getirseniz onu anlatamazsınız" diye anlatıyor Kur'an'ı Kerim'deki hikmetleri.

Bunlar kendi akıllarını geçmişten daha üstün kabul edip, gelecek insanlara da yol gösterici olarak görüyorlar.

Yani bu insanlara; "Sen kendi kabındaki kadarıyla 60 Milyon insana bundan içeceksiniz deme zalimliğini gösterme" demek gerekir.

Zeylei, Nasburraye 3/461 de bu iddiada olan insanlara Abdullah İbni Abbas'ın yine Kur'andan deliller getirerek cevap verdiğini "Kur'an müslümanlığı" diyenlerin Kur'an'dan haberi olmadığını gösteriverdiğini bize naklediyor.

Kur'an müslümanlığını savunanlara tavsiyem Kur'an'ı baştan sona manasını anlayarak okusunlar. Kur'an onları düzeltir.

Bizdeki bu bid'atcılar Kur'an okumazlar. Bu konuda yazılmış bir kitap veya makalede geçen manası yönlendirilmiş ayetlerin surelerini ve numaralarını ezberlerler, sonra kafirleri arkalarına alarak "Sizin Kur'ana ve peygambere iman etmenize gerek yok cennetliksiniz" derler. Ve biz şu Kur'ana iman eden, Muhammed'e (s.a.v) salavat getirenleri bir gavur edelim diye dil kılıcını çekerler. Yıllardır ekmeğini yediğinin kılıcını çekiyorlar, arabasına bindiklerinin senfonisini söylüyorlar.

İyi niyetli olanlara söylemiyorum bu sözlerimi. İyi niyetli olanlarımız da akıllarımızın herşeyi kavrayacak kadar güçlü olmadığını hiç hatırlarından çıkarmasınlar.

Buhari (kitab-ül ilim bak 35 de) bize ikibinin üzerinde hadis rivayet eden Hz. Aişe validemizin Peygamber efendimize: "Bu söylediğin söz Kur'ana muhalif" deyip Kur'an ayetini okuduğunu, Efendimizin açıklamasıyla tatmin olduğunu haber verir.

Bizler Kur'an ayetlerinden kültürümüzün genişlettiği akıl kabımız kadar alırız. Aldıklarımız için "İşte Kur'an bu kadardır" demeyelim. Benim anladığım bu kadar diyelim.

Ay ve güneşe bakarak dağdaki çoban namaz vakitlerini, orucunu, kuzulama vaktini, yaylaya çıkma, sahile inme vakitlerini belirler. Ama rasathanedeki ilim adamı o ay ve güneşden daha farklı şekilde yararlanır.

Efendimiz kıyamete kadar gelecek insanlara örnek olacağından Rabbimiz onun ahlâkını en mükemmel şekilde geliştirdi. O bütün insanlığa, çobana, cumhurbaşkanına, ere generale, işçiye işverene herkese örnek alacağından onun ahlakı Kur'an'dı.

Onun için Kur'an'ın nasıl yaşanacağını biz onun hayatından öğreneceğiz.

Rabbimiz Kur'an'ında peygamberlerin kendi halkına söylediklerini İbrahim dedi ki... Musa dedi ki... İsa dedi ki... şeklinde bize naklediveriyor. Bize de "Allaha itaat ediniz, Rasûlüne itaat ediniz" emriyle Kur'an ve sünnete sarılmamızı emrediyor. Kur'an ve sünnete uyanlara selam olsun uymayanlara Allah hidayet nasip etsin.

Mahmut Toptaş
Kaynak:ALTINOLUK DERGİSİ
Ağustos-1998

kendımı düzeltmek

kendımı düzeltmek istiyorum islamı yaşamak istıyorum ama hep her zmn yıne nefsime yeniliyorum mü minler bana dua etsinler

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

DOĞRULAMA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğün harfleri sırayla yaz
Google
 

Sponsorlu bağlantılar

Anket

Sinema ve dizilerin islami yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?:

Son yorumlar