Resul ile nebi arasındaki fark


19'cu Reşat Halife ve bazı zındıklar peygamberim (Resulüm) diyebilmek için, Ahzab suresinin, (O, Allahın resulü ve nebilerin sonuncusudur) [mealindeki 40. âyet için, "Nebi gelmez ama resul gelir" diyorlar. Halbuki "Nebi" gelmezse, "Resul" hiç gelmez. Çünkü nebi, kendinden önce gelen Resulün dinini tebliğ eden peygamberdir. Risalet=Resullük makamı, nübüvetten=nebilikten daha özel ve yüksektir. Her resul nebidir; fakat her nebi resul değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Nübüvvet ve risalet sona erdi. Benden sonra nebi de, resul de yoktur.) [Tirmizî]

Kur'an-ı kerimde ise buyuruluyor ki:
(Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâmı beğendim.) [Maide 3] Allahü teâlâ, son peygamberini gönderip dinini tamamladığına ve dinde noksan kalmadığına göre artık başka din ve başka peygamber aramak, Kur'an-ı kerimi inkâr olur. Peygamberlere ve onlara gönderilen kitaplara inanmak, imanın şartlarındandır. Kitap gönderilen peygamberlere Resul denir. Yeni din getirmeyip, insanları, önceki dine davet eden peygamberlere Nebi denir. Peygamber Farsçadır, resul veya nebi anlamında kullanılır.

Nisa suresinin, (Kıssalarını sana bildirmediğimiz resuller de gönderdik) mealindeki 64. âyeti, Peygamber sayısının Kur'an-ı kerimde bildirilmediğini göstermektedir.

Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Nebiler 124 bin, resuller ise 313'tür.) [Hâkim]
Kur'an-ı kerimde bir resul için, o bir nebi idi denmesi onun resul olmadığını göstermez. Resulullah olan Peygamber efendimizin de nebi olduğu birçok âyette geçiyor. Ankebut suresinin, (İshak ve Yakub'u ona bağışladık. Nebiliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik) mealindeki 27. âyetinde, İbrahim aleyhisselamın soyundan gelenlere nebilik verildiği gibi kitap verilenler yani resuller de vardır. Kendilerine kitap verilen resullerden bazıları şunlardır:

Hz. Nuh resul ve nebi idi. (Şuara 107, Araf 61)
Hz. İbrahim, resul ve nebi idi. (A. İmran 84, Meryem 41)
Hz. Musa, resul ve nebi idi. (Meryem 51, Araf 104, Zuhruf 46)
Hz. İsa, resul ve nebi idi. (Nisa 157, Maide 75)
Hz. Hud, Hz. Salih, Hz. Lut, Hz. Şuayb resul idi (Şuara 125, 143, 162, 178)
Nebilere örnek: Hz. Harun nebi idi. (Nisa 163, Meryem 53) [Hz. Musa zamanında ona nebilik verildi, Museviliği tebliğ etti.] Hz. Yahya nebi idi (A. İmran 39) [ Hz. İsa zamanında İseviliği tebliğ etti.]

Resul, elçi, haberci anlamında da kullanılır. Melekten veya peygamber olmayan insanlardan da resul olur. Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:

(Allah meleklerden de resuller=elçiler seçer, insanlardan da.) [Hac 75]
(Gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki resullerimiz=elçilerimiz [hafaza melekleri de] yazmaktadır.) [Zuhruf 80]
(Birinize ölüm gelince, resullerimiz=elçilerimiz [görevli melekler] onun canını alır.) [Enam 61]
(Melekler dediler ki: Ey Lût, Biz Rabbinin resulleriyiz=elçileriyiz.) [Hud 81]
(O , Kur'an, itibarlı bir resulün=elçinin [Cebrail'in] getirdiği sözdür.) [Tekvir 19]
(Melikin elçisi Yusuf'a geldiği zaman...) [Yusuf 50]
([Melike Belkıs dedi ki] hediyelerle gönderdiğim mürseller=elçiler ne ile dönecek.) [Neml 35]

23062002


çokkk uzun yaa biraz

çokkk uzun yaa biraz kısaltın???

kısaaaa

ya çok uzun kısa ve öz olsun ltfn

Resul ve nebi kavrami

Ali imran 81

وَإِذْ أَخَذَ اللّهُ مِيثَاقَ النَّبِيِّيْنَ لَمَا آتَيْتُكُم مِّن كِتَابٍ وَحِكْمَةٍ ثُمَّ جَاءكُمْ رَسُولٌ مُّصَدِّقٌ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِ وَلَتَنصُرُنَّهُ قَالَ أَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَى ذَلِكُمْ إِصْرِي قَالُواْ أَقْرَرْنَا قَالَ فَاشْهَدُواْ وَأَنَاْ مَعَكُم مِّنَ الشَّاهِدِينَ

Hani, Allah (Nebilerden)peygamberlerden, “size kitap ve hikmet verdim,sonra elinizdekini(kıtapları) doğrulayan bir Resul geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz” diye misak almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.

Farsçadan gelen Peygamber ifadesini değilde Allahın kurandaki arapça ifade ettiği şekli ile bakarsak hakikat ortaya çıkacaktır.
Yukarıdaki ayetin arapçasına bakarsanız Allahu teala şöyle başlıyor “Ve iz ehazallâhu mîsâkan nebiyyîne“. Allahu teala burada Nebilerden misak(yemin) aldığını söylüyor.

Ayetin devamında ise Nebilerden aldığı yeminin içeriğini anlatıyor diyorki:

“size kitap ve hikmet verdim... (burada Nebilere kitap ve hikmet verdiğini söylüyor ve gördüğünüz gibi Allahu teala Nebilere kitap vermiş. fakat ziz Nebilere kitap verilmez diyorsunuz fakat Kuranı Kerim sizi doğrulamıyor üstelik kaynağınızda onun bunu yazdığı kitaplar. Be mubarekler Kurandan üstün kaynak mı olur?

Ayetin devamı... “..sonra elinizdekini(kıtapları) doğrulayan bir Resul geldiğinde, ona mutlaka iman edeceksiniz ve ona mutlaka yardım edeceksiniz“ diye misak almış ve, “Bunu kabul ettiniz mi; verdiğim bu ağır görevi üstlendiniz mi?” demişti. Onlar, “Kabul ettik” demişlerdi. Allah da, “Öyleyse şahid olun, ben de sizinle beraber şahit olanlardanım” demişti.

Allahuteala Nebilerden yemin almış ve nebilere şöyle diyor

CVP:Resul ve nebi kavrami

Güzel kardeşim meallere bakıp oradan hüküm çıkarmaya çalışırsanız ortaya böyle kavram kargaşası çıkartırsınız. yoksa siz de mi meallere bakıp resüllüğünüzü mü ilan edeceksiniz?

Siz şahadet getirmiş olsaydınız bu farkı görürdünüz. Ancak daha hayatınızda hiç şahadet getirmemiş ki daha islamın ilk başlangıcı olan şahadette açık olan gerçeği görmekten acizsiniz.

ve eşhadü enna muhammeden abduhu ve rasülühü.. Peygamberimizin rasül olduğuna şahadet getiriyoruz.. neden? çünkü kendisine yeni bir kitap verildi.. yani kendisine kitap verildiğine inanıyorum diyorsunuz. Şehadetin oradaki sırrı aslında sen kuranı kerime de inandığını vurguluyorsun bu yolla..

1. Her nebi rasül değildir ancak her rasül nebidir.. yani bir ayette nebi kelimesi geçtiğinde tüm peygamberler kasdedilirken, rasül kelimesi geçtiğinde kendisine yeni bir kitap indirilen peygamberler kasdedilir.

2. Peygamber kelimesi farsçadan gelsede arapçadaki NEBİ kelimesinin karşılığıdır. Peygamber dendiğinde tıpkı nebi kelimesinde olduğu gibi hem rasülleri hem nebileri içine alır.

3. bu ayeti celileyi anlamak için hz. yahya ile hz. isa a.s. hikayesini okuyunuz. Hz. Yahya a.s. nebidir. ona allah tevrat üzerine insanları uyarması vazifesini veriyor.. sonra Resul olan hz. isa geliyor hz. isa ile tevratın hükmü kalkıyor. ve incile göre amel edilmesi gerekiyor. hz. isaya gelen daha önceki tevratı tasdik edici. onunla gelen allah inancını tasdik edici doğrulayıcı hükümlerle beraber geliyor. fakat yeni bir şeriat.. ve hz. yahya hz. isaya iman edip artık yeni şeriat üzerine hükümler vermeye başlıyor. ve şehit ediliyor..

kavram kargaşası yapmaya gerek yok.

cok uzun biraz kısaltın

cok uzun biraz kısaltın

Senden önce ne bir Resulü, ne

Senden önce ne bir Resulü, ne de bir Nebîyi başka bir halde göndermedik. Bu âyet Resul ile Nebî'nin anlamlarında farklılık bulunduğunu bildirmektedir. Nebî'nin, Resulden daha genel olduğunu ifade eden bazı hadisler de nakledilmektedir. Şeriat örfünde meşhur olduğuna göre Resul, kendine vahy olunan ve aldığı vahyi başkasına tebliğ etmekle de yükümlü bulunan kimsedir. Nebî ise tebliğe memur olsun olmasın, kendisine vahyedilen kimsedir. O halde her Resul Nebî'dir, fakat her Nebî Resul değildir. Ancak bilindiği gibi umum ifade eden, hususiyet ifade edene (âmm, hâssa) karşılık olarak kullanıldığı zaman o hâssın ötesine yorumlanır. Burada Nebî, Resule karşılık olarak kullanıldığı için Resul olmayan, yani tebliğ vazifesiyle

emrolunmayan peygamberin kastedilmiş olması gerekir. Oysa âyetin başındaki "İrsâl" fiili ikisine de bağlantılıdır. Tebliğe memur edilmeyenin ise irsal edilmiş olması hemen anlaşılır bir ifade değildir. Bunun için denilmiştir ki: Resul, yüce Allah'ın insanları hakka davet etmek üzere, yeni bir şeriatle gönderdiği hür erkektir. Nebî ise hem bunu, hem de geçmiş bir şerîati bildirmek için gönderilen peygamberi içine alır. Nitekim İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerin hepsi de Musa'nın şeriatını anlatmak için gönderilmişlerdir. Fakat buna da şöyle bir itiraz geliyor: İsmail (a.s) hakkında "Ve kavmine gönderilmiş bir Resul, bir Nebî (bir peygamber) idi" (Meryem, 19/54) buyurulmuştur. O halde hem Nebî, hem Resuldur. Halbuki o yeni bir şeriatle değil, Hz. İbrahim'in şeriatiyle gönderilmiştir. Buna cevap olarak da gönderildiği insanlara nisbetle yeni bir şeriat olması yeterlidir deniliyor. Ayrıca Resul, mucizesi ve kendisine indirilen bir kitabı olan, Nebî ise kitabı olmayandır diye tarif edilmişse de İsmail (a.s) ile itiraz bu tanım için çok daha geçerlidir. O halde en doğrusu önceki tanımdır. fiilinin bağlantısına gelince, bunu "ona kılıç ve mızrak kuşandırdım" kabilinden olarak şeklinde anlamak gerekir. Yani: "Senden önce, başka şekilde hiç bir Resul göndermedik ve hiç bir Nebîye haber vermedik".

nebi ve resul

çokkkkkk tşk ederimm yrdmcı oldğnz için

teşekkürler

saolun.

saolun

saolun

teşekkürler

gerçekten yardımcı oldunuz saolun

resul ve nebi peygamberler

resul ve nebi peygamberler için kullanılan terimlerdir ve resul ile nebi aynı kişiler için kullanılır. her resul nebidir fakat her nebi rasul değildir gibi bir ayrım doğru değildir bunun tersi de doğru değildir. çünkü kendisine kitap verilmemiş peygamberlerden de Allah Kuran da rasul olarak bahseder. 19cuların bunu kullanmış olmaları kuranın demediği bir şeyi varmış gibi anlamamıza sebep olmamalıdır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

DOĞRULAMA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğün harfleri sırayla yaz
Google
 

Anket

Sinema ve dizilerin islami yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?:

Sünnet . islam . iman . Kur'an-ı Kerim . kıyamet alametleri . Din ve Inanc . Ehli Sünnet . Mehdi . Hadis . Dört incil . Mezhep . cennet . Hıristiyanlık . eshab-ı kiram . tevhid . iman esasları . cinler . Hıristiyanlar . mezhepsizler . cehennem . küfür . ehli sünnet alimleri . ehli sünnet itikadı . mezhepler . amel . isa'nın gökten inmesi . Mehdi'nin çıkış alametleri . ahir zaman . din tahripçileri . eshaba dil uzatmak . islam düşmanları . mezhepsizlik . islam alimleri . incillerdeki çelişkiler . peygamberler . cennetlikler . mümin . sapık fırkalar . hak mezhepler . eshabı kötülemek . eshabı kiramı sevmek . kader . Sinoptik inciller . Hz. isa'nın mucizeleri . mezhebe uymak . eshabı hayırla anmak . Allah'ın sıfatları . Kitab-ı Mukaddes . Hıristiyan inancı . inanç . incil . vehhabilik . ehli sünnet vel cemaat . hadisi şerifler . Yeni Ahid . Muharref inciller . cin . ahiret günü . Müminler . eshabı kiramın üstünlükleri . peygamberimiz . Hıristiyan dünyası . vaaz ve nasihatleri . çarmıha gerilmesi olayı . Kuran ayetleri . Mehdi’nin ortaya çıkışı . islam'ın hakimiyeti . PKK . Ermeni Sorunu . din düşmanları . şirk . ilim . ehli sünnet yolu . Kuran . kadere iman . Yahudiler . tahrifat . Yuhanna incili . Allah'a iman . Misyonerler . mirac . ashaba muhabbet . ashab . müslümanlık . mezhep imamları . itikad . Hz. isa'nın sözleri . hadisler . iman etmek . Ehli sünnet mezhebi . irade . kıyamet günü . hesap günü . kaza . hayırlı amel . Tutku filmi . insanların hayırlısı . eshabı kiramın fazileti .

Son yorumlar