MEZHEPSİZLİK NİÇİN DİNSİZLİĞİN KÖPRÜSÜDÜR?


Bismillâhirrahmânirrahîm

Bilindiği gibi "Mezhepsizlik Dinsizliğin Köprüsüdür" sözü, yirminci yüzyılın yetiştirdiği en büyük alimlerden ve son Osmanlı Şeyhülislam vekillerinden biri olan merhum Muhammed Zâhid el-Kevserî'ye aittir ve merhumun "Makâlât" adlı eserinde yer alan makalelerden birisinin başlığıdır.[1] Bu hikmetli söz, bahse konu makale neşredildikten sonra adeta darb-ı mesel haline gelmiş ve dilden dile yayılmıştır. Bu yazıda, bu sözün ne anlama geldiği ve İslam Dünyası'nın yaşadığı ilmî ve fikrî tecrübeye ne ölçüde denk düştüğü gibi hususları irdelemeye çalışacağız.

Öncelikle başlıkta geçen iki kavramın, "mezhepsizlik" ve "dinsizlik" kavramlarının nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde duralım. Buradaki "mezhepsizlik", hem hiçbir mezhebi tanımamayı, hem de klasik tabiriyle "telfik"i, yani mezheplerin hükümleri arasından bir derleme ve seçme yaparak karma bir mezhep oluşturmayı anlatmaktadır. Zira her birinin ayrı bir usul ve metodu olan mezheplerden hiçbirisini tanımamakla, aralarındaki ihtilafları ve bunların sebeplerini görmezden gelerek bu metot ve usuller doğrultusunda konmuş olan hükümleri birleştirme girişimi arasında netice olarak hiçbir fark yoktur. Çünkü son tahlilde her iki davranış şekli de, belli bir metodu iltizam etmeme noktasında buluşmaktadır. Başlıktaki cümlede yer alan "dinsizlik" ise, hiçbir dini tanımamaktan ziyade, dinler arasında herhangi bir fark gözetmemek ve muhtelif dinlere mensup insanları aynı kategoride değerlendirmek anlamına gelmektedir.

Bilindiği gibi İslam Dünyası'nda başgösteren –ve genellikle Cemaleddin Efganî ile başlatılan– "yenilikçi" hareketin en önemli taleplerinden birisi ve belki de birincisi, Müçtehit İmamlar'ın içtihatlarının artık eskidiği, miadını doldurduğu ve bugünün meselelerine çözüm getirmekten uzak kaldığı gerekçesiyle yeni içtihatlar yapılmasıdır. İslam Hukuku'nun (Fıkıh) modernize edilmesi ve çağa uydurulması için, içtihat mekanizmasının temel unsurları ve belirleyicileri olan Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas'ın yeniden gözden geçirilmesi ve akılcı bir bakış açısıyla yeni yorumlara ve fonksiyonlara kavuşturulması şeklinde başlayan bu hareket, geçen zaman içinde muhtelif veçhelere büründü ve farklı yönelişlere teşne oldu. Her ne kadar yenilikçilerin muhtelif konularda birbiriyle bağdaşmayan çeşitli görüşleri ve bu görüşler etrafında –taraftarları ve karşıtları arasında– cereyan eden tartışmalar konumuzla yakından ilişkili ise de, bu yazının amacı bu ayrıntıya girmek olmadığından, burada sadece yukarıdaki kuşbakışı tesbite şu noktayı eklemekle yetineceğiz: Az önce "yenilikçi hareket" şeklinde ifade ettiğimiz reformist/modernist yaklaşımın talepleri ve teklifleri elbette Fıkıh ve İçtihat sahalarına münhasır değildi. Bu hareketin boyutlarının kaçınılmaz olarak Akait alanına da uzandığını müşahede etmekteyiz.

Nitekim Cemaleddin Efgânî'den başlayarak Fazlur Rahman'a ve oradan da günümüz Türkiye'sindeki bazı isimlere uzanan "İbrahimî dinlerin diyaloğu" söylemi, (kimi zaman bu dinlerin esasta bir olduğu, kimi zaman da Ehl-i Kitab'ın da cennete gideceği şeklindeki iddialarla) reformist/modernist çevrelerin üzerinde ısrarla durdukları bir tez olarak canlılığını muhafaza etmektedir.[2] Her ne kadar meselenin bu boyutu konumuz ile yakından ilişkili değilmiş gibi görünse de, bu yazının başlığı, bu boyutu da ilgi alanımız içine sokmaktadır. Zaten aşağıda izleyeceğimiz 4 merhalenin sonuncusu üzerinde dururken bu nokta kendiliğinden tebellür edecektir...

Evet, reformist/modernist çevrelerin talepleri "yeni içtihatlar yapılmalıdır" söylemiyle, aslında "eski" içtihatların Kur'an, Sünnet, İcma ve Kıyas hakkındaki değerlendirmelerinin geçersizliğini dile getirmiş oluyordu. Peki bu 4 asl hakkında reformist/modernist çevrelerin yaklaşımı genel olarak nasıldır? Bu sorunun cevabını, söz konusu 4 aslın sonuncusundan başlayarak verecek olursak:[3]

1- Kıyas: Kıyas, nasslardaki hükmün dayandığı illetin tesbitine dayanan bir faaliyettir.[4] Dolayısıyla tabiatı gereği, ahkâma ilişkin nassların tek tek ele alınması ve hükme temel yapılması esasına dayanır.[5] Oysa nassların tümünün bir arada değerlendirilmesi (tümevarım) yoluyla mesajı özü/ruhu yakalanarak buradan bütünlük arzeden bir metodoloji geliştirilmeli ve çözüm bekleyen meselelere bu metodoloji esas alınarak cevap verilmelidir. Reformist/modernist çevreler, bu yaklaşımlarına, Malikî mezhebinde tali (ikincil) bir delil olan "maslahat" unsurundan ve özellikle Endülüs'lü Malikî fakihi eş-Şâtıbî'nin bu unsur hakkındaki değerlendirmelerinden de destek aramayı ihmal etmediler. Çerçevesi şu ana kadar net olarak çizilememiş olan "Kur'an'ın ruhu" söylemi ve maslahat prensibinin –belirleyicilik alanı Malikî mezhebinin yaklaşımını çok daha fazla aşacak şekilde[6]– devreye sokulması sonucu Kıyas prensibi devre dışı bırakılmış oluyordu.

2- İcma: Sahabe'nin ileri gelenleri tarafından işletilmeye başlanmış bulunan İcma prensibi, fer'î bir mesele hakkında bir dönemde yaşayan bütün müçtehit imamların içtihatlarının aynı doğrultuda oluşması demektir. Tafsilatını yine Usul-i Fıkıh kitaplarına havale edeceğimiz bu prensip de reformist/modernist çevreler tarafından aşındırılmaya çalışılmıştır. İcma'ın vukuunun mümkün olmadığı; hakkında icma bulunduğu söylenen meseleler hakkında, iyi araştırıldığında aslında ihtilaf bulunduğu, tarihin bir döneminde meydana gelmiş bir icmaın, başka bir dönemde aynen kabul edilmesinin, insan aklının dondurulması demek olacağından, böyle birşeyin kabul edilemeyeceği gibi bir çok gerekçeye dayandırılan İcma itirazları, İmam eş-Şâfi'î'nin konu hakkındaki bazı değerlendirmeleri de istismar edilmek suretiyle[7] güçlendirilmeye çalışılmıştır. Oysa İcma, fer'î bir hüküm hakkındaki bir nassa dayanıyorsa, o nassın bildirdiği hükmü zannî olmaktan çıkarıp kat'î kılması ve İslam Hukuku alanında derin vukufiyet sahibi Müçtehit İmamlar'ın konsensüsü olması bakımından İlahî İrade'nin tesbitinde elbette belli bir fonksiyon icra etmektedir. Üstelik reformist/modernist çevreler, İcma hakkındaki değerlendirmelerinde yukarıda söylediğimiz noktada da durmadılar. Birtakım hadislerde geçen "ümmet" kelimesinin, Ümmet-i Davet dediğimiz gayri müslimler ile Ümmet-i İcabet dediğimiz müslümanlar arasında herhangi bir ayrım yapmadan tümünü, yani bütün insanları kapsadığını ileri sürerek, Hz. Peygamber (s.a.v)'in ümmetinin bütün insanlık olduğunu söylediler.[8] Bizzat Allah Teala'nın Kitabı'nda ve Hz. Peygamber (s.a.v)'in Sünneti'nde en keskin hatlarla çizilmiş olan iman-küfür sınırı, reformist/modernist çevreler tarafından böylece ortadan kaldırılmış ve bunun yerine, özellikle masonik çevrelerin dillendirdikleri "insanlık dini", "tüm insanların kardeşliği" sloganları, İslamî kılıflara büründürülerek yeniden ifade edilmiş oluyordu.

3- Sünnet: Mezhep İmamları'nın içtihatlarının büyük bir kısmının Sünnet'e dayanıyor olması ve Sünnet'in ve hadislerin birçok noktada rasyonel bakış açısına aykırılıklar arz ettiğinin kabul edilmesi, temelde akılcılığa (rasyonalizm) dayanan reformist/modernist hareketi, Sünnet'i ve hadisleri de "sorgulamaya" itmiştir. Tabiatiyle modern akla ve bugünkü bilimsel verilere uymadığı kabul edilen birçok hadis, bu bakış açısı tarafından "uydurma" olarak kabul edildi. Bu yaklaşımı desteklemek için, sadece Kur'an'ın ilahî garanti altında olduğu ve Sünnet için böyle bir garantiden söz edilemeyeceği temel bir tez olarak ısrarla işlendi. Zira işin içine beşer unsuru girdiği anda şüpheci davranmak "bilimsel" davranışın bir gereği idi. Geçmiş alimler tarafından sahih olarak kabul edilmiş olsa da, pek çok hadis, reformist/modernist çevreler tarafından "uydurma" olarak damgalandı. Böylece Sünnet'in büyük bir kısmından kurtulma imkânı doğmuş oluyordu. Burada, alimlerin (buradaki "alimler"den kastımız, özellikle Fıkıh ve Usûl-i Fıkıh alimleridir), mütevatir ve meşhur kategorisine girmeyen hadisleri "ahad hadis" (veya "haber-i vâhid") olarak değerlendirmeleri ve bu tür hadislerin ilim bildirmeyeceğini söylemeleri de, reformist/modernist çevreler tarafından iddialarını destekleyici bir unsur olarak kullanıldı. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer nokta da, "Kur'an'a aykırı hadis olamayacağı" söylemidir. Bu söyleme göre eğer herhangi bir hadis –isterse eski alimler tarafından mütevatir olduğu söylenmiş olsun– Kur'an'a aykırılık teşkil ediyorsa, onun sahih olarak kabul edilmesi söz konusu olamaz. Oysa Kur'an'a aykırı görüldüğü gerekçesiyle uydurma olduğu söylenen hadisler hakkında, meseleyi bütün veçheleriyle araştırmadan verilen bu hükümler, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Sünneti'nin büyük bir kısmının iptal edilmesinden başka bir anlama gelmemektedir. Meselenin bir diğer yönü de, Sünnet'in yol göstericiliğine baş vurmadan Kur'an'a doğrudan gitme söyleminin bünyesinde barındırdığı tehlikeler ile karşımıza çıkmaktadır. Tam bu noktada 4. merhale ile karşı karşıya geliyoruz ki, meselenin en can alıcı noktasını da burası oluşturmaktadır.

4- Kur'an: Kur'an ayetlerinin anlamı ve ihtiva ettiği hükümlerin anlaşılıp uygulanması noktasında Sünnet'in otoritesi de dahil olmak üzere hiçbir vasıta kabul etmeye yanaşmayan reformist/modernist anlayış, bu aşamada artık önünde uçsuz bucaksız bir hareket alanı bulmaktadır. "Fikir hürriyeti", "Allah'ın Kitabı'na aracısız olarak baş vurmak", "Kur'an'ın, kendisini "açık/anlaşılır" bir kitap olarak nitelendirmesi"... gibi pek çok söylem burada devreye girdi ve artık her isteyen, Kur'an ayetlerinden istediği hükmü çıkarma "özgürlüğüne" kavuşmuş oldu. Yüzyıllar içinde bitmez tükenmez samimi çabalarla ve tam bir ehliyetle vücuda getirilmiş olan Tefsir ve Fıkıh kitapları, Müfessirler, Fakihler ve diğer ulema, binbir ithamla töhmet altında bırakıldı ve asırların bilgi birikimi hoyratça çiğnenerek devre dışı bırakıldı. Oysa Kur'an'ın doğru anlaşılması ve tefsiri[9] için öncelikle ilmîliği ispatlanmış bir metot geliştirilmesi gerekir. Böyle bir metot olmadan Kur'an'dan hüküm çıkarmak, onu tahrif etmekle eş anlamlıdır. Nitekim günümüzde bunun büyük bir rahatlıkla yapıldığını görmekteyiz. Her isteyen, Kur'an'dan istediği hükmü çıkarmakta ve "ben böyle anlıyorum" diyerek işin içinden sıyrılmaktadır. Tevrat ve İncil'in aslında çok da fazla tahrife uğramadığı, dolayısıyla bu kitaplara inanan Yahudi ve Hristiyanlar'ın da "hak din" ve "tevhid dini" üzere olduğu hükmünden tutunuz, Kur'an'da yer almayan bir hükmün Hz. Peygamber (s.a.v) de olsa hiç kimse tarafından konamayacağı tesbitine kadar, aslında İslamî olmayan pek çok anlayış, güya Kur'an merkeze alınarak vaz edildi. Kur'an ve Sünnet tarafından konmuş olan en temel sabiteler bile yıkılıp geçildi ve ortaya ne idüğü belirsiz bir din çıktı. Her ortama ayak uyduran, her anlayışa uyan, hiç kimsenin hiçbir anlayış ve hareketine müdahale etmeyen, uyulsa da olur uyulmasa da kabilinden varla yok arası bir din!

İşte bu yazının başından beri 4 merhale halinde sıralamaya çalıştığımız bu hareket, aşama aşama bu noktaya geldi. Din'de Mezheb'in niçin önemli olduğu, tam bu noktada kendisini bütün ağırlığıyla hissettirmektedir. Çünkü Mezhep, dinî hassasiyettir, din hakkında konuşmanın ve dinî bir hüküm vermenin kuralı, çerçevesi ve sistemidir. Mezhep, metot demektir; mezhepsizlik ise metotsuzluktur. Metotsuz, kaidesiz yapılan her türlü faaliyet ise karmaşaya ve yanlışlığa düşmeye mahkûmdur. Mezhep tanımayan insan, kendisini metotsuzluğa, karmaşaya ve belirsizliğe atmış demektir. Dolayısıyla onun, Allah'ın dini hakkında söylediği her söz ve ileri sürdüğü her görüş, daha baştan yanlış olarak damgalanmayı hak etmiştir. Kendisini mezhep imamlarından üstün görerek onların kurdukları sistemleri yıkma selahiyetinde gören kimseler, aslında dinî bir kurumu tahrip etmiş olmaktadırlar. Bunun neticesi ise, yukarıdan beri gördüğümüz gibi sonunda zarûrât-ı diniyye dediğimiz alana kadar gitmektedir. Zira bu hareket, nerede duracağı –onu yürütenler tarafından bile– önceden kestirilemeyen bir "kör gidiş"i ifade etmektedir.

Mezhep tanımadığını söyleyenlere sorunuz: Bugüne kadar Kur'an ve Sünnet'i anlama ve onlardan hüküm çıkarma konusunda geliştirdiğiniz dört başı mamur bir usûl/metot var mıdır? Bu soruya verebilecekleri en küçük bir olumlu cevap yoktur. Mezhep ve metot tanımadığını, geçmiş ulemanın bize bıraktığı devasa ilmî mirası yıkmakla, yıpratmakla meşgul olmaktan başka bir mahareti olmayan böyle kimseler, kendi içlerinde korkunç çelişkilere düşmekten kurtulamıyorlarsa, sebebi burada aranmalıdır. Her ne kadar hiçbir mezhebe bağlı olmama düşüncesi mutlak olarak ve her zaman yukarıda çerçevesini çizdiğimiz "dinsizlik" vakıasına götürmese de, bu başlangıcın, genellikle bu sona götürdüğünü de görmezlikten gelmemiz mümkün değildir.

İşte bugün aşama aşama gelinen noktada bizzat Allah Teala ve O'nun Resulü tarafından çizilmiş olan iman-küfür sınırının pek çok reformist/modernist tarafından ortadan kaldırılması, Muhammed Zâhid el-Kevserî merhumun, bu yazıya başlık olarak seçilen sözünün ne kadar doğru ve hikmetli bir söz olduğunu en anlışılır biçimde ortaya koymaktadır. Selam, hidayete tabi olanlara...

Ebubekir SİFİL


Parça Parça Din

Enam Suresi.159 - Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

Rabbimimizi bu kadar açık ayeti varken hala mezheplerin Hak oluşundan bahsetmek ne kadar acı. Biz sadece ve sadece müslümanlarız diyemedikten sonra, Irakta biz Sunniyiz-Şiiyiz diyenler-Suriyede Biz Sunniyiz-Şiiyiz diyenler, Türkiye de biz sunniyiz-Aleviyiz diyenler (örnekler çoğaltılabilir) kafirlerin gözü önünde birbirlerini kırmaktan vazgeçmeyecek.

Sadece Kuran ve Kuran ışığında sünnetle yetinmeyenlere duyurulur

CVP:Parça Parça Din

Ayeti isine gore senin gibi boyle yorumlajdiklari icin elestirdig8n mezhepler cikti. Herkes anlatildigigibi anlasaydi sadece sunnilik olacankti . Boluk porucumwolan lar dunyaninyadaki dinler. tonla dinvar.

Şimdi siz diyorsunuz ki

Şimdi siz diyorsunuz ki mezhep vardır dinimizde. E be kardeşim Allah bizlere yol gösterici olarak Kuran ı gönderdi Peygamber efendimizide onun elçisi olarak gönderdi. Bizler dinimizi Kuran-ı Kerim ve Peygamber efendimizden öğrendik. Peygamber efendimiz zamanında caferiydi sunniydi hanefiydi bu tarz mezhepler yoktu. Peygamber efendimiz zamanında herkes aynı ibadeti yapardı kimse değişik şekillerde ibadet etmezdi. Bilinçli müslümanlar olalım biraz. Önümüzde yol gösterici Kuranımız var okuyalım. Kuran ı kerim Oku ! diye başlar kulaktan dolma başkalarından duyduklarınızla dininizi yaşamayın. Ben öyle yapıyorum ben inancımı Kuran ı kerime göre yaşıyorum. Hiç bir insanın ne arkasından gidiyorum nede inanıyorum. Türkçeleştirilmiş Kuran var önümüzde okuyun ve anlayın. Kulaktan dolmayın

Evet,doğrudur Hz. Peygamber

Evet,doğrudur Hz. Peygamber döneminde mezhep yoktu ama vahiy vardı.Sahabe arasında bazı ihtilaflar oluyordu Hz. Peygamber'de tasvip ediyordu.Mezhep İslam'dan ayrı bir cüz değildir.

CVP:Şimdi siz diyorsunuz ki

İşte güzel kardeşim,

peygamber efendimize kimse muhalefet edip onun dışında kuranı yaşayamazdı. O nasıl öretirse öyle yaşaması gerekiyordu..

Ama peygamber vefat edip, ashapta bir bir aramızdan ayrıldıgında peygamberin kuranı yaşama şeklini bozmaya çalıştılar.

Yok dediğin mezhepler peygamber efendimizin kuranı kerimi yaşadığı şekli bir sonraki nesillere aktardı.. benzetmede hata olmazsa digital fotograf makinası kamera gibi. Mezhep imamları peygamberimizin islamı yaşama şeklinin her karesini teker teker fotograflayıp bizlere aktardı..

Okuyunuz.

http://www.empoze.net/mezhepler/sunni-mezhepleri-peygamberin-yasam-bicim...

http://www.empoze.net/ehli-sunnet/peygamberin-mezhebini-buldum.html

Allahın bizden ne istediğini hiç düşündünüz mü?

Peygamber efendimizin ahlakı Kuranda belirtilen hepimizden istenen ahlaktı. Sünneti yerine getirmek isteyen için peygamber ahlakını örnek almak yeterli.
İslam bize İNSANCA yaşamamız için gönderilmiş bir dindir.
Tek kaynağı son elçi ile gönderilen KURANDIR. Hadis adı verilen rivayetler peygamberimiz bu dünyadan ayrıldıktan yaklaşık 200 yıl sonra ortaya çıkmıştır.
İslama zarar veren bir emevi hanedanlığı kimbilir ne tahribatlar yaptı ve insanları Kurandan uzaklaştırmak iktidarlarını meşru kılmak için yeni hükümler koydu Kuranı değiştiremeyeceklerdi yapmaları gereken en mantıklı şey Kuranın önüne Hadis adı verilen sözleri geçirmekti.
1400 yıl önce Kuranla dini yaşayanlar, bu gün geri kalmış, sefalet içinde, hristiyanların köleleri olmuş katlediliyor tecavüze uğruyorlar, peki soruyorum size bu kadar mükemmel bir inanca inanan insanlar bir yerde yanlış yapmıyorlar mı ki bu gün bu zavallı haldeler?
Kurana inanıyorum ve elçinin ahlakını sünnet olarak uygulamaya çalışmanın yeterli olacağını düşünüyorum.
Peygamber torunlarınI KATLEDEN adamların iktidar oyunlarının sonucu olarak bu gün yaşanan şeyin bozulmuş islam olduğu aşikar. İslam dünyasının en kısa zamanda gerçek islamı yaşamaları kıl tüy entari sakal gibi şeylerle oyalanmamalarını Allahın bizden asıl istediğini bulmalarını diliyorum.
Allahı anmak günahkar olmanıza gönüller yıkmanıza insanlar yakmanıza engel olmuyorsa emin olun ibadetiniz hiç bir işe yaramıyor.
Mezhep imamları meZhep kurmamıştır onlardan sonra gelenler mezhep olarak resmileştirmişlerdir. Belki de islamı anlamaya çalışan bu din alimleri şu an kendilerinden sonra isteyerek olmasa da islamda bölünmeye yolaçtıkları için mezarlarında dört dönüyorlardır.

Cevap

Peygamber ümmetlerinin bu kadar katliyama uğramalarını mezheplere bağlayan kardeşim Dünyaya adalet dağıtan ve 600 sene 3 kıtaya hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu mezhepsizmiydi ? Ehl-i sünnet vel cemmat 4 mezhebe bağlıydılar. Şu an ki halimiz peygamberimizin yolundan gitmeyip gevşeklik ettiğimiz içindir. Emeviler zamanında tahrip olan kitaplardan bahsediyorsunuz sürekli peki kardeşim benim bunca muhaddis milyonlarca hadis-i şerifi hıfz edip binbir meşekkatlerle titizlikle ravileriyle topladıkları milyonlarca hadisi günümüze getiren İmam-ı Buhâri İmam-ı Mâlik Ahmed b. Hambel ve bir çok alime bu kadar açık iftira atmak hem kolaycılık hem zulümdür.

CVP:Allahın bizden ne istediğini hiç düşündünüz mü?

Mezhepler peygamberin islamiyeti yaşama biçimidir.

Hadisi şerifleri bize nakledenler aynı zamanda kuranı kerimi de bize aktardılar. Eğer hadislerde iddia ettiğiniz gibi uydurma tahrifat yapacak kadar şerefsizlerse emin olun aynısını kuranda da yapmışlardır..

Günümüzde islam dünyasının geri kalmışlığını geçmişe yükleyenler kanuni, fatih dönemlerini nasıl anlatacaklar? dünyada süper güç olmuş bir cok islam devleti var. Biz islamiyetten uzaklaştıgımız için bugün geri kaldık.

bakınız:

http://www.empoze.net/bilim/neden-geri-kaldik.html
http://www.empoze.net/bilim/yok-sayilan-islam-alimleri.html
http://www.empoze.net/ehli-sunnet/hadislere-guvensizlik-kuran-a-tuzaktir...

Ben küçük bir çocuğum

Ben küçük bir çocuğum
Dini senden öğrendim diyelim.

Abi biliyon mu? Allah Bir, Kur'an-ı Kerim' de bir, Peygamber Muhammed ( S.A.A.) de bir....
Abi neden mezhep 4 ? Allah mı dedi 4 mezhebe ayrılın diye ? Neden 4 tane Allah yok ? Neden 4 tane Kitap yok ? Neden abi ? Neden 4 taneden çok namaz şekli var abi ?

Ajitasyon mu bu söylediklerim ? Yoksa abim dediğim kişi kendisini atalarının üzerinde bulunduğu mezhepciliği İslam' mı zannediyor ? Halbu ki İslam Dini Bilginleri mezhep kurmamışlar. Ardından gelenler mezhebe dahil etmişler.

Abi biliyon mu ? Mezhepcilik ile beni kandıramazsın, ben Muhammed Dini Adı İslam' a tabiyim. Sen kapında kul olsun diyen bir toplumun yansımasısın. Abi bunu ufacık aklım ile şöyle yorumladım

" Mehzepcilik deryasında dalan denizde yüzen balık gibidir. Balıktan başkası suya doymaz. Her balığı yiyen bir balık, o balığı tutan da bir balıkçı olduğunu unutmamak gerekir. Benim mezhebim en iyisi dedikçe balıkçılar dinamit kullanmaya başladı....."

Abi sana saygı gösterdim sen de SEV BENİ. AÇ GÖZÜNÜ ABİ , MÜSLÜMANLAR BİRLİK OLMALI. MEZHEPCİLİK İLE NE YAPTILARDA MÜSLÜMANLARI GÜNÜMÜZ ZULMÜNDEN KURTARDILAR ? Ne kadar birleştirebildiler ? Ve Selam

CVP:Ben küçük bir çocuğum

Müslümanlar birlik olmalı deyip arkasından yüzmilyonlarca takipçisi olan MEZHEP'leri yok saymak onları inkar etmek bu birliğe atılan dinamittir.

Yukarıda ne dedik, mezhepler peygamber efendimizin islamiyeti yaşama biçimidir. O nasıl yaşadı ise mezhepler bize öyle aktarmıştır.

Elinizde bir fotograf makinası ve bir nesneyi, bir arabayı, bir evi ya da bir şehri dört farklı cihetten fotografını çekseniz. yani güney kuzey dogu batı..

4 farklı fotografı bastırıp önünüze koysanız, bu nedir diye hiç biri de aynı değil diye her birnin farklı bir insan, araba ya da ev oldugunu mu iddia edersiniz?

Yüzeysel olarak baktıgınızda inkar edebilirsiniz. Fakat boyutsal ve analatik olarak düşünün baktıgınızda gerçek önünüzdedir.

4 hak mezhep hiç bir şekilde birbirinden farklı değildir. Aynı şeyi bize aktarıyorlar. 4ü de peygamber efendimizin islamiyeti yaşam biçimini aktarıyor..

* * *

Şunu asla unutmayın: o dönemde bir fotomakinası, kamera yoktu. peygamber efendimiz 23 sene islamiyeti tebliğ etti. dile kolay 23 sene ve bu da toplamda 8bin gün demektir.. yaklaşık günün 18 saatini ashabı ile geçirse. bu 140bin saat demektir.. her olay nakil edilse en az 140 bin tane hadis kayıdı olması gerekir..

Fakat her olay her an nakil edilmedi. mezhep imamları gelen verileri toplayıp onlardan yola çıkarak bir yaşam biçimini ortaya koymaya çalıştılar. Bir sonraki nesillere derli toplu aktarabilmek için. 4 tane mezhebin olması bile çok büyük bir mucizedir. Peygamber efendimizin islamiyeti yaşama biçimini dört farklı perspektiften bakabilmekten daha güzel ne olabilir..

beynim aklım almıyor diye inkar kişiyi küfre götürür.. acizetini bir noktadan sonra kabul etmeli insan.

http://www.empoze.net/node/53

teşekkürler

öncelikle yazı için çok teşekkürler Aslında olay başından beri ortada ve çok basit ve hepsi şu can alıcı cümlede gizli ((Sünnet'in yol göstericiliğine baş vurmadan Kur'an'a doğrudan gitme söyleminin bünyesinde barındırdığı tehlikeler ile karşımıza çıkmaktadır.)) tüm mesele bundan ibaret, insanlar kısa yoldan zirveye ulaşma derdinde! Kur'an'ın ilahi bir kitap,bir nevi Yaratıcıdan bir mektup olduğunu tüm müslümanlar biliyor, fakat bu hakikatlere ulaşırken günlük hayatlarından, yaşam tarzlarından, çevreleriyle olan münasebetlerinden, mümkünse nefsi olan hiçbişeyden taviz vermemek istiyorlar.. eee zaten felsefe belli '' kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız'' fe subhanallah, sanki efendimiz(s.a.v) haşa Kur'ana uymak zor geliyorsa Kur'anı kendinize uydurun dedi... Ama gidişat öyle ne yazık ki....

MEHSEB

ARKADAŞLAR KİMSE DEMESIN MESEBSIZLIK KAFIRLIKTIR BİZE KURAN VE SAHİ HADİS YETER BİLINDIĞI GİBİ SRI SADETE MESHEB DENILEN BİR ŞEY YOKTİ NASIL OLÜRDA BUGÜN MESEHEBLERİ DİNSIZLIK OLARAK KABUL EDERİM

SELAMUNALEYKÜMVERAHMETULLAH.

SELAMUNALEYKÜMVERAHMETULLAH.SEVGİLİ ARKADASIM MADEM PEYGAMBER ZAMANINDA MEZHEP DUSUNULEMEZSE.BIR MEZHEPE BAĞLI OLMAK DİNDEN DEİL DIMI?HEM BIR MEZHEBE KORU KORUNE BAGLANACAGIMIZA DAIR HAK MEZHEP ALIMLERINDEN HANGISI BANA TABI OLUN DEMIS.BIR MEZHEBE BAGLI OLUNACAGINI KIM NE ZAMAN SOLEMIS ONA ONCE BIR BAKARMISN.Kİ O MEZHEP ALIMLERI KURAN VE SUNNETI GOSTERİYOR.ONLARI TAKLIDMI EDICEZ YOKSA ONLARI GETIRDIGI HAKKAMI TABI OLUCAZ BUNLARI KARISTIRMAMAK LAZIM...

Mezhepsizlik

Merhaba, Mezhepleri tümden reddetmenin yanlış olduğu gibi değiştirilemez olduğu da yanlıştır. Mezhep alimlerinin biyografisini okuduğumuzda hepsinin bir deha olduğunu görürüz. Ancak neticede onlarda beşerdir ve yanılabilir. Nitekim Ebu Hanife ile ilgili şöyle bir hadise anlatılır. Bizlerin de bu hadise ışığında hareket etmemizde fayda var diye düşünüyorum. Diğer taraftan insanları din düşmanı vs gibi göstermeyelim. Çünkü inanıyorum ki herkes doğruyu bulma çabası içerisindedir. Bir kişiyi bizim görüşümüze uymadığı için suçlayıp aşağılamaya çalışmak İslam etiğine uygun bir davranış değildir. Netice de kişi görünüşte kafir gözükse bile İslam inancına göre "küfründe samimi" olması lazım, yani bilinçli bir küfür gerekiyor. Değilse veya emin olunmuyorsa kafir demek büyük bir vebal olur. Saygılarımla "O, ihlası sebebiyle kendi görüşünün kayıtsız şartsız şüpheden uzak bir hakikat olduğunu ileri sürmez ve şöyle derdi: «Bizim bu sözümüz, bir görüş olup bize göre erişebildiğimiz en iyi neticedir. Birisi bizim bu görüşümüzden daha güzel olanını ileri sürerse, bize değil, ona uyulması daha evlâdır.» Kendisine; «Ey Ebu Hanîfe, senin verdiğin bu fetva, şüphesiz bir gerçek midir?» denildiğinde, Büyük İmam; «Bilmiyorum, belki de şüphe götürmez bir bâtıldır.» diye cevap vermiştir. Talebesi Züfer der ki: «Biz, Ebu Hanîfe'den ders okurduk, Ebu Yusuf da yanımızda idi, onun söylediklerini yazardık. Bir gün Ebu Yusuf'a o şöyle dedi: “Ey Yakub, vay haline! Benden her işittiğini yazma. Çünkü ben, bu güne göre böyle düşünüyorum, belki yarın bu görüşümden vazgeçerim. Belki de yarın başka bir görüşe sahip olurum. Fakat, ertesi gün onu da bırakabilirim.»

Abdestsiz Kuran

Bu konuda alimler arasında ihtilaf vardır. Sevgili peygamberimiz de "Ümetimin ihtilafı rahmettir" dediğine göre konuyu çok abartmayıp edindiğimiz kanaate göre muamele yapmamızda fayda var.

DİKKAT EDEREK YAZ PEYGAMBERİN DİLİYLE SEHVENDE OLSA YLNŞ SÖYLEME

ÜMMETİN İHTİLAFI RAHMET DEĞİL VAHŞETTİR, FELAKETTİR.

'İSLAM AİLİMLERİNİN MUHTELİF GÖRÜŞLERDE , KUR'AN-I KERİM ÇİZGİSİNİN DIŞINA ÇIKMADAN FARKLI İÇTAHATLARDA BULUNMALARI 'RAHMETTİR'.

mezheplerin çıkışında

mezheplerin çıkışında önceki müslümanların mezhebi yok onlar dinsizmi olacak şimdi.

mezheplerden önce yasayan

mezheplerden önce yasayan müslümanlar zamanı resulullaha yakın olduğu için ve sahabeyi güzin hayatta olduğu için ihtilafla mesele yoktu.ama onların vefatından sonra çıkan ictihadi meseleler için mezhep imamları (allah razı olsun ) bu işe soyundular ve çok büyük bir fedakarlıkla bu işi hallettiler. sakın unutulmasın ki hiç bir mezhep imamı ben mezheb kuracam bana uyun dememiştir benim görüşüm budur demiştir ve bu görüşü muhakkak kuran ve hadisten almıştır ve resulullahın buyurduğu gibi ümmetimin ihtilafı rahmettir diyor tüm mezhep imamlarını kötülemeyenleri saygıyla selamlıyorum

Peygamberimiz zamanında

Peygamberimiz zamanında ‘mezheb’ var mıydı?
Mezhepler ayet ve hadisleri farklı anlamaktan kaynaklandığına göre, Peygamberimizin zamanında mezhep olması düşünülemez.

Çünkü Resulullah (sav) zamanında bir mesele olduğunda, sahabiler Peygamberimize geliyor, soruyordu. Peygamberimiz hüküm veriyor, muhakeme için gelenlerin davalarını neticeye bağlıyordu.

Şayet sorulan şey yeni ve hakkında ayet nazil olmayan bir mesele ise Allah’ın hükmünü bekliyordu. Bu sual üzerine o meselede hükmü ya Allah’ın bildirmesi ile Resulullah (aleyhisselam) veriyordu veya bir ayet iniyor, mesele hakkında hüküm bildiriyordu. Şayet indirilen ayet-i kerime açıklamaya muhtaçsa, Peygamberimiz (sav), o ayeti izah ediyordu.

Resulullah bir meselede ne diyorsa, Sahabiler onu yapıyorlardı. Çünkü bununla ilgili Allah’ın emri kesindi: “Deki; ‘Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da sizi sevsin.” (1)

Başka bir ayet-i kerime ise şu mealdeydi:
“Peygamber size ne emretmişse alın, neyi yasaklıyorsa ondan da kaçının…” (2)

Böyle olunca, Asr-ı Saadette her meselede hükmü Allah ve Resulü bildirdiği için, Resulullah hayatta iken farklı mezheplere ihtiyaç yoktu.
1. Âl-i İmran Sûresi, 31.
2. Haşr Sûresi, 7.

YETERİNCE AÇIK OLUR İNŞ.

Selam' un Aleyküm " ALLAH

Selam' un Aleyküm

" ALLAH İÇİN ZULÜM EDENLER YA DA ADAALET İÇİN AATIL BİLİMLERİNİ KULLANANLAR GÖZLERİNİN ÖNÜNDEKİ PERDELERİ GÖREMEZLER"

Kıyas ilmi sadece matematikte vardır ki konumuz matematik değildir
Bir de şeytan çok kullanır da kendisini Adem' den üstün görmüştü ve kıyasın sonunda bir tercih yapmıştı da kendisinin daha hayırlı olduğuna kanaat getirmişti.

Mezheplerin gerekliliği diye bahsetmek ile fitneliği kabul etmiş olursunuz ki Cem değil ayrılık çıkmasına neden olursunuz. Namazda Cem edenler kendilerini unuttular mı ? Birlik olunsa olmaz mı ?
Bir de evliyaları mezhebe dahil etmeniz ve 4 mezhep HAK demeniz yok mu ? Sünnette yeri olmayan, Kur'an-ı Kerim' de açıkça uyarılan mezheplere, fırkalara bölünme İslam' ın yayılmasına en büyük engel olur ki tarih ve günümüzde yaşadıklarımız tokat gibi çarpıyor bizlere.

Efendim mezhepsizlik demek kafirlik ve dinden çıkma diye nitelendirenler önce Kitap' ı okuyarak anlamaya çalışsınlar ki anlayarak okuma denen münafıklıktan kurtulurlar.
Anlayarak okuyorum diyen açık ve seçik olarak kendini peygamber ilan eder de bak nasıl da şeytan insanlara tuzaklar kurmuş ? O hal Had' dimizi bileceğiz ve okuyacağız. Sonra anlamaya çalışacağız. Burada birçok ayet ve hadis okuyarak sözlerimin doğruluğunu kanıtlamaya çalışmak istemiyorum. Sadece şu soru size yeter. Kıyas ile kendilerini, mezheplerin daha üstün ve gerçek müslüman olarak zannedenler hayatınızda kaç tane Ehli Kitap' tan kişi müslüman oldu sayenizde ? Ya da değiştirilmiş İncil' i yayınlayanlara kaçınız yanıt yazdı ? Naptınız peki ? Mezhepsizliği kafir ilan ettiniz. Kaçınız şeytan vesvese verdiğinde Allah' a sığındınız ve inat etme şeytan gel müslüman ol dediniz ? Naptınız peki birbirinize demedik laflar bırakmadınız. Arada bir Mehti olduğunu iddia edenler çıkmadı mı ? Arada bir İsa zannedenler. Öyle körü körüne bağlandınız ki gözünüzün önünü bile göremediniz. Kanıt mı istersiniz ? Bak çevir ve devir görmeyen gözünü Orta doğuya... Afrikaya ne dersiniz ? 1. ve 2. dünya savaşı ? Olmadı mı yetmedi mi ? Afganistan uymadı mı ?...

Mucize mi lazım ? Peki mucize isteyenlerin hikayelerini okumadınız mı Kur'an-ı Kerim' de ? Ya mucizeler geldikten sonra inkar edenler olur iseniz ? Ya mucizeler geldiğinde imanınızın çok bir anlamı yok ise ? Ne olacak şimdi ?

Sahte Mehtiler, kendilerini Mehti sananlar açın kulağınızı, size Allah' tan bir hidayet dokundu da nasıl kendinizi Mehdi ilan ettiniz ?
Birde efendim şu mezhep yanlış biliyormuş Mehdi' yi de, yok bizim mezhep ve bizler doğru biliyoruz da.... Kanıtınız nedir ? Ben mi var ? Alın çukurluğu mu ? Kaşlar da yay gibi... İlminizi söyleyin bana size kim olduğunuzu söyleyeyim ki şeytan kıyas ilmini vesvese verir sizlere de nefsiniz uyuverir. Ne kötü arkadaş değil mi ? Adama diyoruz kardeşim delil göster Mehdi olduğuna adam zannediyor ki dağları yürütmem lazım, gökten de uydudan ses geldi de magazin tv dünyası ciddiye almadı diyor. Ya da birileri çıkıyor da bu mavi ışık projesi felan... Bazıları da yok diyor ya hüsnü zan hüsnü zan.Bak demedim, birileri diyor bana, hüsnü zan ediyorlar diyor. Efendim şeyhim bana asa gönderdi, tövbe ya Rab' bi... Sabır ya Rab' bi, Sabır...

Diyeceksiniz ki sen kimsin. Vallahi de billahi de ben Allah' tan bir kulum. Kul olmaya çalışıyorum. Nefsimi yenmeye çalışıyorum da bana develik ediyor. Had' dimi bilirim. Peki Size bir kaç uyarıda bulunsam. Hani kendilerini Mehti sananlar, İsa zannedenler var ya, onlara bir kaç tokat atsam enselerini de sizde çok kolay yöntemlerle seçseniz doğrumu yalancı mı diye ? Olmaz mı ?

diyorum ki Mehdi, Allah' ı anmak için sürekli şeytanı ağzına laf yapmaz. Vesvese geldiği vakit Allah' ım sana sığınırım, bana vesvese veren ve tuzak kuran bilip bilmediğim şeylerden sana sığınırım. Haydi bakalım hodri meydan. Aç Kur'an-ı Kerim' i kardeşim. 1. sayfa, 1. ayet. Başlangıcı oku ne var ? Euzu Besmele mi ? Değil. Besmele olmasın, hani orada ayan beyan duruyor ya, hani şeytandan Allah' a sığınırım diyerek duaya başlayanlar kafanıza kaynar su mu lazım ya da çok soğuk su mu lazım görmeniz için ? Peki

diyorum ki Mehdi, Allah' a yakın kul olmak için şeytanı ağzına almaz. Yani sizin anlayacağınız namazda euzu besmele çekmez. Sadece besmele çeker. Çünkü ister ki Allah' a secde ederken şeytanın adını anmayayım, yoksa Allah' a yakın olamam der. Muhammed ( S.A.S.) de namazda şeytanın adını anmazdı. Anmamak demek olmadığının ya da yaşamadığının anlamına gelmiyor. Parça parça olurum, namazda söylersem perişan olurum. Namazın içinde şeytanın isminin ne işi var ? Zaten vesvese veriyor. Bir de Allah' ın yanında şeytanı mı anayım ? Düşmanımın adının namazda ne işi var ? Muhammed ( S.A.S.) Ezan' a eklerdi de ümmeti Muhammed şeytandan sığınmak için namaza dururdu. Şeytanın, cinlerin, şeytanların ve bunlara destek olanlar vesvese verdiği vakit Allah' a sığınırım da düşmanlarımı Allah bilir. Hesap sorucu olarak Allah bana yeter, yarattığı her şeye yeter, Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır. Ey Yüce Mevla, şu düşmanlarımı zelil edecek türden iman ver bana, düşmanlarımı aşağılayacak türden hidayet ver, ilham ver, ilim, hikmet, anlayış ve kavrayış ver.... Ben şeytanı nerede anacağımı bilirim ama namaza sokmam. Çünkü benim namazım San' a yakın olmak içindir. Umarım namazlarımı kabul edersin, ismini anar iken titrediğim Ey Had, yegane Mabud, Ahad artık Sen'indir. Buna inandım şanı yüce Allah' ım dualarımı da kabul edeceğini umuyorum.... ( Amin )

Kıyascılar, sizi gidi gidi sizi gidi gidi.... Allah' a çok şükürler olsun ki aklım, sağlığım yerinde. Hangi mezhepten olduğunuzun benim için önemi yok. Ben evliyaları mezhepsiz bilirim.
4 halife de mezhepsiz di. Ali' yi de " Ali' ye biat edenler " diye isimlendirdiler de Ali (K.V.) tüm müslümanları bir çatıda toplamak için kıyam ederdi, savaşırdı...

Evliyalar mezhepsiz deyince sizin taabirinizce evliyalar kafir mi oluverdiler ? Nasılda kötü hüküm veriyorsunuz diyen ayetleri görmediniz mi ? Duymadınız mı ? Okumadınız mı ? Anlamadınız mı ? Kavrayamadınız mı ? Bilmediniz mi ? Mezhepsizliği kafirlik ve dinden çıkmadır diyerek inananlara soruyorum, tekrar soruyorum.

EVLİYALAR MEZHEPSİZ DEYİNCE KAFİR Mİ OLUVERDİLER ? ŞİMDİ DİNDEN Mİ ÇIKTILAR ?

Siz deyince herkes alınmasın lütfen. Kıyas kapısından geçmeyen, Ehli Sünnet kişilere Selam olsun...

Hani kendilerini Mehti sananlar, İsa zannedenler var ya, onlara bir kaç tokat attım enselerine ,ne yerden, ne gökten, ne de ikisi arasından delil veremediler , madem veremediler ben de gücüm yettiğince enselerine tokat getirdim, sesi size geldi mi ? Yoksa uydudan mı tokat istersiniz ?

Sabır ettiniz, okudunuz. Belki kızdınız, belki tebessüm ettiniz. Sağolun
Dilerim Allah' tan sizlere ilim dokunuverir de İslam' ın doğru anlaşılmasında katkıda, sünneti ihyada , hayra ve barışa yönelik amellerinizde değil tuz, koca koca kepçelerin taşıdığı şaşmaz bilgiler ile hizmetleriniz olur. ( Amin )

Kul

Aleyküm Selam

1400 senedir mezhep var.

1400 senedir mezhep var. herkes ona göre islamı yaşıyor da şimdi mi yanlış olduğu anlaşıldı. O kadar evliya enbiya gelmiş geçmiş hepsi bu mezhepler hakkında hak demişlerde siz ne ayaksınız da bunun bu gün yanlış olduğunu savunuyorsunuz. Bizler sizleri biliyoruz ve sizleri Allah a havale ediyoruz... Ne kadar uğraşsanız boş. İmam azam ebu hanife gibi bir zat islm uğruna hapislerde çürümüş. Siz islam uğruna böyle bi dert edinebilmişsiniz mi ki öyle bir zatı eleştiriyorsunuz.
Allah hidayet versin...

EL YANIT : 1400 senedir mezhep var

SELAM' UN ALEYKÜM

" ALLAH İÇİN ZULÜM EDENLER YA DA ADAALET İÇİN AATIL BİLİMLERİNİ KULLANANLAR GÖZLERİNİN ÖNÜNDEKİ PERDELERİ GÖREMEZLER "

Sayın Şeref

4 mezhep HAK demek farklı bir şeydir
Mezhepleri savunmak farklı bir şey

Siz 4 mezhep HAK deyince, mezheplerin olması gerektiğini savunanlardan mısınız ?
ya da
Siz 4 mezhhep HAK deyince, bu ayrılığa neden olanların karşısında mısınız ?

Tarafınızı belli ediniz de oldu ya beklenen Mehdi alevi çıktı. Ya da Şii, ya da Hanefi, Ya da Şafii...

Ne yapacaksınız ? Muhammed ( S.A.S.) efendimizi seviye olarak aşağıda görenler yahudiler değiller miydi ?
Talut' u da fakir görmemişler miydi ? ( 2/Bakara, 247 ye bakabilirsiniz)

"Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." ( 42 / ŞÛRÂ, 23 e bakabilirsiniz)"

Diyen Kim ? Tanıdık geldi mi size ?
Diyenin sözüne karşılık Hüseyin' in canına kıyanlar kimlerdi ? İhanet edenlere bela olarak mezheplere ayrılmayı kendi üzerilerine yazılan kimseler ki onlar mezhep savunucularıdır gözlerinin önündeki perdeleri göremezler.

Biz asıl Ehli Beyt sevenleriz diyerek ortada naralar atmayın. Oldu ya yarın bir gün Suriye ye saldırıda bulunuldu ?
Diyeceksiniz ki onlar arabtı, Hüseyin' i kesen araplardı

İran' a saldırdılar oldu ya , yok canım onlar sapıktı mı diyeceksiniz ?

Tassavufta 41 yol vardır. 1 yol Ebubekir Sıddık' tan gelir , geri kalan 40 yol ise Ali ( K.V.) den gelir.
Bir tanesi belli, Adıyaman Menzil tarikatı. ( ne kadar doğru iş yapıp yapmadıklarını sonra tartışabiliriz ama gerçek ortada )

Ehli Beyt' i sevenler ve yolundan gidenler
Doğru söylüyor iseniz ve haydi 40 yolu gösterin, madem takvada üstünsünüz, madem mezhebiniz çok üstün 40 tanesi de elinizde olması gerekir. NEREDE KARDEŞİM 40 YOL ? ÖNCE BUNUN HESABINI SORARLAR. HANİ EHLİBEYT SEVENLERDİNİZ.
SEVME BÖYLE Mİ OLUYOR ? EHLİ BEYT' İN YOLUNDAN KİM GİDİYOR İSE KIRK YOLDA ONDADIR.

KENDİNİZİ DEV AYNASINDA GÖRMEYİN, Adıyaman Menzil tarikatı başını da Seyyit sanmayın. Seyyit olan kırkı elinde olur, ancak Sıddık' tan gelenle yetinen Seyyit olamaz. Şerif olamaz.

Utanmadan ben seyyidim, şerifim demeyin. Bu Muhammed ( S.A.S.) efendimize bir hakarettir. Seyyit ve şerif olunmaz, doğulur. Haydi 40 kapıyı verin bana inanayım size. Hani Ehli Beyt' i çok sevenler, yolundan gidenler diye kendinize yakıştırıyorsunuz ya, o elbise size bol gelir. İçinde kaybolursunuz, sizin ölçülerinize uymaz. Elbisenin bol gelmesini bir düşünün de bitlik yapmayın. Pirelik etmeyin. HAD' dinizi bilin !

Şeyh Nazım Kıbrısi de Seyyid değildir. Kendileri Karınca dilini bilir.
Karıncalar nefis öldürmeyi bilirler de Davud' un Süleyman' a uyguladığı testte destek vermişlerdir.
Muradını almasını destek verenler karşılıksız bir iş yapmaz. Ücretleri Süleyman' ım yüzüğü idi, asası idi. Allah bilir nerede saklıyorlardır. Allah Bilir Şeyh Nazım Kıbrısi bile yerini bilmiyordur. Umuyorum ki bilemez.
Nedeni ise
Sultanlar yetiştiren bu tarikat şimdilerde 2 kutub yetiştirmiştir. Yetiştikleri kutublardan biri Adnan OKTAR diğeri ise Amerika da olan kişidir. İkisi nasıl iki kutubun etkilenmesiyle oluşumuna destek verdikeri elektrik akımı gibi, insanlar arasında kutublaşma oluşturup Mehdi' nin çıkması için çabalarlar. Fakat Beklenen Mehdi geldiğin de Allah' ın izni ile kutublar için de, yetiştiren için de hükümü verir. Adnan Oktar da bu gidişat ile Mehdi olamaz. Had' dini bilecek , tek taraflı yorum yapan ve kendi bildiğini üstün gören tek gözlü olmaya yakın olur. Anlayan anlar. Dilerim dediğim şey olmaz ama inadında devam ederse olaki yüzüğü de ele geçirir ise o hal görün neler oluyor.
Allah bağışlasın bizleri.

MURAT HIRSIZLARI : ADNAN OKTAR, ŞEHY NAZIM KIBRISİ VE TÜM BAĞLI OLANLAR, MENZİL TARİKATI

ADNAN OKTAR NEDEN GÜZEL KIZLARLA ÇIKAR, GENÇ YAKIŞIKLI ERKEKLER İLE ÇIKAR ?
AMAÇ KENDİSİNE BAĞLI OLANLARDAN ( ŞEHYE BAĞLI KİŞİ MURADINI ŞEHYE TESLİM EDER DE, KİŞİ NEFSİNİ YENER İSE ŞEHY GERİ ONA TESLİM EDER. OLDU Kİ NEFSİNİ YENEMEDİ O HAL GELDİĞİNDE MURADI NE İSE TESLİM EDİLİDİR. HAKİKAT MAKAMI )

Sizin gençliğinizi nazarla alan, hüsnü zan ile kutuplaşmanızı sağlayanlardan uzak durunuz. Çünkü size HAKİKAT makamını anlatmadan elinizden muradınızı almak isterler. HIRSIZLAR, NE DE KÖTÜ İŞ YAPARLAR ONLAR. BİLEREK KONUŞUN, BİLMEDEN SAKIN OLA ADNAN OKTARA SEN MEHDİSİN YA DA MEHDİ DEĞİLSİN, SEN ÇOK YAKIŞIKLISIN YA DA ÇOK ÇİRKİNSİN DEMEYİN. ELİNİZDEN MURADI ALIVERİRDE BAKA KALIRSINIZ.

MENZİL TARİKATINDAN UZAK DURUN. ÇÜNKÜ KENDİNİ SEYYİT SANAN BİR KİŞİ SIDDIKTAN ÖĞRENDİĞİ İLE ANCAK ZINDIK OLUR DA ÇORBASI SİZE HARAM OLUR. SÜLÜK GİBİ YAPIŞIR SİZE DE AYRILINCA FELÇ OLURSUNUZ. ÇORBASINDAN İÇMEYİN.

Ben niye ADNAN OKTAR MEHDİ OLAMAZ DEDİM ?

Bediüzzaman Said Nursî ( doğum. 5 Ocak - 12 Mart 1878 ) Hizan, Bitlis - vefatı. 23 Mart 1960
Adnan Oktar (doğum. 1956, Ankara),
Salih Özcan Hocaefendi ;Üstad hazretleri bana "Keçeli ben Mehdi'yi görmeyeceğim ama sen göreceksin" dedi. ....
1- Said Nursî yalancı mı ?
2- Adnan Oktar doğduğunda Said Nursî yaşıyordu.
3- Salih Özcan Hocaefendi mi yalan söylüyor o hal ?
4- Mehdinin doğum tarihi ya 1878 + 100 ya da 1960 + 100 olmalı Said Nursi' den 1 asır sonra. 1960+100 Olması demek Salih Özcan Hocaefendi' nin 2060 a kadar yaşaması demektir. O hal mehdinin doğumu 1978 dir ya da dilerim Salih Özcan Hocaefendi 2060 a kadar yaşar.

BİLMEDEN KONUŞARAK BOŞA HÜSNÜZANLARLA MURADINIZI KAPTIRMAYIN. HIRSIZLAR ÇOK, UYANIKLAR DAHA DA ÇOK .... ALLAH TEK, BİR ve DİRİDİR. BU DA benim hırsızlara KOMAM olsun, benim komam Süleyman' ınkine benzemez demiştim.

Peki diyeceksiniz ki Muheterem Zatlar var. Celaleddin Rumi, Hacı Bektaş, Bediüzzaman Said Nursi...
Bunlar kim ? Bunlar gerçek Allah dostlarıdır. Bu kadarını söyleyebilirim. Bunların sırrını söyleyemek bana haramdır. Çünkü sırrı bilmek ile bilip de uygulayabilmek farklı şeylerdir.Uygulayamadığım için dile getirmek bana haramdır. Tam anlamı ile bilmiyorum demektir. Ben de tam anlamı ile bilemediğim şeyi size söyleyemem.

HAK : Gerçek

4 mehzep HAK : 4 tane mezhebin varlığının gerçekliğidir

Nasıl ayak 43 numara ise, boy da 181 cm ise bunu inkar edebilir misiniz ?

HAK iki anlamda kullanılır

1. Anlam Gerçek
2. Anlam Pay

Bana Hakkımı ver demeyin. Bana payımı ver deyiniz
Hak geldi baatıl yok oldu da maksat gerçek geldi baatıl yok oldu demektir
Hakkını aramak ile Hakk' ını aramak farklı anlamlı sözlerdir. Hakkıdır Hakk' a tapan gibi. Birinden kısmetinizi ararsınız, diğerinde Allah' ı ararsınız.
Arayan bulur, bulamaz ise dönüp kendisine baksın hata kendisindedir

HAKK : Allah' ın isimlerinden biridir ve günlük konuşmalarda kullanmamaya gayret ederim. Günlük konuşmalarımda kullanır isem Allah' ı tesbih etmenin değeri olabilir mi ?

Allah' a sığınırım 3 Hakkım var demekten.

Ben kimim ? Ben Allah' tan bir kulum, kul olmaya çalışıyorum. Mehti değilim, Hızır değilim.
Bana Allah' ın verdikleri başkasının bana verebileceğinden daha hayırlıdır. Mehti ile Hızır ile ancak sizler sevinirsiniz. Benim korkum ise Allah' ın İlim, hikmet, anlayış ve kavrayış kapılarından geri çevrilmektir.

Bu nedenle bir süre yazmayacağım bu platformda. Belki de hiç yazmam. Yazdıklarımın ne kadarını okudunuz da azgınlık edip yazmaya devam mı edeyim ? Ya da kendimi kanıtlamaya çalışanlardan mı olayım ?

Azgınlık edip de Muradı ELİNDEN alınmışlardan olmak istemem.

ALLAH İÇİN DOĞRU BİR ŞEKİLDE O' NA YÖNELENLERİN YA DA ADAALET İÇİN MÜJDELENENLERİN RAB' Bİ TEK, BİR VE DİRİDİR.

ALLAH İÇİN DOĞRU BİR ŞEKİLDE O' NA YÖNELENLERİN YA DA ADAALET İÇİN MÜJDELENENLER = ALEMLER

ELİF HAKK' A DOĞRU YOLDUR. CİM ARARSANIZ DAL BİZDEDİR.

" ALLAH İÇİN ZULÜM EDENLER YA DA ADAALET İÇİN AATIL BİLİMLERİNİ KULLANANLAR GÖZLERİNİN ÖNÜNDEKİ PERDELERİ GÖREMEZLER "

Kul

ALEYKÜM SELAM

hz.mehdi.as..geldi-geçti.

hz.mehdi.as..geldi geçti..saidi nursi zamanında yaşadı..o dahi bilemedi bulamadı.bilseydi tanırdı.tabi olurdu..

CVP:EL YANIT : 1400 senedir mezhep var

Düşünerek islam alimi olunulmaz. Mantık yürüterek, akıl yürütülerek GPS cihazların yaptığı konum bulma işlemi beyinle YAPILAMAZ.. Herşeyin bir yeri bir kuralı vardır.

Amelde HAK mezhep 4'tür.. Dikkat edin amelde/uygulamada.. Nasıl namaz kılınır? nasıl oruç tutulur vs.. bu bize göre böyle. Vahhabilere göre bir tek vahhabiler haktır. Şiilere göre tek şiiler haktır. Sunni gözü ile bakıp şiilere HAK vermeniz sadece sizin akıl seviyenizin boyunu gösteririr. Şiiler ve vahhabiler zaten sunnileri KAFİR gözü ile bakıyor. Bizse sadece onların Kafir olmadıklarını ama HAK yol üzerinde olmadıklarından günahkar olduklarına inanıyoruz..

Gelelim MEHDİ konusuna. Herkes bir mehdi bekliyor. BBir hristiyan bile çıkıp beklenen kişi benim diyebilir.. O yüzden mehdi algısı ile mezhep kıyası yapamazsınız. Bizim inancımıza göre MEHDİ imam rabbani hazretlerinin usulü üzerine gelecektir. Şu anda o ZAMAN'dayız!!

Ehli Beyt mevzusuna gelince, siyasetle inancı karıştırmayınız. Kardeş kavgası her zaman yaşanabilir. Yaşanmaktadır da. Bu müslümanların imtihanıdır. Olabilir ancak ASLA biz şiilerin ehli beyti sevdiğine alevilerin ehli beyti sevdiğine inanmıyoruz. Onların sevgisi avrupanın türklere olan sevgisi kadar bile yoktur. LAFTA VAR.. İCRAATTA YOk.. Seyyid abdulkadir geylani hz. Ehli beyttir. Son zamanda gelen ck büyük bazı islam alimleri ehli beyytir. Ama şiiler onları bir kaşıkta boğmaya hazırdır. Mantıkla akıl yürüterek sallamasyonlar yaparak, akıl karıştırıcı şeyler yazmanızdan sizi MEN EDERİZ!

BUNUDA BİLİN....

Bu kanala emeği geçen tüm kardeşlerime Rabbim (azze ve celle) en güzel hediye olan rızasını versin.

Bayraktar Bayraklı denen Profesör bundan bir kaç sene evvel şunu zikretmişti bir restoranda:
"-Yıllardır uğraşıyoruz Yaşar'la ama şu millete bir türlü abdestsiz Kur'an tutturamadık (!)"

Şaşırdım duyunca ama sonradan anladım ki, kendisi Yaşar Nuri'nin yani namı değer çıplak uyarıcının kankası imiş.

Ne diyelim yolları açık olsun!!!

VESSELAM

Yanıt : BUNUDA BİLİN....

Selam' un Aleyküm

" ALLAH İÇİN ZULÜM EDENLER YA DA ADAALET İÇİN AATIL BİLİMLERİNİ KULLANANLAR GÖZLERİNİN ÖNÜNDEKİ PERDELERİ GÖREMEZLER "

BUNU DA BİLİN DİYEN KARDEŞİM

EVVEL : Allah' ın isimlerinden biri
Evvel yerine Allah de bakalım senin cümle ne hale geliyor.

" Bayraktar Bayraklı denen Profesör bundan bir kaç sene ALLAH şunu zikretmişti bir restoranda"

Şeytan nasıl da tuzaklar kuruyor. Değil mi ?

Ben Allah' ı hiç bir şekilde şirk koşması mümkün olmayan sevgili peygamberimiz Allah' ın Nebisi, Allah' ın Resulü ve Allah' ın Kulu Muhammed' den öğrendim bunu. Selam olsun San' a ey Muhammed ! Sesini işittim duymayan kulaklarımla da tonunu bilmiyorum ve hasret çekiyorum. Maalesef yüzünü şu an göremedim ama sözünü işitiyorum. Kimbilir ne güzel yüzün vardır, sesinin tonu da ne güzeldir. Nasılda ışık saçıyorsundur. Gözlerimizin dolmaması elde değil, ey nefsim adam ol, müslümüman olmaya çalış da şu güzel yüzlü Allah' ın Nebisi ve Resulü'nün yanında Allah dilerse cennette yer bulabileyim. Cennet çok geniş ama günahlarım o kadar çok ki, kapıdan sığmayacak diye korkarım. Ey nefsim, iğne deliğinden geçmen lazım
o iğneyi önce kendine batır. Umarım balonun patladığı gibi patlarsın da şu delikten geçerim. O hal de geçemezsin, umarım su kabarcığı gibi patlarsın da damla olursun, damla olurum. O hal Rab' bimin dilemesini belki kazanırım da iğne deliğinden geçerim.....

Not: Sevgili ADMİN sabırsızlığımdan değil ama işkillendim ya da gözünüzden mi kaçtı ? Ya da elinize mi ulaşmadı.

1400 senedir mezhep var. için yanıt yazmıştım da " 4 MEZHEP HAK " ne demek olduğunu kısaca anlatmaya çalışmıştım.

Elbette ki site yönetimi olarak kendi tarafınızı tutmakta özgürsünüz. Sizi suçladığımı da yanlış anlamayınız. Belki bir hatamız mı oldu yorum da. Allah bilir en doğrusunu... Saygılar

Kul

Aleyküm Selam

selam aleykum çok güzel

selam aleykum çok güzel bir yazı Allah devamını getirsin...

allah razı olsun kalemle

allah razı olsun kalemle cihad diye buna derler

SELAMUNALEYKÜMVERAHMETULLAH

SELAMUNALEYKÜMVERAHMETULLAH
ALLAH cc razı olsun kardeşim ümmetimuhammedi aytınlatıcı bir yazı yı buraya taşıdıgın için

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

DOĞRULAMA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğün harfleri sırayla yaz
Google
 

Anket

Sinema ve dizilerin islami yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?:

Sünnet . islam . iman . Kur'an-ı Kerim . kıyamet alametleri . Din ve Inanc . Ehli Sünnet . Mehdi . Hadis . Dört incil . Mezhep . cennet . Hıristiyanlık . eshab-ı kiram . tevhid . iman esasları . cinler . Hıristiyanlar . mezhepsizler . cehennem . küfür . ehli sünnet alimleri . ehli sünnet itikadı . mezhepler . amel . isa'nın gökten inmesi . Mehdi'nin çıkış alametleri . ahir zaman . din tahripçileri . eshaba dil uzatmak . islam düşmanları . mezhepsizlik . islam alimleri . incillerdeki çelişkiler . peygamberler . cennetlikler . mümin . sapık fırkalar . hak mezhepler . eshabı kötülemek . eshabı kiramı sevmek . kader . Sinoptik inciller . Hz. isa'nın mucizeleri . mezhebe uymak . eshabı hayırla anmak . Allah'ın sıfatları . Kitab-ı Mukaddes . Hıristiyan inancı . inanç . incil . vehhabilik . ehli sünnet vel cemaat . hadisi şerifler . Yeni Ahid . Muharref inciller . cin . ahiret günü . Müminler . eshabı kiramın üstünlükleri . peygamberimiz . Hıristiyan dünyası . vaaz ve nasihatleri . çarmıha gerilmesi olayı . Kuran ayetleri . Mehdi’nin ortaya çıkışı . islam'ın hakimiyeti . PKK . Ermeni Sorunu . din düşmanları . şirk . ilim . ehli sünnet yolu . Kuran . kadere iman . Yahudiler . tahrifat . Yuhanna incili . Allah'a iman . Misyonerler . mirac . ashaba muhabbet . ashab . müslümanlık . mezhep imamları . itikad . Hz. isa'nın sözleri . hadisler . iman etmek . Ehli sünnet mezhebi . irade . kıyamet günü . hesap günü . kaza . hayırlı amel . Tutku filmi . insanların hayırlısı . eshabı kiramın fazileti .

Son yorumlar