M.İslamoğlu'nun Abdest Konusundaki Fitnesi


Aşağıdaki makale Mustafa İslamoğlu isimli gazete yazarına aittir. Bunun cevabı altta verilmiştir.

Bilmez ki sorsun, sormaz ki bilsin!

Bugünkü yazımızı, cevabı herkesi ilgilendiren bir “soruya” ayırdık. Hayır hayır, bu bir “soru değil, bu bir “sorun!” Hem de çok ciddi ve adı: “Dini anlama sorunu.” Bu sorun, kimi zaman ortaya birden fazla “din” çıkarıyor ve insanlar “hangi dine” inanacağını şaşırıyor. (Siz ‘yanılmaz’ atalarını pazarlayanların dinine değil, kaynağı Kur’an olan Allah’ın dinine inanın.) Kimi zaman, Allah’ın kitabında yazmayan, Peygamber’in sünnetinde yer almayan “farzlar, haramlar” çıkarıyor.Düşünebiliyor musunuz; bu nevzuhur farzlardan Hz. Peygamber’in haberi yok! Bizim akıldanelerimizin bildiği bir “farz” düşünün ki, sahabe bilmiyor? Bir “farz” düşünün ki, müctehid imamların bu -sözümona- “farzdan” haberi yok! Güldünüz değil mi? Hayır, kimse gülmesin; çünkü kendisi gülünç durumda olanların başkalarına gülme hakkı yoktur ve şu an kendini çok dindar sananların dinleriyle ilgisi hurafe düzeyinde, bilgisi ise efsane niteliğindedir. İnsanlar ibadetleri âdetleştirince âdetleri de ibadetleştirdiler.

Bu satırları sert bulmayın lütfen; imamların birçoğuna göre “mukallid”in tarifi şudur: “Amellerini delilleriyle birlikte bilip, o delilleri değerlendirmede mezhep imamının ictihadını benimseyen kimse.” Söyler misiniz? Bu durumda kendini Hanefi sananların kaçta kaçı Hanefi’dir? Kaçta kaçı Şafii’dir? Bırakın avamı, “hocam” denilenlerin kaçta kaçı “mezheplidir?” Utanmadan yıllar yılı “mezhepsizlik edebiyatı” yapan ‘mezhepçiler’, duygularını, paralarını sömürerek sırtından geçindikleri Müslümanlara kinden, nefretten, cehaletten başka ne verdiler? Tezgâhında mezhep satarak geçinen bu tiplerden oluşan bir cemaat, radyodan ‘düz’ kadın sesine ‘haram’ diyen sözümona ilmihaller tezgâhlarken, dansöz pazarlayan TV istasyonuna sahip olmanın fetvasını bulmakta hiç de zorlanmadı. Bu tiplerden kaçını tanıdımsa, hepsi de şarlatandı. Ayak üstü “sübhaneke”nin anlamını sorsanız “kem-küm”den başka cevap alamazdınız. Ama dillerinin keskin yanını koca koca alimlerin enselerinden bir türlü çekmezlerdi. Mevdudi gibi, Seyyid Kutup gibi, nerede imanının bedelini ödemiş bir alim var, onun etini yiyerek semirmeyi beslenme alışkanlığı haline getirmiştiler. Haddini bilmeyen neyi bilir ki?

Bu şarlatanlar, yüreklerinde çamur, sıvayacak alim yüzü aradılar. Ve koca bir toplumu kelimenin tam anlamıyla “mezhepsizleştirdiler.” Ey Hanefiler! Ebu Hanife’ye göre siz Hanefi falan değilsiniz, sizin mezhebiniz falan yok! “Mezhepçilik” yapan şarlatanlar sizi dolmuşa bindiriyor. Avamın mezhebi müftüsünün mezhebidir, demişler. Haydi “doğrudur” diyelim; fakat kaçta kaçınızın “fetva makamı” (müftüsü) var? İçtihat kapısının meccane bekçileri hâlâ neyin edebiyatını yapıyorlar? Cahili cühelasıyla milletin tümü müctehid oldu. Üç beş yetkin alime tahammül edemeyen tulumbacı takımının gözü aydın; Hayreddin Karaman Hoca gibi bir ikisinin tepesine iftira küfelerini boca etmek için hazır beklerlerken, sayelerinde milyonlarca müctehide kavuştuk. Herkes her gün kendi yaptıklarına kılıf bulmak için onlarca ictihat yapıyor, ahkâm kesiyor, fetva veriyor. Okumak mı, öğrenmek mi, bilmek mi, bilenden sormak mı? Hak getire. “Bilmez ki sorsun, sormaz ki bilsin” diyenin hesabı."Kur’an okurken abdest almak farzdır” öyle mi?!

Bir okuyucumuz, 18 Temmuz 2000 tarihli Zaman Gazetesi'ndeki bir köşe yazısından alıntı yaparak soruyor: “Kur’an okurken abdest almak, gerçekten de bu yazarın dediği gibi farz mıdır?” Önce mezkur yazıdan ilgili pasajı alalım:“Hazret-i Kur’an’ı eline alan herkesin abdestli olması farzdır. Abdestsiz Kur’an ele alınamaz. Ancak dini kitaplar için böyle bir mecburiyet yoktur. Dini kitapların sadece içinde bulunan ayetlere elle dokunmak için abdestli olmak gerekir. Ayetten boş olan yerlere, yazılara abdestsiz dokunulabilir, okunabilir. Kur’an’la dini kitap arasında böyle bir ince fark vardır. Kur’an-ı Kerim’in ayetten boş olan kısımları da ayet hükmündedir. Bu yüzden dikişli kabına bile abdestsiz dokunulamaz. Abdestsiz kimseler bir mendil veya temiz bezle tutup bir yerlere koyarlar. Abdestsiz ele alamazlar.”Allah Allah! “İnce fark”ı da öğrenmiş olduk. Hele “dikişli kabına bile dokunulamaz” cümlesi karşısında bitmemek mümkün mü?Ben bu zamana kadar ne Kur’an’dan, ne Rasulullah’tan, ne sahabeden ve ne de müctehid imamlardan Kur’an okurken abdestin farz olduğuna dair ‘sahih’ bir şey okumadım, duymadım. Bir şeye “farzdır” demek, helâl ve haram koyma yetkisine girer. Helâl ve haram koyma yetkisinin ise kime verildiği bellidir. Burada “farz olduğu” söylenen bir hüküm olduğuna göre, o hükmü farz kılan delili muhkem ve mütevatir nasslarda bulmamız gerekir. Kur’an’da abdestin sadece namaz için emredildiğini görüyoruz. Bu konuda, çok yaygın bir yanlış anlamaya alet edilen bir ayet vardır: “Ona temiz olanlardan başkası dokunamaz.” (56.79) Birazcık Arapçadan, ilimden, Kur’an’dan, tefsirden nasibi olan kimsenin bu ayetteki “o” zamirinin bir önceki ayetteki “gizli kitab”a gittiğini bilir, bir. Bu ayet Mekke’de, Abdest’in geçtiği tek Kur’an ayeti (5.6) ise Medine’de inmiştir, iki. Ayetteki “dokunmasın” şeklinde yanlış algılanan “la yemessuhu” ibaresi “inşai” değil “ihbari”dir ve “dokunamaz” demektir; oysa ki Kur’an’a münkiri de müşriki de dokunur, üç...Bilgime güvenmeyip, “Kur'an okumak için abdest farzdır” diyen sahih bir hadis, bir imam, bir alim var mıdır diye Mektebetu’l-Elfiyye’den 400.000 hadisi, bazıları Mebsut gibi 30 cildi bulan 1000’e yakın kitabı, tüm mezheplerin 40’ı aşkın kaynaklarını taradım, böyle bir şey bulamadım. En iyisi, bu konularda en katı davrandığını bildiğimiz Süyuti’nin “Kur’an okumanın âdabı” başlığında yazdıklarını aynen tercüme etmek:“Kur’an okuma sırasında abdest almak müstehaptır; çünkü tilavet zikirden efdaldir ve Peygamber (sav) temizlenmeksizin zikretmeyi hoş karşılamazdı. İmamu’l-Harameyn dedi ki: “Abdestsiz Kur’an okumak mekruh değildir, çünkü Peygamber abdestsiz okuyordu. el-Mühezzeb Şerhi’nde ise: Eğer kişi Kur’an okurken yellenme ihtiyacı hissetse, yellenme sırasında harfleri doğru telâffuz edemeyeceği ihtimaline karşı okumayı durdurur.” (el-itkan, 1/295)Buraya, başta Hanefiler olmak üzere, tüm mezhep ve meşreplerin temel referanslarından sayfalarca alıntı yapar, tercüme ederim. Fakat yerim yok, vaktim yok, keyfim yok; lüzum da yok. Tüketenler de, üretenler de hep olacak. Böyle başa böyle tarak. Biraz da insanımız ciddi ve uyanık olsun; bitli baklanın kör alıcısı olmasın.Şafii’dir, Hanefi’dir meselesi değil bu! Allah’ın emretmediği bir şeyi emretmek, farz kılmaktır ki, bunun vahameti “Kur’an okurken abdest almanın hükmü nedir?” sorusundan çok daha derindir ve problem dinin temelleriyle ilgilidir. Şakası var mı bu işin? Biri kalkıp da “Şu farzdır?” diyorsa, dinini donundan birazcık fazla ciddiye alan bir Müslümanın, “Nerede, hangi delille?” diye sorması “farz olur.” Çünkü, o ünlü usul kuralı gereğince “farzı” bilmek farz olduğu gibi, farz olmayanı farz bilmek de “haram” olur. Eğer o kişi üçüncü, beşinci sınıf ilmihalleri getirip de önünüze koyuyorsa, bu kez sizin “İlmihal yazarlarının farz koyma yetkisi olduğunu bilmiyordum” demeniz “farz” olur. Kaldı ki bunlar arasında “Tevrat’ı abdestli okumak farzdır” diyenini bile gördüm ben.Bir şeye “farz” demek, “haram” demek ciddi bir iştir; Allah’a atfen verilmiş bir hükümdür, kimse keyfi olarak “farz” ve “haram” ilan edemez. Ne demiştik bir yazımızda: Cahiller dinden ıskonto yaparlar, ham sofularsa dine zam yaparlar; bu ikisi de birdir.Siz siz olun, etrafınızda ahkâm kesenlere Kur’an’ın öğrettiği gibi sorun:“Kul hâtû burhanekum in kuntum sadıkîn: De ki: Hadi getirin delilinizi, eğer doğru söylüyorsanız?”

M.İslamoğlu, 25 Eylül 2000 Akit Gazetesi

CEVAP:

"Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in, Kur'an'ın bulunduğu odada uyumayıp, sabaha kadar hürmeten ayakta beklediğini, bunun mükâfatı olarak da onun nesline 6 asır devam eden bir cihan devleti verildiğini, ana-babamızdan kaç kere dinlemiş, kitaplardan okumuş, va'zlarda dinlemişizdir.Kur'an'a hürmet bu milletin ruhunda var.Kur'an'ı abdestsiz olarak eline almamak bir tarafa, abdestli de olsa onu göbekten aşağıda tutmaz. Bu kötü bir hal midir? Dine aykırı bir hareket midir? Kur'an-ı Kerim'e hürmet, İslâm'a zıt mıdır? Kur'an'a fazla hürmet yersiz bir şey midir? Asla! Bir evladın, anne ve babasına gösterdiği hürmet ve hizmet ne kadar fazla olursa o kadar değerli olduğu gibi, Kur'an'a gösterilen hürmet de ne kadar fazla olursa, o da Allah indinde o kadar değerlidir.Gerçek bu iken, din âlimi gözüken bazılarının, Kur'an'a gösterilen bu hürmetten rahatsız olmaları anlaşılır gibi değil...Mukaddes kitabımıza karşı vazifelerimizin ne olduğu, yüzyıllar önce zaten kitaplara yazılmış. Bilinmeyen bir husus değil... Ama bazıları hem bilip hem de bilmezden gelerek bu kitaplarla alâkası olmayan şeyler söylerse, kim olursa olsun biz ona karşı çıkarız. Doğru yazanları ise tasdik etmek vazifemizdir. Bir zat meselâ şunları yazmış: "Hazret-i Kur'an'ı eline alan herkesin abdestli olması farzdır. Abdestsiz, Kur'an ele alınamaz. Ancak, dini kitaplar için böyle bir mecburiyet yoktur. Dini kitapların sadece içinde bulunan âyetlere elle dokunmak için abdestli olmak gerekir. Ayetten boş olan yerlere, yazılara abdestsiz dokunulabilir, okunabilir. Kur'an'la dini kitap arasında böyle bir ince fark vardır. Kur'an-ı Kerim'in âyetten boş olan kısımları da âyet hükmündedir. Bu yüzden dikişli kabına bile abdestsiz dokunulamaz. Abdestsiz kimseler bir mendil veya bezle tutup bir yerlere koyarlar. Abdestsiz ele alamazlar."Bu cümleler baştan sona doğru ve asırlardan beri yazılagelen kitaplara uygundur. İslâmî hükümlerdir. Müslümanların Kur'an'a Karşı tutumunu anlatmaktadır.Ne var ki, bir zat bu cümlelere çok bozulmuş. Kur'an'ın abdestli olarak tutulmasını hazmedemiyor. "Kur'an'dan, Resûlullah'tan, sahabe ve müctehit imamlardan, abdestin farz olduğuna dair sahih bir şey okumadığını ve duymadığını" söylüyor.Halbuki, kendisi Resûlullah, sahabe ve müctehitler zamanında yaşamadığı için, duymaması normal. O normal de "Duymadım" demesi ne oluyor? Manen görüştüğünü falan mı îmâ ediyor acaba? "Okumadım" demesine gelince... Kitaplar o meseleyi barım barım bağırıyor ama, siz onları yok sayarsanız kitapların ne suçu var? Gözünü sıkıca kapat, sonra da güneş yok de.!. Ne âlâ iş... Sayın hocamız, bu mesele için 400.000 hadis, bazıları 30 cild olan 1000'e yakın kitap ve mezheplere ait 40'ı aşkın kaynak taramış; ama abdestin şart olduğu hakkında bir hüküm bulamamış!..Hani padişah bir suçluya 100 sopa vurulmasını emretmiş de, o da gülmeye başlamış. Niye güldüğü sorulunca "Padişahım ya sen hiç dayak yemedin veya sayı saymasını bilmiyorsun" demiş ya; bu da onun gibi...

Ya hocamızın bir günü 24 değil 240 saat veya kendisine, 950 sene peygamberlik yapan Nuh Aleyhisselam gibi uzun ömür verilmiş ki sadece bir mesele için bu kadar kitap karıştırabilmiş.Bununla da kalmamış; diyor ki:

"Tüm mezhep ve meşreplerin temel referanslarından sayfalarca alıntı yapar, tercüme ederim."

Edemezsin demek ne haddimize? Eder mi edersin...Hocamız sonra yeri, vakti ve keyfi olmadığı için bu tercümeden vazgeçiyor ve tevazu gösterip "in iyisi, bu konularda en katı davrandığını bildiğim" dediği İmam Süyûtî'nin El-ltkan kitabından kısa bir tercüme yapıyor.Ne var ki, tercüme ettiği yer, Kur'an'a abdestsiz dokunup dokunmamakla değil, abdestsiz okunabileceğine dair.Ona itiraz eden yok ki. Çünkü âlimlerimiz zaten, ezbere Kur'an okunurken abdestli olmak şarttır demiyorlar. Yüzüne okurken, Kur'an'a dokunulmadığı takdirde abdestli olmak şarttır diyen de yok.Amma bütün kitaplar, ister okunsun ister okunmasın, "Kur'an'a abdestsiz dokunulmaz" demektedir.Hocamız bu noktaya cevap vermesi lâzımken, meseleyi başka tarafa çekiyor ve Peygamberimizden misal getirerek kendince kurnazlık yapıyor...Ama misali geçersiz. Çünkü, Peygamberimiz Kur'an'ı zaten ezbere okuyordu.400.000 hadisi ve binlerce kitabı taradığı halde, böyle bir hüküm bulamadığını söyleyen hocamız, -hadi yalan söylüyor demeyeyim- gerçekleri söylemiyor. Eğer dediği gibi gerçekten okumuş olsaydı, kaynak gösterdiği "İtkan" isimli meşhur eserin ilerki sahifelerinde, iddiasının tam tersini görecekti.

Madem "ltkan"ı kaynak eser kabul ediyorlar; biz de aynı eserden iktibas yapalım:

"Bizim ve âlimler topluluğunun görüşü, abdestsiz olanın Kur'an'a dokunmasının haram olduğudur. O abdestsiz olan, ister küçük abdest (namaz abdesti) almamış olsun, isterse büyük abdest (yani gusül abdesti). Çünkü Kur'an-ı Kerim'de, 'Kur'an'a ancak temiz olanlar dokunabilir' buyurulmaktadır. Sünen-i Tirmizi ve diğerlerinde geçen bir hadis şöyledir: Kur'an'a ancak abdestli olanlar dokunabilir." (İtkan 2/1188 Dâr-ı İbn-i Kesir/Beyrut)

Hocamız, herhalde bunları yazdığı için İmam Süyûtî'ye, tercüme ettiğimiz için de bize kızmamıştır.Kitabın dipnotu şöyle: Aynı hadis Dârimî'nin Talak bahsinde "Nikâhtan önce boşama olmaz" babında 2183 numarayla, Dâre Kutnî'de ise Taharet bahsinde "Abdestsiz olanın Kur'an'a dokunmasının yasak olması" babında yer almaktadır.

Ne dersiniz, hocamızın, bu meseleyi 400.000 hadisi taradığı halde bulamadığına inanalım mı? Ve kaynak gösterdiği "İtkan" isimli kitapta açık açık yazıldığı halde, "Bulamadım" demesine mi? Arapça bilmeyen okuyucularımızın merakını giderelim. İtkan, Madve Yayınları tarafından "Kur'an İlimleri Ansiklopedisi" adıyla tercüme edilmiştir. Arzu edenler, 2.cilt, 44.sahifede bu meseleyi okuyabilirler.

"Kur'an Abdestsiz Ele Alınabilir mi?" başlıklı yazımız eksik kalmış, sütunumuz bitmiş, yazacaklarımız bitmemişti. Bu yazıda, olabildiğince kısa tutmaya çalışarak ilave bilgi vermek niyetindeyim.Önceki yazımda, "Kur'an'a ancak abdestlî olan dokunabilir" manasındaki hadis-i şerifin bulunduğu üç eser ismi vermiştim, iki isim daha veriyorum:1) Bedâiüs Sanâyf, 1/33, Beyrut, 1 987, 2) Feyzül Kadir, 6/455.Aşağıda isimlerini vereceğim Arapça ve Türkçe eserlerin hepsinde de "Abdestsiz olarak Kur'an'a dokunmanın caiz olmadığı" hükmü yer almaktadır.

ARAPÇALAR: 1-Kadı Beyzâvî, 2-Rûhul Meânî, 3-Ruhul Beyan, 4-Ahkâmül Kur'an, 5-Tefsir-i Kebir. (Bu eserlerde Vakıa Sûresi'nin 79. âyetinin tefsirine bakılabilir.)6-Dürerül Hükkâm, 7-El-Muğnî, 8-Muhit, 9-Kâfî, 10-Hidâye, 11-Merâkıl Felah,. 12-Tahtâvî, 13-EI-Mezâhibül Erbaa, 14-Bedâiü.s Sanâyî, 15-İtkan.

TÜRKÇELER: 1-Elmalılı Tefsiri, 2-Çantay Tefsiri, 3-5 Prof. ve l doçent tarafından hazırlanan TDV meali, 4-Enver Baytan, eski İstanbul Müftüsü A. Fikri Yavuz ve Ahmed Davudoğlu tarafından hazırlanan meallerde, ilgili yere bakılabilir. (Yani Vakıa Sûresi, 79. âyet)5-Ahmed Zühdü Paşa'nın (Osmanlıca) Mecmua-ı Zühdiye,6-Numan Kurtulmuş'un Âmentü Şerhi, 7-Fatih devri âlimlerinden Molla Hüsrev'in, 8-Büyük İslâm Fıkhı ismiyle tercüme edilen Dürer Tercümesi, . 9-Mehmet Zihni Efendi'nin Nimet-i İslâm, 10-Eski Diyanet İşleri Başkanlarından Ahmet Hamdi Akseki'nin İslâm Dini,11-Eski Diyanet işleri Başkanlarından Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslâm İlmihali Bu eserlerin "Abdest" bahislerine bakılabilir. 12-Prof. İbrahim Canan'ın Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi (4/289), 13-Ibn-i Abidin Tercümesi, (l /l 10, 1/217), 14-İmam Gazâlî Hazretleri'nin İhya u Ulûmiddin Tercümesi (1/797), .15-Kur'an İlimleri Ansiklopedisi ismiyle tercüme edilen İtkan Tercümesi (2/444).

Okuyucularımıza kolaylık bakımından Türkçeler bana göre daha mühim..."Abdestsiz olarak Kur'an'a dokunulamayacağı"nı yazan eserler bunlardan ibaret olmayıp, eski yeni birçok eserlerde bu hüküm tekrarlanmaktadır.Esasen, "El ârîfü yekfihil işâre" kabilinden, tek bir eserde bile yazılı olsa -niyet kabul etmekse-, bu hükmü kabul etmeye o tek eser dahi kafidir-. Daha fazla eser ismi istenirse önümüze Süleymaniye Kütüphanesindeki kitapları da yığsak, -şazlar hariç- "Kur'an'a dokunmak için abdestli olmak şarttır" hükmünden başka bir şey bulamayız.Prof. Hüseyin Algül, Prof. Yunus Aydın, Prof. İbrahim Kâfi Dönmez, Prof. Mehmet Erdal, Prof. Ömer Faruk Harman, Prof. Ahmet Saim Kılavuz, Prof. Süleyman Uludağ ve İrfan Yücel'den meydana gelen heyetin hazırladığı ve Prof. Hayrettin Karaman, Ali Bardakoğlu ve . H. Yunus Aydın'ın gözden geçirdikleri İLMİHAL İman ve İbâdet isimli yeni eserde bile, Sünnî mezheplere göre "Abdestsiz olanların Kur'an'a dokunamayacakları" vurgulanmaktadır. (1/196)

Sünnî âlimlerin asırlardan beri bize ulaşan kitaplarındaki, "Abdestsiz olarak Kur'an'a el dokunulamaz" hükmü ortadayken, "Bu mesele de nereden çıktı?" şeklinde bir itirazın, Müslümanları şüpheye düşürmekten başka bir şeye yaramadığı görülüyor.Âlimlerde, ilmin verdiği bir vakar bir ağırlık aranır. Öyleyken, "Üçüncü, besinci sınıf ilmihaller" diye o kitaplarla dalga geçmek, üzücü ve incitici bir hal değil midir?Rica ederim! "Kur'an'a dokunmak için abdest almak şarttır" dedikleri, daha doğrusu bunu yazan âlimlerin yazdıklarını eserlerine aldıkları için, bir Ahmed Hamdi Akseki'nin, bir Ömer Nasuhi Bilmen'in ilmihalleri üçüncü, beşinci sınıf ilmihaller midir?..Müslümanlar hakkında reva görülen şu cümlelere de üzülmemek mümkün mü?

"Utanmadan yıllar yılı mezhepsizlik edebiyatı yapan mezhepçiler."
"Mezhepçilik yapan şarlatanlar sizi dolmuşa bindiriyor."
"Tulumbacı takımı."
"Dinini donundan biraz ciddiye alan bir Müslüman..."
"...bitli baklanın kör alıcısı."

Bu cümleler hiç de hoş ifadeler değil...

Geçmiş âlimleri kabul etmeyip, onların "Kur'an okumakla Kur'an'a dokunmayı birbirine karıştırdıklarını" ve bu hususta "tarihi" bir yanılgı içinde olduklarını" söylersek, bu mantığa göre, onların yazdıklarına nasıl güveneceğiz? Onların yazdıklarına, aktardıklarına güvenmezsek elimizde ne kalır?Esas mesele, mütekaddimîn ve müteahhirîn ulemânın kitaplarına itimat edip etmemek, kabul edip etmemek meselesi...Biz, hem itimat ediyor hem de o kitaplardaki meseleleri kabul ediyoruz.Tarihi bir yanılgı içinde olduklarını da kabul etmiyoruz....

Ali EREN


..

valla doruyu sölemek gerekirse ilk satırdan hayal kırıklığına uğradım.. yorumlar daha kaliteli olmuş..
2. bir husus milli görüşcüler mustafa islamoğlunu sevmiyolar .. nedeni ise milli görüşcü deil onlara göre AKP li.. Acaba Ali Eren hoca milli görüşcümü ?

cehalet

kapitalistlern atmş olduğu zehirli tohumlar sayesinde insanlarımız hatta müslüman kardeşlermiz rahat bir yaşam için çalşmaktan cahil bir hale geldiler; okadar bir cahillik ki islamı araştrmaksızın kimi düşman kimi de kendini biliyor zannederek dünya sahnesinde ömür tüketiyor.islam düşmanları da çalışmalarına devam ediyor.düşmanın çokluğu korkutmaz iman ehlini ama terbiyeye sokulmamış bir nefis ve islami eğitimsizlik korkutuyor kardeşlerimin akibetlernden.EN BÜYÜK KAYBIMIZ DOSDOĞRU OLAMAYIŞIMIZDIR.SEN DOSDOĞRU OLKİ YAMUKLAR ARTIK AYRDEDİLEBİLSİN.BU TAVİZKAR,KASİSLİ HAYATLARIMIZDAN BIKALIM ARTIK DA HADDİNİ BİLMESİNİ GEREKENLERE EN GÜZEL TOKAT OLSUN HAYATLARIMIZ.ALEMLERİN RABBİ OLAN EL MÜNTAKİMİMİZN YARDIMI MÜMİNLERİN ÜZERİNE OLSUN

Meryem bulutu aslında bir

Meryem bulutu aslında bir şahıs değil bir mustafa islamoğlu aşığı, ki maşuka karşı kör olan bir aşk tutuşması gibi bir durum olarak da görebiliriz... Konuşmasındaki bütün amaç, Kuran'ı, Sünneti araç ederek amaç olan mustafa islamoğlunu temize çıkarmak. Neymiş o anlamadığımız mesele, kurana dokunmanın haramlığı kuranda salt olarak geçmiyormuş, peygamber de böyle uygulamamış. En sahih kaynaklarımızdan buhari de bile bu meseleye dair peygamberin ve sahabenin uygulamasını anlatan haberler mevcut ve diğer sahih kaynaklar da hakeza... Asıl bizim anlamadığımız m. islamoğlu ve muhiblerinin mor inek misali farklı ol ki tanınasın üslubuyla hareket ederek, her halükarda haklılığını ve üstün zekalı olduğunu vurgulamak için yaptığı onca konuşmadır... Bu aslında duvara yaslanmış odun misali fitneye müsebbib edebi olma çabalırıdır. Bu bir ikazdır. Başı öne eğip düşünmek ümidiyle...
Vesselam...

M.İslamoğlu ve fitnesi

M.İslamoğlu'nun yazdığı bir yazıya bu kadar cevap verilmesi bile fitne olduğunu gösterir. İsteyerek veya istemeyerek yapılmış olması sonucu değiştirmez. Neredeyse millet (bu tartışmayı karşılıklı yapsa) birbirine girecek. Bu bizim bize ettiğimizi Gavurlar edemez. Bir kişi bir işi yapacaksa EDEB'ine göre yapacak. Bugüne kadar kimse Kur'anı abdestsiz okudu diye çarpılmamış kendisi ve savunucuları da istedikleri kadar abdestsiz okuyabilirler. Yabancı birilerine de abdestsiz okutabilirler fakat EDEB kelimesini öğretemezler.
Evet Kur'anı abdestsiz okuyabilirsiniz belki ama EDEB'sizlik yapmış olursunuz. Bu edebsizliği de artık Allah'a mı? Kur'an'a mı? Resulu'ne mi? yapmış olursunuz onu yapan düşünsün.
İmam-ı Azam'ı eleştirmek için en az onun kadar olmalıyız ki mümkün değil çünkü onlarda edeb vardı. İmam-ı Buhari'nin yazdığı her hadis için gusül alması sanırım EDEB'i anlatır.
Sürekli Temiz olmak (abdestli olmak ki abdest bazı akıl hastalıklarından da korunma sağlar) her zaman en güzelidir ve Allah Resul'ünün tavsiyesi de yolu da budur. Çünkü Temizlik imandan gelir.

Abdest

meryem Bulut Kim?

Teşekkürler Ali Eren'e.

Teşekkürler Ali Eren'e. Emr-i ma'rûf sevabı alırsınız inşaallah.

meryem kardeşim tebrik ederım

evet bu konu hakkında en guzel ve anlasılır yorum meryem kardesımden gelmıs ..kutlarım senı kardesım Rabbım ılmını ve ımanını yuceltsın

mustafa islamoglu

Musluman olmayanlar kuran okumazsa nasıl ıslama ısınacaklar ..dogruyu yanlısı anlamak ıcın nasıl kendılerını bılgılendırecek..adam musluman degılkı abdest alsın kaldıkı abdestıde bılmez..sız kalkıp ınanmayan bırıne abdest al dersenız o ınanmayan kısı bunu yaparmı..yapmayın arkadslar gozunuzu ve gonlunuzu acın..MUSTAFA hocamı anlıyor ve desteklıyorum

Mubarek Sende gayri müslime

Mubarek Sende gayri müslime kalkipta orginal Arapca KUr`an-i Kerim verirsen zaten birsey anlamayacnak Sen ona kendi dilinde Tercüme vereceksin.Saptirma konuyu M.islamoglunu bende önceleri dinliyordum Rabbim bana nasip etti yolumu düzelttim.Rabbim seninde ufkunu acsin amiiiii

okumalısınız

Hazreti Ömer r.a. kızkardeşi ve eniştesinin müslümanlığı kabul edişlerini öğrenince onlardan hesap sormak üzere evlerine gidince okudukları ayetleri görmek istedi. Kız kardeşi ayetleri getirdi ama ömere sen temiz değilsin önce yıkanman lazım aksi halde onları eline alamazsın dedi. Bu konuyu iyi incelemelisiniz. selam ve sevgilerimle.

mustafa islamoglunun abdest konusundaki fitnesi

mmustafa hocamdan allah razı olsun.allah bize onun gibi daha bir çok alim nasip etsin.ben hocama katılıyorum.Kuranda yazmayan peygamberin hayatında uygulaması olmayan şeylerle dinimizi zorlaştırmışlar.mustafa hocamdan Allah razı olsun. izindeyiz hocam

ALLAH ALİ EREN HOCAMIZ

ALLAH ALİ EREN HOCAMIZ GİBİ HOCALARIMIZI EKSİK ETMESİN,ETMESİN Kİ;ADI İSLAMOLĞLU OLUP TA YAPTIĞI İŞLER İNGİLİZ VEHHABİLİĞİNE DAYANAN BİRTAKIM SAPTIRICILARLA MÜCADELE YE DEVAM ETSİNLER...

ALLAH ALİ EREN HOCAMIZDAN RAZI OLSUN...

Allah aşkına

sırf sitenize yazmak için üye oldum.Bana tarihi bir olayı daha iyi anlama imkanı sağladınız.Allah razı olsun.O tarihi olya şu ki İmam Azam efendimiz vefaat ettiğinde Süfyanı selvi gibi mübarekler islamın en büyük deccalı öldü demişleridir.Bu söz için şimdi kaynak vermiyorum.Bunun hikmetini şimdi daha iyi anladım. Adamcağızı Mislamoğlu'nu bir tekfir etmediğiniz kalmış.Adam ayet diyor siz ulema efendimiz diyorsunuz.Allah Allah.

allah razı olsun

rabbim böyle mitikadı bozuk insanlara reddiye yazan ehli sünnet hocalarımıza kuvvet versin ne kadarda ihtiyacımız var böyle kalemlere şunu söylüyorum hocam hizmetinizdeyiz

ALLAHU TEALA FERASET VERSİN....

Öncelikle Allahu Teala (azze ve celle) gerek Mustafa İslamoğlu'na gerekse avamesine akıllar ihsan eylesin ve şuur versin.

Mustafa İslamoğlu ve onun gibileri ne derse desin ve ne düşünürse düşünsün şu mutlak bir hakikattir ki, Ahakam-ı Şeriat ve Fıkh-ı Şerif konusunda asırlar evvel söylenilen söylenmiş yazılanlar yazılmıştır.
EHL-İ SÜNNET ve CEMAAT İTKADI üzere olmayan herkes ama herkes her ne amel yaparsa yapsın hiçbir şekilde iyi karşılık göremeyecektir. Bu ne Mustafa İslamoğlu, ne Abdülaziz Bayındır, ne Hayrettin Karaman, ne Süleyman Ateş ne de diğerleri için değişmeyecek, çıkardıkları fitnenin altında ezilip gideceklerdir, çünkü hepside prim yapmak için işkembelerinden fetvalar vermekte, dikkatleri üzerlerine çekmek istemektedirler...

Rabbim (azze ve celle) cümlesine feraset, bizlerede uyanma hissi vere...

VESSELAM!!!

s.a.müslüman kardesim el

s.a.müslüman kardesim
el insaf diyorum allah ve rasuliulu ehli sunnet ve cemaattenim diyen degil ,la ilahe illallah muhammedun rasulullahá inanan ve geregi gibi yasayan kurtulmustur diyor.oncelikle hepinizi kurani anlamaya ve kuranin maksadini yasamaya davet ediyorum.
eger bir insani tekfir ederseniz o kisi kafir degilse bunun size dönecegini unutmayin .bir insani kafir olarak ilan etmek bukadar kolay olmamali.m.islamoglu hocayida bunun icin seviyorum kendisine yapilan bunca iftiralara ragmen hic bir zaman sahislarla ugrasmaz.o sadece olaylar ve hükümlerin dogruluguna bakar.
allah hepinizi ve hepimizi kuranin ahlakiyla ahlaklandirsin

ŞAŞMAYA GEREK YOK (!)

Rabbim (celle celalühu) İslamoğlu denen yazara feraset, avamesine ve onun gibi düşünenlerede hayır düşünceler nasib eylesin.

İslamoğlu ne kadar yazı yazarsa yazsın ve ne kadar konuşursa konuşsun abdest ve diğer muvzuulardaki hükümler bundan asırlar evvel kaleme alınmış, söylenilen söylenilmiş konuşulan konuşulmuş ve hakiki gerçek Müçtehid'ler tarafından her şey en ince ayrıntısına kadar yazılmıştır.
Sahabe-i Kiram'dan bir yıldız (radiyallahu anh) "- Rasulullah bize her şeyi öğretti, hatta nasıl bevledeceğimize kadar!" buyurarak bunu en belirgin şekilde vurgulamıştır. Tabiin, Tebe-u Tabiin, Müçtehidin, Eyimme-i Müçtehidin va daha niceleri her şeyi kaleme almışlardır.

Başta İslamoğlu ve diğer kendini ulema zanneden bilgisiz güruh bilmelidir ki;

EHL-İ SÜNNET ve CEMAAT İTİKADI üzere olmayan herkes kendi ahvalini iyice sorgulamalı ve kendine çeki düzen vermelidir.

Hükümkler verilmiş kitaplar yazılmıştır, gerisi laf-u güzaftır.

VESSELAM!!!

Mustafa İslamoğlu

ALLAH ın selamı Kuran ı ve rasulümüzü, onun güzide dostlarını baştacı yapanların üzerine olsun
işin doğrusu heriki hocamıda severim. Lakin anlamadığım şey Mustafa hocamın onca delil olmasına rağmen hiçbir delil yok demesi, Ali hocamında cevabındaki alaycı üslub...
Malesef siz büyüklerimiz böyle yaparsa bizimde yukardaki yorumlarda olduğu gibi hakarete varan kelimeler kullanmamız normal olur...

siz allah tan korkun...

en basta sız allah tan korkun. kolaylaştırın zorlastrmayın dıyen allah rasulu as . sız neyı zorlastırıyorsunuz?allah tan korkun...mustafa hocama alla yardım etsın.rabbım ona kolaylık versın. rabbım onun ılmını arttrsn.rabbım sızı de bu konuda daha hassas olmanızı saglasın. ender insanlardan bırı olan mustafa hocaya bıraz saygı... eger kul hakkı nedır bılırsenız...

saygı

saygı onu hakedene gösterilir.kul hakkıyla nasıl bir alaka var anlayamadık açıklarsanız...
peygamberimiz kolaylaştırın derken; namazı, abdesti ve diğer ibadetleri budayın demedi. Binlerce islam alimi evliyası geldi geçti bunların farkına varamadı da sevgili hocanız mı vardı? Birçok alim,hoca geçinen varki daha taharetlenmekten haberi yok.Hocanıza sorun bakalım: İslamın,imanın şartlarını biliyormu,32 farz ,54 farz, allahın sıfatları,helalden haramdan haberi varmı? namaz nasıl kılınır? oruç nasıl tutulur?namazı orucu bozan şeyler nelerdir?hayız nifas bilgisi varmı hangi mezhebe mensub belli mi? Hocalık alimlik silsile yoluyla gelir,o da ehli sünnet vel cemaatten olan alim ve evliyalarla olur.ehli sünnetten kıl kadar ayrılanların her sözü zehirle kaplanmış şeker gibidir. Hoca dediklerinizi iyice araştırın. Kendi aklından hüküm çıkaranlardan uzak durun.

el cevap

güzel kardeşim burada zorlaştırılan ne var ki kur'an-ı kerîmi elle tutacaksan abdestli olman gerekiyor. bu kadar basit Zaten bir müslüman her daim abdestli olur değil mi? Nedir zor olan abdest almak mı? siz yoksa namaz da mı kılmıyorsunuz. Yoksa abdest sizin için çok zor birşey mi? allah cümlemizin hidayetini artırsın. A. Faruk

peygamberin kolayşaltırın

peygamberin kolayşaltırın zorlaştırmayınız sünnetini sen 2 dakikanı almayan abdestemi bağlıyorsun gafil edep be bukadarda olmaz yazık yazık

konuya hep müslümanlar nasıl

konuya hep müslümanlar nasıl tutacak diye bakılmış. Ama Kuran tüm insanlığa gönderildiğine göre müslüman olmayan birinin Kuran'ı eline alıp öğrenmesine de engel mi olucaz şimdi. Hayır sen önce müslüman ol sonra Kuran'ı eline al mı diyeceğiz.

CVP:konuya hep müslümanlar nasıl

Abdest zaten gevurlara değil ki.. inanlara..

İşte bu yüzden inanlarla gevurlar arasında fark olsun diye müslümanlar abdestsiz dokunmamalı.. Biz de gevurlar gibi abdestsiz tutup okuyacaaksak ne farkımız kaldı onlardan?

Mustafa islamoğlu

Mustafa İslamoğlu'nun ilmi yanlışlarının ele alınması bazı kardeşlerimizi rahatsız etmiş.. M.İslamoğlu'nu duygusalca savunmayın!
Yapılan yorumlarda ilimden bir zerre dahi yok!
İslamoğlu cahilce ve kör taasubla savunuluyor!
Bundan sonra İslamoğlu hakkında yapılan ilim dışı,cahilce ve hakaret içeren yorumlara yer verilmeyecektir!

ya hayret bişeysiniz

ya hayret bişeysiniz mushaf abdestsiz okunmaz diyediye insanları kurandan uzak bi dine soktular kuran insnlara doğru tek doğruyu açıklamıyor mu o zaman insanları kurandan uzaklaştıranlardan olmıyalım tek doğru kuran ve rabbimiz onu koruyacağını vaad ediyor şimdi içtihad kapısı kapandı diyenlere bi sorum olacak seferi olayı 90km den fazla bi yere gidersek seferi oluyoruz eskiden ama şimdi 90km uçakla gitgel 10 dk buyrun m.islamoğlu kuran.a göre konuşuyor

şu vatandaşa el cevap (naçizane)

ya hayret bişeysiniz
misafir (doğrulanmadı) tarafından Cum, 2007-11-09 19:16 tarihinde gönderildi.
ya hayret bişeysiniz mushaf abdestsiz okunmaz diyediye insanları kurandan uzak bi dine soktular kuran insnlara doğru tek doğruyu açıklamıyor mu o zaman insanları kurandan uzaklaştıranlardan olmıyalım tek doğru kuran ve rabbimiz onu koruyacağını vaad ediyor şimdi içtihad kapısı kapandı diyenlere bi sorum olacak seferi olayı 90km den fazla bi yere gidersek seferi oluyoruz eskiden ama şimdi 90km uçakla gitgel 10 dk buyrun m.islamoğlu kuran.a göre konuşuyor)

Üst paragrafa cevap olarak; ne olur kuranı abdestli okusan diyorum. Abdest sana bukadar çok mu uzak diyorum. Eğer samimi olsan bir müslümanın zaten günün ekserisinde abdestli olacağını bilirdin diyorum. İkinci husus seferilik 90 km değil 106 km dir.Bu da insan yürüyüşü veya deveyle 3 günlük yoldur. devir değişir,şartlar değişir zaman değişir ilahi hükümler değişmez.İstersen ışık hızıyla aynı mesafeyi 0.000000001 saniyede aş yine se-fe-ri-sin. "İslamı zorlaştırıyolar" diyorsun.ALLAH SEFERİLİK GİBİ bir kolaylık ihsan etmiş, sen bunu reddediyorsunve kendinle çelişiyorsun yazık sizlere...

Sevgili kardeşim 1- İlmi

Sevgili kardeşim

1- İlmi tesbitlere göre seferilik (ilmihal kitabında okudum) 104 km mesafedir.
2- İstersen deveyle, istersen uzay mekiğiyle git , yolculuğun 10 dk. değil 1 saniye bile sürse SE-FE-Rİ-SİN
Bütün Ehli sünnet alimleri konularına vakıf son derece dikkatli ve allahü teala katında dereceleri yüksek olan kamil insanlardı. Onların İctihatları kıyamete kadar geçerlidir. Kur'an-ı kerîmden zerre kadar dahi ayrılmamışlardır. Bugün kur'an-ı kerimden ayet-i kerîme meali okuyarak delil getirmek bizim gibilerin harcı değildir. Bizim işimiz bu büyük islâm alimlerinin bize aktardığı şekilde dinimizi öğrenip onunla amel etmektir.İslamiyyet 4 kaynaktan beslenir:

1-Kur'an-ı Kerîm
2-Sünnet
3-İcmayı Ümmet
4-Kıyâs-ı Fukaha
Bu hususta aynı kanaate sahip isek ne ala, değil isek zaten ortak bir zeminde olmadığımızdan tartışmaya gerek yoktur...Vesselam Allâhü teâlâ'ya emanet olunuz

hangi kur'ana göre

ayetleri degiştiremedigi mealini degiştirdigi kur'an'amı yoksa verdigi dipnotlardaki müctehit dedigi masonlaramı itikat hırsızlarınamı ben yerinde olsam biraz onun kitaplarını okurum tefsirini okurum

Günde kac ögün dis

Günde kac ögün dis firciliyorsun? yemege baslamadan önce ve yemekten sonra ellerini yikiyor musun? taharetlenirken su kullanir misin? Heladan ciktiktan sonra parfüm mü kullanirsin yoksa su mu? Uyan be cahil uyan... Senin hayatinda hergün yapmak zorunda oldugun o kadar cok kural var ki?

mesela bugün kravatsiz gidecegim dedigin dersin oldu mu lisede?

yüzümü yikamam ben der misin her sabah? Peki cenabet cenabet gezer misin? Temizlik imandandir. Ancak imansizlar bu kadar abdestten gocunur..

Kurani dokunabilmek icin temiz olmayi kim istemez? kirli ellerle ekmegi el sürüp yer misin? Hijyanik olun biraz biliyorum dagdan gelmis yabanilersiniz. Ancak bu hayatada alisacaksiniz elbet. Yeterki yürekten isteyin.

sorun ne biliyor musunuz? trafigie cikarken emniyet kemeri takmazsan ödeyecegin cezadan korkarsin? kirmizi isikta durman gerekitigini bilirsin. Polis yoksa vicdaninia kalmis.. Sorun sizin kirmizi isikta gecip gecmemeniz degil. Renk körü olmaniz.. Iyi bir doktora gözükmeniz gerekir.. Kalp doktoruna. Diger türlü nice kirmizi isiklari gecer nice vebal yüklü sözleri pardon kazalari yaparsiniz. nice canlarin kurban sebebi olursunuz..

Efendimiz yesribe girdiginde islam ile dogan günesten aydinlanan yesribin adi artik medine olmustu.. medeniyetin merkezi olmustu. Sizin gibi daglilar ancak medeniyet düsmani olur. Yazik... en büyük cehalet cahilligini bilmemek olsa gerek. Heleki bir de savunmak var ya.. ancak size yakisir.

Kolay gele

Yayınlayın ve Şaşırtın (Ya da yayınlayın ki konforunuz b

Buraya yaklaşık 3 hafta önce yazdığım ve bir hatadan dolayı yayınlanmıyor zannederek birden fazla gönderdiğim mesaj hala yayınlanmadı.Benim daha önce yazmış olduklarıma ise o günden beri birsürü cevap yazıldı ve hepsi de yayınlandı.Sizin adaletinizin ne olduğunu sırf bu mesele bile izah eder.Ve aslında daha başka sözede hacet yok.Adalet mü'minin temel vasfı olmalı iken henüz bundan dahi yoksun adamlara neyi anlatmak için uğraşıyoruz ki.Siz şimdi bunu da yayınlamazsınız.Aman yayınlamayın.Olur ki (adaletsizlik) vasfınızdan bişey kaybedersiniz.Ama hepten haksızlık etmeyelim tabi.Yayınlarsınız isterseniz değil mi? Bunu birazda ben istedim aslında. Ne zaman ki Ali Eren beyi yağlarsam o zaman yayınlarsınız paşalar gibi.Tabi. Ama almayayım. Zaten sizinde ihtiyacınız yok buna.Görünen o ki yağlayanınız çok. Size iyi yıkama yağlamalar. Bu sitenin bir özelliği var ki insanları nezih sitelere ve ortamlara hasret bırakıyor.Ve's selam demeyeceğim.Zaten sözede kez selam vererek başlamadım dikkat ettiyseniz.Çünkü selam elinden dilinden emin olma vasfını kazanmış mü'mine verilmeyi hak eden bir İslami paroladır.

Siteden bir yaziniz

Siteden bir yaziniz onaylanmadi ise muhakkak bunun icin bir neden vardir. Bu konuda daha dikkatli olmaya calisiriz. Fakat temel kurallarimiza uyan tüm yazilar yayinlanmaktadir.

İtkan

Ali Eren'in bahsettiği yazı 2. cilt, 444. sayfadadır (Madve Yayınları No:46). İfade şöyledir:

Şafii ve cumhur ulemaya göre, ister küçük ister büyük olsun, abdestsiz iken Mushaf'a dokunmak haramdır. Çünkü Allahü teala (...) (Vakıa/79) buyurmuştur. Tirmizi ve diğer muhaddisler: "Kur'an'a temiz olmayan el sürmesin" hadisini rivayet etmişlerdir.

Not: Vakıa/79 meali şöyledir:

Ona tertemiz (abdestli) olanlardan başkası el sürmesin. (A. Fikri Yavuz meali)

Daha fazla bilgi için bkz.

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/m-islamolunun-abdestsizlik-fitne...

"Bende böyle düşünüyorum hastalığı" öyle mi !?

Sayın kardeşim. Herşeyden evvel unutmamalı ki şahsiyet olabilmek için bir bakışnızın olması gerekir. Ve üzerinde içtihat edilebilen meselelerde de müçtehitler kendi içtihatlarını ortaya koyarlar, bu doğrudur. Ve buna içtihat farklılığı denildiği gibi (müçtehitlerin) bakış farklılığı da denilebilir. Ama sizin gibi "bende böyle düşünüyorum hastalığı" diyenini de ilk kez görüyorum. Peki merak ettim, siz nasıl düşünüyorsunuz? "Mezhep imamlarımız, eski müçtehitlerimiz (bu arada eski derken geçmiş devirlerde yaşamış olmalarını kastediyorum) ne demişlerse odur abi. Ben nokta şaşmam" diyenlerdenmisiniz. Unutmayın ki mezhepli olmak bu değildir. Mezhepli olmak şahsiyet olmak demektir ki bu da bir bakışınızn olması demektir. Mezhep imamlarının kendi görüşlerini ortaya koyarak şahsiyet olmalarının size şahsiyet olabilme yönünde bir getirisi olmaz emin olun. Taki onların görüşlerini armut piş ağzıma düş şeklinde değilde gerçek manada sizin görüşünüz olabilecek şekilde benimseyene dek. Buda bakış açınızı onların bakış açısına kanalize etmekle değil, bağımsız ve ciddi bir bakış açısıyla onların bakışını benimsemenizle olur ki işte o zaman bir mezhebe mensup iseniz mezhepci değil mezhepli olursunuz ve bakışınızıda "bende böyle düşünüyorum hastalığı" olarak değil şahsiyet olabilmenin gerektirdiklerinden olarak görmeye başlarsınız. Sözlerim yanlış anlaşılmaz umarım. "Mezhepci değilde mezhepli olacağız diye koca içtihat alimlerinin görüşünün zıddına mı düşünelim şimdi" demeyin. Zira bu zaten mümkün değildir,çünkü bunun olabilmesi için sizinde bir içtihat alimi seviyesinde olabilmeniz gerekir. Yani kastettiğim alimlerimizin görüşlerini savunurken neden o şekilde savunduğumuzu bilmemiz gerektiğidir. O öyle savunduğu için demek abes olur. O zaman "o niye öyle savunmuş, onu söyle öyleyse" derler adama. Ve'l hasıl ben, kendisini bu kadar ilme adamış, (istisnai bir durum olmadıkça) haftada sadece iki kez dışarı çıkan ve onuda ilminin zekatı olsun diye yapan, gününün en az 15 saatini ilimle meşgul olarak geçiren bir şahsiyetin düşüncelerine 'bende böyle düşünüyorum hastalığı' olarak bakmanın vicdanla, saygıyla ve de edeple bağdaşır bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. İnsanın asli vasfı bir düşünceye, bir fikre sahip olmasıdır. Normal ve sağlıklı olanı da budur. Sizin bu tavrınız bende "doğrularla yanlışların yer değiştirdiği bir toplumdamı yaşıyoruz yoksa" endişesi uyandırdı. Zinanın olağan bir hal gibi karşılanır olduğu Lut kavminde zina etmeyenlere suçlu gibi bakılarak "temizler aramızdan çıksın" denmesi gibi. Hakikaten tefekkür meselesi. Bir diğer hususta M. İslamoğlu hocamın sitesindeki sorulara verdiği cevaplara alayvari bir yorum getirmenizdi. Ben artık ne söylenir bilemiyorum. Öyleyse siz cevap verin o sorulara bakalım nasıl cevap veriyorsunuz. Engin fikirlerinizden mahrum etmeyin bizi. Bu toplumun size ihtiyacı var. Ve's-Selam...

Abdestsiz Mushafa Dokunmak Haramdır

( آداب تلاوته وتاليه ) ضمن العنوان ( استحباب الوضوء لقراءة القرآن )

مسألة: يستَحَبُّ الوضوء لقراءة القرآن لأَنه أَفضل الأَذكار، وقد كان صلى الله عليه وسلم يكره أَن يذكر الله إلاَّ على طُهر، كما ثبت في الحديث‏.
قال إمام الحَرمين‏:‏ ولا تكرَه القراءة للمحدِث، لأَنه صحَّ أَنَّ النبيّ صلى الله عليه وسلم كان يقرأُ مع الحدَث‏.
قال في شرح المهذَّب‏:‏ وإذا كان يقرأُ فعرضت له ريح أَمسك عن القراءة حتى يستقيم خروجها‏.‏ وأَما الجنب، والحائض فتحْرُم عليهما القراءة، نعم يجوز لهما النظر في المصحف وإمراره على القلب، وأَمَّا متنجِّس الفم فتكره له القراءة.
وقيل: تحرُم، كمسّ المصحف باليد النَّجسة‏.

3— Kur’an’ın Abdestsiz Okunup Okunmayacağı Kur’an okumak için abdest almak müstehabdır. Çünkü kıraat, en faziletli zikirdir. Nebi (s.a.v.), hadisde sabit olduğu üzere, abdestsiz zikirde bulunmayı kerih görürdü. lmamu’l-Harameyn şöyle demiştir: Abdestsiz Kur’an okumak, mekruh değildir. Nebi’den sahih olarak rivayet edildiğine göre Resülüllah, abdestsiz de Kur’an okurdu. Nevevi «Ş e r h u’ 1 - M u h e z z e b»inde şöyle der: Kur’an okuyan bir kimseyellenme ihtiyacı duysa, yeHenme bitene kadar kıraatı bıraksın. Cünüb ve hayız halinde olanların, Kur’an okumaları haramdır. Fakat, Mushafa bakma- ları ve kıraatı kalpden geçirmeleri caizdir. Ağzı pis olanların, Kur’an okumaları mekruhtur. Pis elle Mushafa dokunmak, haram olduğu gibi, bunun da haram olduğu söylenir. (İtkan Tercümesi – Kur’an İlimleri Ansiklopedisi, c. 1, s. 250 Madve Yayınları)

فرع: مذهبنا ومذهب جمهور العلماء: تحريم مسّ المصحف للمحدِث، سواء كان أَصغر أَم أَكبر، لقوله تعالى: {لاَّ يَمَسُّهُ إِلاَّ ٱلْمُطَهَّرُونَ} [الواقعة، الآية: 79]. وحديث الترمذيّ وغيره: "لا يمس القرآن إلا طاهر"‏.
خاتمة: روى ابن ماجه وغيره عن أَنس مرفوعاً: "سبعٌ يجري للعبد أَجرهنَّ بعد موته وهو في قبره‏:‏ من علَّم علماً، أَو جرى نهراً، أَو حفر بئراً، أَو غرس نخلاً أَو بنى مسجداً، أَو ترك ولداً يستغفر له من بعد موته، أَو ورث مصحفاً"‏

Şafii ve cumhur ulemaya göre; ister küçük, ister büyük olsun, abdestsiz iken Mushaf’a dokunmak haramdır. Çünkü Cenab-ı Hak, (Vakıa, 79.) buyurmuştur. Tirmizi ve diğer muhaddisler: “Kur’an’a temiz olmayan el sürmesin”, hadisini rivayet etrrişlerdir.
İbnu Mce ve diğer muhaddiser, Enes’den merfuan şu rivayette bulunurlar: Bir kul öldükten sonra, kabrinde faydalandığı yedi şey vardır: Bunlar; ilim öğretmek, su akıtmak, kuyu kazdırrnak, hurmalık yetiştirmek, mescid inşa etmek, ölümünden sonra kendisine istiğfar edecek evlad yetiştirmek veya bir Mushaf miras bırakmaktır.
(Aynı eser, c. 2, sayfa 444)

Meryem Bulut kardeşimiz Madve yayınlarından İtkan Tercümesinde Ali EREN hoca'nın dediği bir şey yazmadığını nakletmişlerdi. Buyrun, Metni www.altafsir.com' dan ve Tercümesi Madve Yayınlarından, Kur'an İlimleri Ansiklopedisinden.

Şu kadar ki İmam Süyüti "Bizim Mezhabimiz ve Cumhur ulemaya göre" demişken tercüme de "Şafii ve cumhur ulemaya göre" yazılmıştır.

Adam windowsu kurmus

Adam windowsu kurmus bilgisayari icat etmis. A'dan z'ye herseyi kesfetmis. Ortada tüm imkanlar sunulmus. Ordan biri cikiyor diyor ki PC yeniden kesfe koyulalim. Allah akil fikir vermis biz yeniden icat edelim:) diger bir tabirler ictihad edelim vs. Yahu adam daha bilgisayari acmasi kapamasini bilmiyor. Kuruluyorsun karsisina cayini yudumlarken diyorsun ki. Abi bos bu isler kendi bilgisayarini kendin üret:)) Fizik var kimya var Matematik var bunlari sen yeniden hesapla yeniden ölc bic.. yeniden ramlar, yeniden islemciler üret yeniden tekonolojiyi var et:)

Bulutlarin üzerinde fazla ucma kardesim. Kendine ütopyatik bir dünya kurmussun. Adam abdest alip 2 rekat namaz bile kilmiyor sen kalkmissin abdestin farzinin neden 4 oldugunu bilsin. neden sünnettir. hangisi neden abdesti bozar bunun kaynagi nedir. bunlari bilsin.. öyle kabul etsin diyorsun. dur hele adam önce bir abdest almasini ögresin. Atom caginda isleri yokusa sürmekle islam anlatilmaz. Kurulu bir düzen ve ulasilmasi gereken milyonlar var...

tüm gününü ilimle geciriyor demek gerekce sayilmaz. tüm gününü tüm yillarini pc basinda gecirenler var. her pc ile mesgul olan pc mühendisi mi oluyor? her bilgisayarda sabahlayanlar uzman mi oluyor simdi? ilmin binlerce dali var. herkes haddini bilsin. siteden siteye pardon kitaptan kitaba sörf yapan kitaplar karistirir sonra dikilir karsimiza ben mustafa islamoglu.. heyt durun lan siz keratalar sizi gidi mezhepciler durun da biraz mezhepli olun... yok yok ben google'cu kalacam.. aradigim hersey elimin altinda.. her hali ile tüm incelikleri ile düsünülmüs. hangi soruyu ariyorsam cevabini buluyorum. imam azam, imam gazali, imam rabbani ve digerleri.. her soruyu bizim icin aramislar taramislar indexlemisler. tek yapmam gereken kafami takalan soruyu dogru adresten dogru yere yazmak ve cevabini okumak..

bilgisayari acmasini bilmeyen kisiden googleyi kullanmasini bekleyemezsin.. önce elektrigi fise sokunuz efendim:))

yanlisi kelimelerde degil önce kendinde araman ümidi ile

sevgili kardeşim cevap

sevgili kardeşim cevap yazının son harfine kadar imzamı atıyorum. Allah senden razı olsun

Ayrıca bir diğer husus!

Yazıda "Itkan" isimli eserin sayfa numaraları verilirken, bir yerde 44.sahife olarak, diğer yerde 444.sahife olarak verilmiş. Evvelden veya bu siteye aktarımı esnasında bir hata olmuş olacak. Neticede, 44.sayfasında yoksa bile, 444.sayfasına bakılsa, muhtemelen verilen kaynağa ulaşılacaktır.

Selam ve sevgiler...

Ali Eren'in bahsettiği

Ali Eren'in bahsettiği yazı 2. cilt, 444. sayfadadır (Madve Yayınları No:46). İfade şöyledir:

Şafii ve cumhur ulemaya göre, ister küçük ister büyük olsun, abdestsiz iken Mushaf'a dokunmak haramdır. Çünkü Allahü teala (...) (Vakıa/79) buyurmuştur. Tirmizi ve diğer muhaddisler: "Kur'an'a temiz olmayan el sürmesin" hadisini rivayet etmişlerdir.

Not: Vakıa/79 meali şöyledir:

Ona tertemiz (abdestli) olanlardan başkası el sürmesin. (A. Fikri Yavuz meali)

Daha fazla bilgi için bkz.

http://muratyazici.blogspot.com/2007/06/m-islamolunun-abdestsizlik-fitne...

M.İslamoğlunun abdest konusundaki fitnesi

Meryem Bulut kardeşimiz biraz dikkat etseydi, yazı içinde önce 2. cilt sayfa 44 olarak verilen ıtkan tecümesinin cilt ve sayfa numaralarının daha sonra "Türkçe Kaynaklar" bölümünde en sonda 2. cilt 444. sayfa olarak zikredildiğini görür, bir yanlışlık olduğunu anlayarak birde hazır o 2. cilt elindeyken bir de 444. sayfaya bakarlardı. ve bizlere ne verilen adreste, ne önceki ne de sonraki sayfada bahsedilen satırların olmadığını yazmış olsalardı daha inandırıcı olurlardı.

şimdi kendilerine düşen madem ki sözkonusu eser ellerinde var, 2. cilt 444. sayfaya öncesi ve sonrasıyla dikkatlice bir baksınlar orada da verilen bilgi yoksa o zaman yazsınlar bu kitapta böyle bir bilgi yok diye.

bizim iki kaynağımız kitap ve sünnettir deyip kendilerine kitap ve sünnetten verilen delilleri görmezden gelmek insaf ehlinin işi olmasa gerek.

Sayın panzehir ve ankebut;

Sayın panzehir. Öncelikle hitap tarzınızı düzeltmenizi tavsiye ederim. Gerçi savunduğunuz kişiye bakarsak ve onun hitap tarzına, bunu size çok görmemek lazım.
İtkan meselesine gelince; 1- (Sayın ankebut;) İtkanda iddianın tam tersi var diye ortalığı velveleye veren ve bu meseleye tam 4 paragraf ayıran Ali Eren bey iken, yazımın sonunda bu hususu kısa bir not olarak zikretmekle neden ortalığı velveleye veren ben oluyorum, bunu anlayabilmiş değilim. Ayrıca bırakında 4 paragraf boyunca zikredilmiş bir meseleye bizimde birkaç satırlık bir cevabımız olsun öyle değil mi?
2- (Sayın Panzehir;) Hiçbir terceme koca bir paragrafı atlayacak kadar bozuk olamaz, ayrıca ben tam adresinden, madve yayınlarından baktım, buda iki.
Ayrıca Sayın ankebut size bir hususu daha hatırlatmak isterim. Ben yazımın sonunda bunu belirtirken " Gerçi Ali Eren bey doğru söylemiş olsa dahi bu bir delil sayılmazdı. Bu hususu zikretmemin nedeni beyefendinin ne kadar güvenilir biri olduğunu ortaya koymak içindi" Şeklinde bir ifade kullandım. Bunun ne anlama geldiğini de bir zahmet siz düşünüverin. Ama yine de düşünmenize yardımcı olayım. Şöyle ki; mesele itkan meselesi değil ve tabiki Ali Eren beyin'de tek dayandığı kaynak İtkan değil. Mesele (M. İslamoğlu hocamın dediği gibi) Kur'an'a abdestsiz el sürüp sürmeme meseleside değil. Kur'an'a abdestli dokunurken bunu neden yapıyorum diye kendimize sorduğumuzda ne cevap verdiğimizdir. Eğer farzdır da oun için derseniz bu delil gerektiren bir cevap olur. Ayrıca delili isteyen bizim gibi canınızın istediği şekilde hitabedebilme hakkını kendinizde bulduğunuz bir kul değildir. Delili isteyen Allah'tır.“Kul hâtû burhanekum in kuntum sadıkîn: De ki: Hadi getirin delilinizi, eğer doğru söylüyorsanız?”. Zira kendisi adına konuşulan O'dur. Şu noktada "daha ne delilinden bahsediyorsunuz. Türkçe arapça onca kaynak zikredildi ya" diyebilirsiniz. Şöyle ki zaten ayrıldığımız nokta burası. Yani edep dairesinde bırakılan bazı meselelerin bazı müçtehitler tarafından bazı hadislerin kendilerince başarıyle yorumlanması neticesinde farz dairesine çekilmesidir ki bunlar insanlar tarafından yıllardır bir ayet gibi delil sayılır olmuştur. Ne zaman ki birisi aksini söylemiş olsun ona bir küfür isnad edilmediği kalmış, hatta o bile olmuştur. İlginçtir ki aksini söyleyen müçtehit seviyesinde bir insanken, o na küfür isnad eden henüz ilmihali aşamamış din bilgisine güvenerek kendisinde tekvir edebilme hakkını görmektedir. Her neyse, tekvir etme meselesi de nerden çıktı diye merak ederseniz şayet biz bunu yapanlarıda (hayretle) gördük te o yüzden belirteyim istedim. Yani böyle hitabetme hakkını kendinde bulanlar (Ali Eren gibi, Panzehir gibi) sonunda kendilerinde tekvir edebilme hakkınıda bulabiliyorlar, aman dikkat. Daha fazla uzatmak istemiyorum çünkü anlayan benim sözlerime dahi ihtiyaç olmadan Hocamım sözlerinden de analaması gerekeni anlardı diye düşünüyorum. Ben kendisine güveniyorum ve onun fikirlerinide büyük bir iç huzuru ile kabul ediyorum. Sizleride vicdanınızla başbaşa bırakıyorum. Selametle...

bakış farkı

İslamoğlunun yaklaşımı günümüz bende böyle düşünüyorum hastalığının bir versiyonu.Ali eren hocanın cevabı samimiyetin ifadesi.Buna takılmayınn islamoğlunu sitesine girin suallere cevaptaki yaklaşımına bir bakın Allah aşkına.

Değerli Meryem BULUT Kardeşimiz,

Eğer yazının ilk birkaç paragrafını okumuş olsam, inanın sizi haklı bulurdum. Hatta Sayın Ali EREN Bey'in bu yazısının başlarında, sizin "Cami yapmak dine aykırımıdır yahu. İstediğim yere istediğim kadar yaparım" kabilinden düşüncenize ben de kapılmamış değilim. Hatta bu şekil devam ederse, bu reddiyenin oldukça yetersiz ve duygusallıktan ibaret kalacağını düşünmüştüm. Öyle de olacaktı...

Lâkin mesele sizin tahlil ettiğiniz gibi ilk paragraflardan müteşekkil değildir. Belli bir kısımdan itibaren, "tenkid" yerine oturmuş, sizin Ali EREN Bey'e olan tenkitlerinizin gereksizliği bir tarafa, M.İslamoğlu'nun meseleyi nasıl "tahlîl-i fasit" konumuna getirdiği gösterilmiştir.

Değerlendirmenizde ki bir diğer eksiklikte, "Acaba kaçınız merak edip Ali Eren beyin 'Arzu edenler,İtkan 2.cilt, 44.sahifede bu meseleyi okuyabilirler' tavsiyesine uyupta açıp birkere İtkan'a baktı. Şayet bakmış olsaydınız ne verilen adreste, ne bir öncedeki sayfada ve ne de nede bir sonraki sayfada bahsedilen satırların olmadığını gözlerinizle görecektiniz." şeklindeki değerlendirmenizdir. Zira orada verilen kaynaklar Itkan ile sınırlı değildir. Hatta ben bir kaç tanesine göz attım.

Siz de göz atmış olsaydınız en azından, Selman-ı Fârisi(r.a.) ve diğer ashab-ı kiramın bizzat apaçık bunu ifade ettiklerini ve Hz.Ömer(r.a)'ın hidayeti esnasında kız kardeşinin ona Kur'an Sahifelerini "temiz olmadığı" gerekçesiyle vermeyişi gibi bir takım hadiseleri okuyabilirdiniz. Itkan'da bu mevzunun olup olmaması neyi değiştirir ki? Malumunuz, kaynak olarak tek referans gösterilen o olmadığı gibi, sizin o kitabın sahifeleri arasında onu bulamamış olmanızın veryansın etmeyi gerektirmediği de aşikârdır.

Bilginizi ricâ ederim.

Adem YAKUT

Selam ve sevgiler...

Allah razı olsun ankebut

Allah razı olsun ankebut kardeşim..

tesekkürler ankebut ayrica

tesekkürler ankebut

ayrica itkan derken hangi itkan'a bakti ki konusuyor? imam gazalinin ihyasini bile tahrif edip piyasaya sürenlerin oldugu günümüzde diger kitaplara neler yapmazlar ki?

özellikle tercümlerde tercüme bilgileri ve tam kitap bilgileri verilirse güzel olacaktir. hangi baski, hangi yayin yili vs.

M.İslamoğlu'nun Abdest Konusundaki Fitnesi

Sözlerime Allah'ın selamı rahmeti bereketi lütfu ve ihsanı saygıdeğer Mustafa İSLAMOĞLU hocamın üzerine olsun diyerek başlamak isiyorum. Sayın Ali Eren. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki M.İslamoğuna cevap niteliğinde yazmış olduğunuz yazı tamamen meseleyi anlamayan, daha doğrusu anlamak istemeyen bir zihniyetin nasıl bir zihni yapıya sahip olduklarını gösteren numunelik bir yazıdır. Sözlerinize "Kur'an'a hürmet bu milletin ruhunda var.Kur'an'ı abdestsiz olarak eline almamak bir tarafa, abdestli de olsa onu göbekten aşağıda tutmaz. Bu kötü bir hal midir? Dine aykırı bir hareket midir? Kur'an-ı Kerim'e hürmet, İslâm'a zıt mıdır? Kur'an'a fazla hürmet yersiz bir şey midir?" şeklinde başlamakla meseleyi nasılda yanlış anladığınızı ortaya koyuyor, "bazılarının, Kur'an'a gösterilen bu hürmetten rahatsız olmaları anlaşılır gibi değil..." demekle de bu teşhisimi iyice bir tescillemiş oluyorsunuz. "Cami yapmak dine aykırımıdır yahu. İstediğim yere istediğim kadar yaparım" diyerek yolun ortasına dahi cami yapmak isteyen biri sözlerinde ne kadar haklı görülebilirse, sizde sözlerinizde ancak o kadar haklı görülebilirsiniz.Şunu unutmamak gerekir ki toplumların sapma nedenlerinden biri de dine ekleme veya çıkarma yapmalarıdır. Allah ve Rasulünün edep dairesi içinde braktığı bir hususu farz dairesine çekmeye kim, ne cür'etle ve ne amaçla cesaret edebilir!? Neyi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Kur'an'ın izzetini mi? O zaten azizdir. O izzetini kimseye muhtaç değildir. Hele onun izzetini korumak adı altında Allah'a iftira atmayı adet edinenlerin korumasına hiç muhtaç değildir. "Bana sen ne yapıyorsun diye sorarsanız şayet, ben abdestsiz roman bile okumam" diyen bir zatın asıl dikkat çekmek istediği noktayı anlayamayarak,abdest hususunda yazmış olduğu o mükemmel makalenin üzerine hala meseleye "Kur'an'ın abdestli olarak tutulmasını hazmedemiyor" şeklinde bir yorum getirebiliyor olmanız hakikaten ilğinç. Siz yanlış anlamışsınız. Ve M.İslamoğlu'nun dediği gibi "yanlış anlamak hiç anlamamaktan beterdir. Hiç anlamamış olana birgün anlatabilirsiniz ama yanlış anlamış olan birine gerçeği anlatmanız çok zordur. Çünkü o hakikatin anladığı şey olduğuna iman etmiştir." Bu sebeple daha fazla konuşmaya lüzum görmüyorum. Bitirmeden kulaktan dolma bilgilerle alim eleştirmeye kalkan kişilere de bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen biraz okusun ve araştırsınlar. Din emanet edilecek bir eşya değildir. Emenet ettiğiniz anda zaten ihaneti en başta kendiniz etmişsiniz demektir. Bu yüzden kırkılmış eklenmiş bir dinle Rabb'inizin huzuruna çıktığınızda ve size hain kim diye sorulduğunda dininizi emanet ettiğiniz kişileri göstermeniz abes olur. Acaba kaçınız merak edip Ali Eren beyin "Arzu edenler,İtkan 2.cilt, 44.sahifede bu meseleyi okuyabilirler" tavsiyesine uyupta açıp birkere İtkan'a baktı. Şayet bakmış olsaydınız ne verilen adreste, ne bir öncedeki sayfada ve ne de nede bir sonraki sayfada bahsedilen satırların olmadığını gözlerinizle görecektiniz. Gerçi Ali Eren bey doğru söylemiş olsa dahi bu bir delil sayılmazdı. Bu hususu zikretmemin nedeni beyefendinin ne kadar güvenilir biri olduğunu ortaya koymak içindi. Velhasıl sözlerimi bitirirken delil olarak onca kaynak zikretmiş olan Ali Eren beye ben de sadece iki kaynak ismi zikretmek istiyorum. Kur'an ve Sünnet. Ve's-Selam...

S.A Bunca alim ,seyyid ,

S.A
Bunca alim ,seyyid , kutup geçti hem de dini yaşamayi öğrenmede bizden daha sağlam zâtlar ve ravi zincirine sahipken.Onlar yanlış. anlamışlar ki sözüm ona birileri bugün hoca ve alim olarak çıkıyor, ve
öğretiyorlar dini bize yeniden !..
Bizden öncekilerin hocaları, şimdiki olan hocalar değil, inananları da biz değildik . İnananlar kendileri , hocaları da Dinin dört bir yana ulaşmasını sağlayan muhteremlerdi.
Şu an olduğu gibi doğru bilinenlerin yanlış olduğunu söyleyip müslümanı müslümana düşürmüyorlardı , aksine herkes aynı şekilde hareket edip ibadet etmeye gayret gösteriyordu.
Onlar onca ilime sahip iken bilmedi de şimdikiler mi biliyor ilmi?
" Yanlış anlamış olana gerçeği anlatmış olmanız zordur "diyorsunuz ya!
Aynı şekilde değerlendirseniz bu sözü kendiniz ve sizin gibi inananlar için?
Sizin de inandıklarınızın yanlış olması mümkün müdür?
Dua ile...

M.İslamoğlunun abdest konusundaki fitnesi

Meryem Bulut kardeşimiz biraz dikkat etmiş olsaydı, Ali EREN hocanın yazı arasında 2/44 olarak verdiği kaynağın, daha aşağılarda Türkçe kaynakların en sonunda ıtkan tercümesinin 2. cilt 444. sayfa olarak verildiğini görür ve birinci olarak 2.cilt 44. sayfa yazılmasının ya baskı hatası veya başka bir yanlışlık sebebiyle eksik çıkmış olduğunu anlar ve aynıeser aynı cildin birde 444. sayfasına göz atardı. orayada göz attıktan sonra aradığı bilgiyi bulamazsa o zaman yazardı ne 44 ne de 444 de böyle bir açıklama ya da bilgi yok diye.

Kendilerine aynı eserin birde 2. cilt 444 sayfasını öncesi ve sonrasıyla okuduktan sonra bizleri yeniden bilgilendirmelerini kendilerinden rica ediyoruz.
madem ki ellerinde bu eser var zahmet edip bakar bizleri de bilgilendirirlerse memnun oluruz.

Sözlerime Allah'ın selamı

Sözlerime Allah'ın selamı rahmeti bereketi lütfu ve ihsanı saygıdeğer Mustafa İSLAMOĞLU hocamın üzerine olsun diyerek başlamak isiyorum. Sayın Ali Eren. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki M.İslamoğuna cevap niteliğinde yazmış olduğunuz yazı tamamen meseleyi anlamayan, daha doğrusu anlamak istemeyen bir zihniyetin nasıl bir zihni yapıya sahip olduklarını gösteren numunelik bir yazıdır. Sözlerinize "Kur'an'a hürmet bu milletin ruhunda var.Kur'an'ı abdestsiz olarak eline almamak bir tarafa, abdestli de olsa onu göbekten aşağıda tutmaz. Bu kötü bir hal midir? Dine aykırı bir hareket midir? Kur'an-ı Kerim'e hürmet, İslâm'a zıt mıdır? Kur'an'a fazla hürmet yersiz bir şey midir?" şeklinde başlamakla meseleyi nasılda yanlış anladığınızı ortaya koyuyor, "bazılarının, Kur'an'a gösterilen bu hürmetten rahatsız olmaları anlaşılır gibi değil..." demekle de bu teşhisimi iyice bir tescillemiş oluyorsunuz. "Cami yapmak dine aykırımıdır yahu. İstediğim yere istediğim kadar yaparım" diyerek yolun ortasına dahi cami yapmak isteyen biri sözlerinde ne kadar haklı görülebilirse, sizde sözlerinizde ancak o kadar haklı görülebilirsiniz.Şunu unutmamak gerekir ki toplumların sapma nedenlerinden biri de dine ekleme veya çıkarma yapmalarıdır. Allah ve Rasulünün edep dairesi içinde braktığı bir hususu farz dairesine çekmeye kim, ne cür'etle ve ne amaçla cesaret edebilir!? Neyi kurtarmaya çalışıyorsunuz. Kur'an'ın izzetini mi? O zaten azizdir. O izzetini kimseye muhtaç değildir. Hele onun izzetini korumak adı altında Allah'a iftira atmayı adet edinenlerin korumasına hiç muhtaç değildir. "Bana sen ne yapıyorsun diye sorarsanız şayet, ben abdestsiz roman bile okumam" diyen bir zatın asıl dikkat çekmek istediği noktayı anlayamayarak,abdest hususunda yazmış olduğu o mükemmel makalenin üzerine hala meseleye "Kur'an'ın abdestli olarak tutulmasını hazmedemiyor" şeklinde bir yorum getirebiliyor olmanız hakikaten ilğinç. Siz yanlış anlamışsınız. Ve M.İslamoğlu'nun dediği gibi "yanlış anlamak hiç anlamamaktan beterdir. Hiç anlamamış olana birgün anlatabilirsiniz ama yanlış anlamış olan birine gerçeği anlatmanız çok zordur. Çünkü o hakikatin anladığı şey olduğuna iman etmiştir." Bu sebeple daha fazla konuşmaya lüzum görmüyorum. Bitirmeden kulaktan dolma bilgilerle alim eleştirmeye kalkan kişilere de bir uyarıda bulunmak istiyorum. Lütfen biraz okusun ve araştırsınlar. Din emanet edilecek bir eşya değildir. Emenet ettiğiniz anda zaten ihaneti en başta kendiniz etmişsiniz demektir. Bu yüzden kırkılmış eklenmiş bir dinle Rabb'inizin huzuruna çıktığınızda ve size hain kim diye sorulduğunda dininizi emanet ettiğiniz kişileri göstermeniz abes olur. Acaba kaçınız merak edip Ali Eren beyin "Arzu edenler,İtkan 2.cilt, 44.sahifede bu meseleyi okuyabilirler" tavsiyesine uyupta açıp birkere İtkan'a baktı. Şayet bakmış olsaydınız ne verilen adreste, ne bir öncedeki sayfada ve ne de nede bir sonraki sayfada bahsedilen satırların olmadığını gözlerinizle görecektiniz. Gerçi Ali Eren bey doğru söylemiş olsa dahi bu bir delil sayılmazdı. Bu hususu zikretmemin nedeni beyefendinin ne kadar güvenilir biri olduğunu ortaya koymak içindi. Velhasıl sözlerimi bitirirken delil olarak onca kaynak zikretmiş olan Ali Eren beye ben de sadece iki kaynak ismi zikretmek istiyorum. Kur'an ve Sünnet. Ve's-Selam...

cahiller ortalığı boş bulmuş anlaşılan!

Edille-i şer'iyye dörttür! Sen önce bunu öğren.

1-)Kur'an
2-)Sünnet
3-)İcma
4-)Kıyas

Bu derece ilim yoksunu olmana rağmen Ali Bey'i tenkit eden yorum yazabiliyorsun ya pes doğrusu! Vallahi pesss!

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

DOĞRULAMA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğün harfleri sırayla yaz
Google
 

Anket

Sinema ve dizilerin islami yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?:

Sünnet . islam . iman . Kur'an-ı Kerim . kıyamet alametleri . Din ve Inanc . Ehli Sünnet . Mehdi . Hadis . Dört incil . Mezhep . cennet . Hıristiyanlık . eshab-ı kiram . tevhid . iman esasları . cinler . Hıristiyanlar . mezhepsizler . cehennem . küfür . ehli sünnet alimleri . ehli sünnet itikadı . mezhepler . amel . isa'nın gökten inmesi . Mehdi'nin çıkış alametleri . ahir zaman . din tahripçileri . eshaba dil uzatmak . islam düşmanları . mezhepsizlik . islam alimleri . incillerdeki çelişkiler . peygamberler . cennetlikler . mümin . sapık fırkalar . hak mezhepler . eshabı kötülemek . eshabı kiramı sevmek . kader . Sinoptik inciller . Hz. isa'nın mucizeleri . mezhebe uymak . eshabı hayırla anmak . Allah'ın sıfatları . Kitab-ı Mukaddes . Hıristiyan inancı . inanç . incil . vehhabilik . ehli sünnet vel cemaat . hadisi şerifler . Yeni Ahid . Muharref inciller . cin . ahiret günü . Müminler . eshabı kiramın üstünlükleri . peygamberimiz . Hıristiyan dünyası . vaaz ve nasihatleri . çarmıha gerilmesi olayı . Kuran ayetleri . Mehdi’nin ortaya çıkışı . islam'ın hakimiyeti . PKK . Ermeni Sorunu . din düşmanları . şirk . ilim . ehli sünnet yolu . Kuran . kadere iman . Yahudiler . tahrifat . Yuhanna incili . Allah'a iman . Misyonerler . mirac . ashaba muhabbet . ashab . müslümanlık . mezhep imamları . itikad . Hz. isa'nın sözleri . hadisler . iman etmek . Ehli sünnet mezhebi . irade . kıyamet günü . hesap günü . kaza . hayırlı amel . Tutku filmi . insanların hayırlısı . eshabı kiramın fazileti .

Son yorumlar