Ahmet Hulusi ( 2 )


Euzübillahimineşşeytanirracim,Bismillahirrahmanirrahim.Hamd, Alemlerin Rabbine, selat-u selam İki Cihan Güneşi (sav)’e Al ve Ashabına ve dahi yollarına kıyamete kadar tabi olanlara olsun.

İlk tenkit yazımın üzerinden geçen uzunca sürenin ardından, yapılan yorumlardan anlaşılan 2 önemli altı çizilecek husus var.

1-Türkiyeli Müslümanlar ile dünya Müslümanlarının insan olarak ortak özelliklerinden birincisi; fıkh yani ilmihal alanında son derece sığ, bilgisiz, ilgisiz, hatta çoğu kez cahillik derecesinde görüntü veriyor oluşlarıdır. İşbu realite, yaşayan Müslümanlarla, yaşayan İslam arasında yegane köprü/bağ olmasına karşın; kendilerini/bilgilerini, fıkıhlarını (update ) sürekli canlı ve taze tutamayışın hazin dramıdır. En avamının bilmem ne kilisesine Müslüman kimliğine rağmen adaklar ve dualarla çaputlarla gitmesinden, oruç baba sirke ritüellerinden; popçuları ”idol” yapıp, önlerinde dokunmak için ezilip bayılanlarına yada İslami perspektifte; ille bir modele (yazara) sorgusuz sırtını yaslama ve savunmalar bunun en bariz trajik örnekleridir!

2- Kimi Türkiyeli ve dünya Müslümanları; 1428 şu kadar yıldır, bizlere nurlu bir koldan ulaşmış olan ehl-i sünnet ve cemaat adı verilen ve hadislerde övülüp ”fırka-i naciye-cennet fırkası” diye açıklanan kaynağı hakkınca öğrenemediği için; kevser gibi kana kana içip manevi sususuzluğu tatmin yolunda da kör kalmış olmalarıdır! Oysa cennetteki Kevserin, dünyadaki izdüşümü, karşılığı ehl-i sünnet ve cemaat sevad-ı a’zamıdır ve ona bağlı kamil mürşiddir.

Bu ana caddenin dışındaki ne kadar; fikir/izm; fikircik/felsefe ve fikir kırıntısı varsa; çıkmaz sokak, serseri fitne yollarıdır.Ehli sünnet yolu, Allah Teala’nın bizlere göndermeyi vaad ettiği müceddidler ve kamil mürşidler gibi; büyük bir ahir zaman nimetidir.

Bu kopmaz ”ipe” tutunan, hevasının, mantığının, nefsaniyetinin ve görünür gözükmez şeytanların iğvasından korunur.

Bazen şeytan yada cinlerin müslüman olmayanı; insanlardan kendisine dostlar edinir! O dostlarının ”yazan eli/kalemi, gören şaşı gözü, söyleyen dili olur.”

Siz yazar şeytan gördünüz mü? Siz şeytanı konuşurken gördünüz mü? Siz şeytanın, insanın kanında dolaştığını, müsait bulduğu beyinlere hükmettiğini yoksa biliyor ama anlamıyor musunuz? Yoksa siz, şeytanın dünya üzerinde her izm ve mantık cambazlığından hoşnut; yalnızca ehl-i sünnet vel cemaat inancı ve saliklerine amansız düşman olduğunu da mı bilmiyorsunuz?

”Ben şeytanla bu konuda savaşım verdim! Henüz uyumadığım, yatağıma sırt üstü yattığım bir demde göğsüme ayan beyan çöküp: ”Ehl-i sünneti savunan sana artık daha çok düşmanım” dediği demler halen aklımdadır.’’ diyen insanları tanırız biz..

Bu satırlarda yaptığımız, ilmimiz miktarınca (aklımız mantığımız demiyorum) geleneksel temiz İslam kaynaklarına, gücümüz miktarınca ve Allah Tealanın yardım ve lütfu ile bir yazarın mantığını esas alarak öne sürdüğü aşırı bir takım fikir kırıntılarına, nakil ile tenkitten başkası değilidir.Bunu yaparken biz de kimseden ücret istemiyoruz.Ama küfürle itham edenlere de hakkımızı helal etmiyoruz! Kardeşlere şunu da söyleyebilirdim; kaldırın yazımı; kimseyle uğraşmayalım.Hulusi yüzünden kafir diye hakaret edip kendisini helak edenler olmaz! Ama öte yandan, burada yazılanlar sebebiyle; bu sakat fikirli kişiden bir kardeşimiz bile uzaklaşsa;(ki uzaklaşanlar oldu elhamdulillah) bu her şeyden daha hayırlıdır.

* * *

21 Ocak 1945 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiş olan Ahmet Hulusi sitesinde şöyle diyor : ( aşağıdaki alıntıların tamamı için bak:http://ahmedhulusi.org/yazi/seriat.htm)

1- ”İslâm Dini’ni, Kurânı Kerîm, Kütüb-ü Sitte (altı önde gelen kitap) hadisleri temelinde kabul ederek inceleyen; geçmişteki ünlü tasavvuf sîmalarının çalışmalarını değerlendirerek, gereklerini yaşadıktan sonra; bunları, günümüz ilmiyle de birleştirerek değerlendiren ve mantıksal bütünlük içinde BİR SİSTEM olarak sizlere açıklayan Ahmed Hulusi; insanların kişiliğiyle değil, düşünceleriyle ilgilenmesini istemektedir.

Sizlere karşılıksız olarak verilen bu Allah hibesi ilmi hakkıyla inceleyin.”

”Yukarıda ”inceleyen” tabirini kullanıyor!Öyle birilerinin dediği gibi koskoca cümleden cımbızla ayıklamıyoruz.Cümlenin tamamı yukarıda ve kaynak da verdik. Bu inceleme kelimesinde koskoca bir ”ene” yatıyor.Okuyan, öğrenen değil, inceleyen!Temelinde kabul edip, lütuf göstermişler!Tasvvuf simalarının çalışmalarını da ”değerlendirmiş”Hani bir üstad vardır yada bir öğretmen; ona çalışmalarınızı (eserlerini de demeye dili varmıyor) verirsiniz, O’da ”değerlendirir,inceler” vaay anam vay.Sen kimsin Kütüb-ü Sitte’yi ”temelinden kabul etmek, incelemek, değerlendirmek” kim.Elbette tarihsel egoizmin reformcu sloganı“Hüm ricalün ve nahnü rica “Yani, onlar adamsa, biz de adamız” sözleridir.

Nerde o İslam alimlerinin mütevazi halleri ve her eserde, ”doğrusunu ancak Allah bilir”diye son vermeleri, nerede bunlar..!

Yaşayan alim bir hocamızın, özel sohbetinde, bu konuda bizlerle paylaştığı önemli tespitinin de altını çizmek gerekir:

”Arapça bilmeyen bir kimse Kur’an’ı ve hadisleri nasıl inceler? Kur’an’ı hangi meal yazarının zaviyesinden anlamış, hadisleri kimin çevirisinden “incelemiş?”
Sonra niçin sadece Kütüb-i Sitte? Bu altı hadis kitabındaki hadislerin toplam sayısı –tekrarlar hariç– yaklaşık olarak 10.500′dür. Oysa sadece Ahmed b. Hanbel’in Müsbned’indeki hadislerin toplam miktarı yaklaşık 28 bindir. Diğer müsnedler, sünenler, camiler, musannefler… göz önünde bulundurulduğunda, Kütüb-i Sitte’nin ihtiva ettiğinden daha fazla sayıda hadisin bu 6 eser dışındaki Hadis kaynaklarında mevcut olduğu kolayca anlaşılacaktır. Ahmed Hulusi bu eserlerden dilimize çevrilmediği için mi istifade edememiştir, yoksa başka bir sebep mi vardır?” işte sahasında uzman olan bir alim, ilmi bakımdan hiç ciddiye almadığı Hulusi gibiler için ”teknik” sorgulamaya bu cümlelerle başlar.

”Günümüz ilmiyle, MANTIKSAL bir sistem içinde bizler açıklamış” mantık ve İslam..Mantık ve tefsir..!Asla bağdaşmaz. İslam birilerinin salladığı gibi mantık değil, nakil dinidir.İş mantığa kalsa, mestler üstüne değil, altına mesh yapardım, ama bu din akıl değil, nakil dinidir; buyurur muydu o ilmin kapısı Hz.Ali (kv.r.a) efendimiz ?

Aslında bu yazı sadece bu mantık meselesine ayrılsa, sayfalarca yazılırdı. Mantıktan, İhya’da İmam Gazali (ks) Hazretlerinin ”İlmin afetleri” kısmını okurlara tavsiye etmekle yetinelim.

Yukarıdaki cümlelerini ”Sizlere karşılıksız olarak verilen bu Allah hibesi ilmi hakkıyla inceleyin.” diye tamamlamış!Ömer Öngüt tarzı..!Hiçbir sözü olmasa bile, kibre hasım olan Allah’ın dininde, böyle söz eden İslam alimi (ehl-i sünnetten) asla çıkmamıştır.Onlar dolu başaklar gibiydiler, başları yerde ve toprakta, gönülleri Hakkın zikrinde. Şimdikiler boş başak oldukları için, kibir başları dik ve her vesvese rüzgarında savrulup, bu tür hezeyanlar savuruyorlar.Ama insanların çoğu, kelime ve kavramların ne ifade ettiğini dahi çözmekten uzaklar. ”Düşünen beyinleri”bu noktada dumura uğruyor nedense !

2-”Orijin İslâm’da, bugünkü lâik uygulamaların vermediği ölçüde insan hakları mevcuttur!. Başkalarına bilfiîl zarar verme söz konusu olmadıkça, İslâm kişiyi inancıyla başbaşa bırakır ve zorlamaz; cezalandırmaz!.”

İşte kendi mantığından atmasa, muteber bir tefsire baksa, bu vahim lafları edebilir miydi? ‘‘Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah’a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.” (Bakara 256)
Elmalılı tefsirinde geniş açıklama vardır.Bir kısmını okuyalım:

”..zarflık değil, sebeblik mânâsı düşünülürse, mânâ şu olur: Zorlama, din için yoktur, yahut zorlama, din için, dine sokmak için yapılmaz. Çünkü zorlama, bir kimseye hoşlanmadığı bir işi fiili bir tehditle zorunlu olarak yaptırmaktır. Halbuki din, hoşlanılmayacak bir şey değildir. Dinin aslı olan imanın kökü tasdik ve kalbden inanmaktır. Bu ise sırf bir rıza ve seçenek işidir. Bunu “Dilediğini yapar.” (Bakara, 2/253; Hac, 22/14) olan Allah’tan başka kimse zorunlu hale getiremez. Allah’ın iradesiyle iman ve hatta iman ile salih amel, zorlamaya değil, güzel bir seçime ve gönül rızasına bağlı bulunduğundan din için zorlama mümkün olmaz. Ancak tebliğ ve teklif edilir. “Eğer Rabbin dileseydi, yer yüzünde bulunanların hepsi iman ederdi. Öyle ise sen, iman etmeleri için insanları zorluyor musun?” (Yunus, 10/99) Şu halde dine girmesi için kimseye zorlama yapılmamalıdır. Çünkü zorlanan kimsenin açığa vuracağı iman, Allah yanında gerçek iman olmaz. (………..)

Bu özellikle şunu gösteriyor ki, “dinde zorlama yoktur” deyince, hiç kimseye sorumluluk, ceza ve azab yoktur, demek şeklinde anlaşılmasın; elbette doğruluğun sapıklıktan kesin olarak ayrılmış bulunması, dine aykırı hareketlerde muhakkak bir azabın ortaya çıkmış olmasındandır. ”(tefsir devam ediyor,bakılabilir.Biz bu kadarını aldık)

Yine yukarıda (2 nolu paragrafta) vahim yanlış şu: ”İslâm kişiyi inancıyla başbaşa bırakır ve zorlamaz; cezalandırmaz!.”

Bunun kıstası, bir ön satırda dediği gibi, başkalarına zarar vermek değildir ki..İslam hukukunda, namaz kılmayan başkasına direkt zarar vermiyor ama, ikazlı hapisten, ölüm cezasına kadar müeyyidesi var.

“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır!” (Kıyâmet 75/36)
Tevbe :16- Yoksa siz kendi halinize bırakılacağınızı mı zannettiniz? Cihad ile emrolunmayacağınızı, sizi ayıklayacak ve arındıracak sınavlara çekilmeyeceğinizi, bulunduğunuz hâl üzere terk olunacağınızı mı sandınız? Ve Allah’ın içinizden hakkıyla cihad edenleri, Allah ve Resulü’nden ve bir de müminlerden başkasına sığınıp dost ve sırdaş tutmayanları hiç bilmediğini mi sanıyordunuz? Böylesine ihlaslı mücahitlere kıymet vermemiş, sevap yazmamış olduğunu mu düşünüyordunuz? Hiç öyle olur mu? Oysa Allah yaptıklarınızın hepsinden haberdardır. Binaenaleyh çalışan ile çalışmayanı, savaşan ile savaşmayanı, Allah’dan, Resulü’nden ve müminlerden başka sığınılacak, yanına sokulup dost olunacak ne bir yer ne bir kimse olmadığını bilerek hareket edenlerle bunun zıddını yapanları, münafıkları ve onların neler yaptıklarını Allah’ın bilmemesi ve ona göre ecir ve sevap veya ceza vermemesi mümkün mü? Hiç böyle bir şey olur mu? ( Elmamlılı’dan ) Örneklemeler, ayet-i celileler, İslam tarihindeki uygulamalar ve mesela Hz.Ömer (ra) Efendimizin oğluna uyguladığı şer’i ceza gibi misallerle yazıyı uzun tutmak istemiyorum.

Yani bu kişinin dediği gibi, İslam kişiyi kendisiyle başbaşa bırakıp ne halin varsa gör demez.Namaz zamanı dükkanı kapattırır,oruç zamanı tutturur, zekat zamanı zekat memurunu gönderir, zekatı aldırır.Özetlersek, iman ettiğini beyan eden Müslüman; dinin emrettiği vecibeleri yapmakla ”mükelleftir”.Nasıl bri ğlkede yaşarken, bir suç işlediğinizde, ben bunun suç olduğunu bilmiyordum deme mazeretiniz geçersizse, nasıl o ülke kanunlarına ister-istemez uymak zorundaysanız; söz gelimi vergi vermek, askere giitmek mecburiyetindeyseniz, aynen bunun gibi de İslam’ın emrettiği farzları yapmak zorundasınız. İslam, Hulusi’nin dediği gibi şu açıdan da kendi başına bırakmaz :

İçinizde, hayra çağıran, marufu emreden ve münkeri nehyeden bir topluluk bulunsun. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerdir. (Â. İmran 104)

Fitne (bid’at, sapıklık, küfür) yayıldığı zaman, hakikati, doğruyu bilen bir kimse, (imkanı nispetinde, söz ile, yazı ile, gazete, dergi, radyo, tv ile) başkalarına (mümkün olan her yere ve herkese) bildirsin, (imkanı var iken, bir engel de yok iken bildirmezse), Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun! (Deylemi)

Ümmetimin bir kısmı, kabirlerinden maymun ve domuz şeklinde kalkar. Bunlar Allah’a isyan edenlere, nehy-i münker yapmayan kimselerdir. (Ebu Nuaym)

Bir toplumda, gücü yettiği halde, günah işleyenlere, mani olmayanlar, ölmeden önce de, Allahü teâlânın azabına maruz kalırlar. (İbni Mace)

Kötülük men edilmezse, azap o milletin hepsine birden iner. (Hakim)
Geçmiş ümmetlerden bir kısmı çeşitli azaba uğradı. Bunların arasında iyiler yok muydu) denildiğinde, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
Hep birlikte helak oldular. Zira günah işlenirken iyiler susmuştu. (Taberani)

Âlimlerin, güçleri yettiği kadar, fitneye sebep olmadan idarecilere, emr-i maruf yapması gerekir. Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
Cihadın en kıymetlisi, zalim sultan yanında, hak yolu gösteren bir söz söylemektir. (Tirmizi)

Demekki Hulusi bu meselede de, büyük yanılgı içinde.İslam kişiyi başıboş bırakmıyor.Herkesi birbirinden sorumlu kılıyor.Bizim şimdi ona ve onu savunanlara yapmağa çalıştığımız gibi! ”Hepiniz çobansız…” buyuruldu.”Hepiniz inancınızla başbaşasınız” buyurulmadı.

3-”Hadsiz hesapsız kişisel yorumlardan oluşan fetvalarla; kar topu gibi olan şeriat, günümüze ulaştığında bir çığ olmuştu!.”

Kişisel yorum..hadsiz hesapsız…Cahil lafları bunlar.Kişisel yorumun alasını ”benim kanaatim, mantığım” diyerek kendisi yapıyor!Daha yorumla, içtihadı ayıramayan biri nasıl bu meydanda at oynatmaya cür’et eder?Günümüz naylon önderleri kişisel yorum ve mantık yürütme sizin mesleğiniz.Hemde hadsiz diyor.Sensin hadsiz ve desteksiz vahyi özümseyememiş mantığınla düşünen beyinler safsatası ile beyinleri bulandıran, yorumlar yapan. O çığ dediğinin altında ancak mezhepsiz reformcular kalır!

Farklı içtihadlardan rahatsız olanlar, herkes tek bir içtihad etrafından toplanmış olsa, bu sefer de “baskı ve zorlama vardı, fikir özgünrlüğü yoktu…” diyecekler. Neresinden baksanız “hastalıklı” bir bakış açısı.

4-”Geçmişte, tek bir İslâm Devleti olmamıştır Hazreti Âli’nin dünyadan ayrılışından sonra!. Hep saltanatlar veya diktatörlükler vardır!. Ondan önce ise zaten devlet kavramı yoktu… Kabile yaşamı, bir tür devlet yaşamına döndürülmeye çalışıldı!. Bugünkü devlet anlayışı ile o günkü devlet anlayışı arasında sadece isim benzerliği vardır!.”

Öyle cımbızlamak falan yok.Tam paragraf yada bütün cümleler!Hz. Ali (ra) efendimizden sonra..bu kadar genel konuşulur mu ”hep saltanatlar ve diktalar ”diyerek? Şimdi Hz.ali (ra) Efendimizden sonraki müstesna şahsiyetleri tek tek sayma imkanımız yok.Az çok tarih bilgisi olan, onlara diktatör deme gafletindeki bu zattan daha iyi onları bilir.

Hz.Ali (ra) Efendimizden öncede Devlet kavramı yok’muş(!) Cihan Hz.Ömer(ra) efendimizin devlet ve devlet idaresini; tarihçi A.Tonby,Osmanlının devlet idaresini Eflatun’un ideal devletine en yakın tarif eder.Yani, Hz.Ali Efendimizden önce ve sonra muazzam İslami devlet ve kavramı vardı.Mecelle bunun son örneğidir.

Hz.Ali (ra) Efendimizden önce ”kabile yaşamı” vardı demek cehaletin son mertebesidir.Peygamber (sav) cihanşumul bir dinle cihanşumul bir devletin başkanıydı.Kabile reisi azamı değildi.O (sav) kabilelerden İslami bir devlet, o devletten, koskoca bir imparatorluğun ve kainatın Peygamberini, anca batılı müsteşrik ağzıyla düz mantıkla anlatırsın.En azından beytül malın devlet kasası olduğunu duymuş olmalıydı!

Bu konuda da başlı başına makale yazılırdı.Ama yine işaret edelim, nasipliler alsın.

5-”Kişiler kendi anladıkları İslâm’ı, ele geçirdikleri güç ile insanlara “orijin İslâm’mış” gibi kabul ettirerek saltanatlarını sürdürmüşlerdir yüzyıllardır.”

Kendisini tarif ediyor haberi yok!Kendi anladığını insanlara süsleyip, uzay şerbeti ile sunma aymazlığı.Paraya telif ücretine gerek yok.Hükmetme, hitap etme, ünlü olma, kendisine üstad denmesi; paradan öncedir insan nefsi için.

Yüzyıllardır saltanat sürmüşler ve bunun orijin İslam olup olmadığını o devrin meşhur alimleri anlamamış, internet padişahları saltanat sürerken anlayıvermiş ve mal bulmuş mağribi gibi, hamamdan suyun kaldırma kuvvetini bulup fırlayan fizikçinin ”buldum” naraları ve hezeyanı ile ahkam kesmeye başlamışlar..

Kim kime neyi kabul ettirmiş? Hangi yönetici “Benim İslam anlayışımı benimseyeceksiniz; yoksa kellenizi keserim” diyerek halka baskı uygulamış İslam tarihinde? Bunun tek istisnası Mu’tezile mezhebinin Abbasiler’e hakim olduğu 15 yıllık dönemdir.

Bugüne niçin birşey söylemiyor bu vatandaş? Bugün kendi anladıkları dini, kitlelere zorla dayatan anlayıştan niçin hiç yakınmıyor?

6-“Orijin İslâm” Kurân ve Hadis’tir!.Bugünkü yanlış kabul ise, “Kurân + Hadis + Kıyası Fukuha + ümmetin ortak kararı”dır!.İşte yanlış bu noktada başlamaktadır!.Bugünkü yanlış kabul değil Hulusi bey, 1400 yıllık İslam nizamıdır o.Senin yaptığın ne; ayetlere ”kanaatim” diyerek yeni mana yüklerken ”kıyas” yapıyorsun bal gibi!Ama icam-i ümmet yani ümmetin ortak kararından hep mahrum kalacaksın!Senin itiraf ettiğin gibi, ne medreseden, ne ilahiyattan icazetin yok!Ümmetin alimlerince kabul gören fikirlerin de yok! Yanlış nokta buradan başlıyor diyebilmek, gerçekten büyük cesaret işi!Boşuna dememişler cahil cesur olur diye!

Sahabe-i Kiram hazeratından, onları görenlere, mübarek Hak mezhep imamlarımıza, sonra gelenlere kadar, sevad-ı azam, büyük topluluk alimlerden kimse İslam’ın bu 4 kaynağı konusunda ”işte yanlışlık burada” dememiştir.İslam tarihinden, günümüze, Kitap ve Sünnet’in dışındaki 2 temel kaynağa itiraz edenler olmuştur. Onlara da, çağdaşları ve sonra gelenler ”reddiyeler” yazarak hadlerini bildirmişlerdir.

Aslında burada icma ve kıyas üzerine bir başlık atıp, uzunca bir yazı daha yazmak gerekiyor.Anca yazı zaten bir hayli uzun olduğu için, ilgilenenlerin yada bunların ne olduğunu tam bilmeyenlerin bu konuda yoğunlaşmasını tavsiye edelim.Müçtehid sıfatını haiz alimler, içtihadlarında Allah indinde hata bile etseler, ecirleri vardır.İş, müçtehid olabilmekte; mesele içtihada ehil olarak içtihad edebilmekte.

Birilerinin anladığı gibi, içtihadı, yorum sanmamak, öğrenmek gerekir.

Bir önemli soru da şu :”Orijin İslam”ın Kur’an ve Sünnet’ten ibaret olduğu tesbiti kime ait ve niçin dogru kabul edilmeli? İcma ve kıyasın Kur’an ve Sünnet’ten “ayrılan”, onlara aykırı olan tarafları nelerdir ki burada Din çerçevesinin dışında tutulmuştur?

7-”Kurân veya hadiste olmayan HER ŞEY, “KİŞİSEL YORUMDUR”, yani “FETVA”DIR ve kimseyi bağlamaz DİN ADINA!.Hele hele, Kurân’da veya Hadiste olmayan bir konuya ilişkin kişisel yorumunun(fetva) Din hükmüymüş gibi uygulatılmaya kalkışılması, insanlara en büyük zulümdür!.Bırakalım geçmişi bir yana…”

Belirttiğimiz gibi kişisel yorumla, içtihadı aynı sanıp böyle laflar etmek; sapla samanı aynı sanmaktan da vahim bir cehalet örneğidir.

Bir defa Kur’an ve Hadis’te olmayan değil, bulunamayan denilmek gerekir.Zira, “Yaş ve kuru hiçbir şey müstesna olmamak üzere hepsi apaçık bir kitaptadır.” (En’am, 6/59) Hak Teala,hikmeti gereği; kiminin anlamını belli bir süre yada ehli için kapalı bırakmıştır.Vakti gelince keşfedilir.Kiminin sırlarını bazı kullarının kalbine döker ve insan aklı ile cehd eder; müçtehid ve müfessirler Kitap ve sünnet’ten deliller çıkarır, kıyas yaparak, yeni meselelerin çözümünü ”fetva”ya bağlarlar. Bu fetva, Kitap ve Sünnete doğru/uzman kişilerce dayandığı için dinde senettir.Bu sebeple de, tevatürle gelen icmaın inkarı küfürdür.(İmam-ı Serahsi, Fıkhi Meseleler, Yusuf Kerimoğlu, Kitap 1, sayfa 35-37/1982)

İcma’ya karşı, Kur’an diyenlere Kur’andan tek bir delille yetinelim :İcmanın dinin bir kaynağı olduğuna dair Kur’an’dan şu delil getirilmiştir:

Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (Kur’an:4/115)

Yine”…. Ey akıl sahipleri, ibret alın” (Kur’an :59/2) Kur’andan kıyasa delildir.

Nahl suresi: 43′de geçen ”Öyleyse bilmiyorsanız zikir ehlinden sorunuz”mealindeki ayetin tefsirini ve bundan yola çıkarak İslam hukukundaki yerini bilenler bilir; Teberi Tefsirinde ve Fahruddin Er–Razi Hazretlerinin Tefsir–i Kebir de de bazı müfessirlerin görüşlerine yer verilerek, ayet şöylece tefsir edilmiştir:

“Ehl–i Zikr” den maksadın, Kur’an ehli kimseler olduklarını söylemişler, buna delil olarak da, Kur’an–ı Kerimin başka yerlerinde “zikir” kelimesinin “Kur’an” manasına geldiğini gösteren misalleri vermişlerdir. Bu görüşe göre de ayetin izahı şöyledir: “Ey müşrikler, daha önce gönderilen Peygamberlerin de bir kısım erkek kişiler olduklarını bilmiyorsanız, Kur’an’a iman eden Kur’an ehline sorunuz. Kendi mantığınızla karar vermeyiniz.”
Bunlara kişsel yorum diyerek, kişisel yorum yapanlar Hulusi gibi: ”Bırakalım geçmişi bir yana.” demekle varmak istedikleri yer neresidir? Geçmişi bir yana bırakmak..!?Bunu da siz okurlar yorumlayın, yazı çok uzun oldu..

İçtihadın tabi sonucu olan ve İslam hukukunda içtihat=fetva sayıldığından buna zulüm dendiğinde, ilk yazımızda kısaca dediğindiğimiz gibi bakın fetva makamına ”zulüm” yani fetva sahiplerine ”zalim” demek nereye varıyor : “İnsanların hayırlısı, benim asrımda yaşayanlardır.Sonra onları takiben gelen (tabiin), daha sonra onların peşinde olanlar (Tebe-i Tabiin)’dir.” (Buhari;Müslüm) Sahabe-i Kiramı öven ayetlere girersek uzar. Bu durumdaki biri, ikinci ve ücüncü asırdaki icma-i ümmet olan fakihlere dil uzatmanın ne demek olduğunu çok iyi düşünmelidir. Çünkü bu dil uzatış-haşa- onlar için “hayırlıdır” buyuran aleyhisselatü vesselama kadar gidebilmektedir. Allahrasulünün “hayırlıdır” buyurduğu bir topluluğa hayırsızlık isnadında bulunmak,-haşa- fetvacı zalimler demek ! Bundan Allah bizleri muhafaza etsin

Bütün bunlar “Usul” ilminin konusudur. Usul-i Fıkıh tahsil etmemiş bir kimseyle bu meselelerin konuşulması beyhudedir. Niçin böyle söylemek gekir, bir tek nokta üzerinde durarak izah edeyim:

“Kur’an ve hadiste yer almamak” ne demektir? Kur’an ve hadisin delalet vecihleri tek düze değildir. Kur’an ve sünnet bir meseleye “sarahaten” delalet edebileceği gibi, “iktizaen”, “ibareten”, “işareten”… de delalet eder. Bu delalet vecihleri hakkında bilgi sahibi olmadan herhangi bir meselenin Kur’an ve hadiste yer almadığını söyleyen kimseye sadece “Git, daha iyi bildiğin bir işle uğraş” denir.
8-”Kişinin imanı veya İslâm anlayışı, “islam devleti” veya “şeriât devleti” kapsamına bağlı olsaydı, bugün yeryüzünde imanlı veya İslâmı kabul etmiş tek kişi olmazdı!. Oysa bugün binlerle evliyâullah, “İslâmî olmayan rejimlerle” yönetilen ülkelerde yaşıyor yeryüzünde!.”

Bu cümlelerin de ”ilmi” bir tarafı bulunmamaktadır.İman anlayışı nasıl İslami devlet kapsamına bağlı olmaz?Şimdi biri çıksa deseki :”Ben İslam’daki her şeye iman ettim ama, İslami devleti kabul etmem..!Devlet seküler, laik, komünist, demokrasi vs…olacak.!” Dine dayalı sistem istemese, bilinçli olarak birilerinin yaptığı gibi kabul etmese ”iman” dairesinde kalacak mı? Kur’an’ın sosyal hayata ve devlet modelini belirleyici ayetlerini inkar etmiş olacak mı, olmayacak mı?Peşinen belirtelim, İslam nizamın, inen hükümleri kabul ama uygulamayı istemesse, zalim yada fasık olması en iyi temennidir.Zira kafir olacağını beyan eden ulema da olmuştur.

Bu da başlı başına uzunca bir bahistir.Ne kadar kısa tutmaya çalışsak da bir miktar daha açmamız gerek.Olur ki, bu tiplere aldananların gözleri açılır.

“Hüküm ancak Allah’ındır. Çünkü O, gerçeğe uyar ve O, sağlam hüküm verenlerin en hayırlısıdır.” (6 En’am/57)

“Bilesiniz ki, hüküm yalnız O’nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.” (6 En’am/62)

Mısır Arap Cumhuriyeti Anayasası 109. maddede şöyle geçer: “Kanun koyma hakkı, cumhurbaşkanına aittir.” Ayrıca 112 ve 113. maddeler, ortaya konan her türlü kanun için cumhurbaşkanının kabul veya red hakkının olduğunu belirtir.

Suriye Anayasası’nın 115. maddesi, kanun koyma ve ortaya konan kanuna itiraz etme hakkını, köpek Hafız Esad’a vermekteydi.

Libya Cumhuriyeti Geçici Anayasası 20. maddede şöyle geçer: “Yüksek Bakanlar Kurulu, kanunları inceler ve kabul eder.” 18. madde ise şöyledir: “Devrim Mahkemesi, kanunları ve onların çıkarılmasını onaylar.”

Fas Anayasası 1972 senesinde çıkarılmıştır. Bu anayasanın 26. bölümünde şöyle geçer:
“Kanunları belirleme ve teşri etme hakkı kralındır.”

Ürdün Anayasası 31. madde, kanunları belirleme ve teşri hakkını krala vermektedir.
Tunus Anayasası’nda, önerge, devlet işlerinde karar verme, itiraz ve kabul yetkisi devlet başkanına verilmektedir.

“Sana indirilene ve senden önce indirilenlere iman ettiklerini ileri sürenleri görmedin mi? Zira tağuta iman etmemeleri emrolunduğu halde tağutun önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor. Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine ve Rasul’e gelin’ denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün” (4 Nisa/60)

“Hayır; Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.” (4 Nisa/65)

“Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (5 Maide/44)

“Yoksa onlar cahiliyye idaresini mi arıyorlar? İyi anlayan bir topluma göre, Allah’tan daha iyi hüküm veren kim vardır?” (5 Maide/50)

“Yoksa onların, dinden Allah’ın izin vermediği şeyleri onlara şeriat kılan ortakları mı var? Eğer azabı erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Şüphesiz zalimler için can yakıcı bir azap vardır.” (42 Şura/21)

İbn-i Cerir (r.h) şöyle der: “Seleme bin Kuheyl’den rivayet edildiğine göre, Alkame ve Mesruk, İbn-i Mes’ud’a rüşvet hakkında sordular. İbn-i Mes’ud, “Haramlardandır” diye cevap verdi. “Hükümde nasıldır?” diye sordular. Bunun üzerine İbn-i Mes’ud, “O zaman küfürdür” dedi ve “Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir” (5 Maide/44) ayetini okudu.

Ömer İbnu’l-Hattab’ın, Ali bin Ebi Talib’in, Hasan el-Basri’nin, Said bin Cübeyr’in, İbrahim en-Nehai’nin ve Süddi’nin görüşü de budur. İbn-i Kudame el-Hanbeli (r.h) şöyle der: Allahu Tealâ şöyle buyurur: ”Durmadan haram yerler…” (5 Maide/42)

“Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (5 Maide/44)Ali Cüreyşe şöyle der: “Kur’an-ı Kerim, Allahu Tealâ’nın indirdiği hükümlerden başkası ile hükmeden yöneticileri, kâfirler, zalimler ve fasıklar olarak nitelemektedir. Kişi, yüzünü Allahu Tealâ’nın indirdiği hükümlerden başkasına çevirirse, küfür ve zulüm ile buluşur. Allahu Tealâ’nın hükümlerini yerine getirmekten kaçınır ise farklı manaları ile fasıklık ile buluşur.”

“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygamber’e ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, (Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman ediyorsanız) onu Allah’a ve Rasulü’ne götürün. Bu, hayırlı ve netice itibarıyla en güzeldir.” (4 Nisa/59)

İbn-i Kesir (r.h) bu ayetin tefsirinde şöyle der: “Yani husumetleri ve bilmediklerinizi Allah’ın Kitabı’na ve Rasulü’nün (s.a.v) sünnetine götürerek, aranızda anlaşmazlık konusu olan şeylerde onları hakem kılın. “Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman ediyorsanız..” sözü, anlaşmazlık konusu olan meselede, Allah’ın Kitabı’nı ve Rasulü’nün (s.a.v) sünnetini hakem kılmayanların, Allah’a ve ahiret gününe iman etmemiş olduklarına delalet etmekdir.”

İşte değerli canfm.info dostları, bunlar ahkam ayetlerinden, İslam nizamını emreden farzlardandır.Hepsinin tefsirlerine yer veremedim, bakıla ancak burada ‘‘tağut’‘ kavramına iki satırla işaret etmeden geçemeyiz.Tağut nedir konusunda da kardeşlerin detaylı bilgi sahibi olmalarını tavsiye ederim. Demekki Hulusinin dediği gibi değilmiş.Kişilerin iman ve İslam anlayışı, İslam devleti kapsamına bağlıymış! Tekraren belirtelim; ilgili ayetlerin günümüz cahil halkına yansıması inşaallah ”fasık” derecesini geçmiyordur!Çünkü İslam ile bağları koprılmış, İslami eğitimde cahil kalmış halk, imanın 6 şartı ile sınırlı bir iman sahibidir.Onların ”kocakarı imanı ” ile iman ehli olduklarını düşünüyorum.Ama bilinçli bilgilice, aydın(!) denilenlerden İslam nizamını reddedenlerin ”zalim yada kafir” olacağını yukarıda gördük!

Kur’an’ı “incelediğini” söyleyen bu vatandaş, Kur’an’da zekât, miras, nikâh ve talak, kısas, haddler, diyet… ve daha pek çok meseleyle ilgili ayetleri de “görmüş” olmalıdır. Eğer “uygulamaya değer” değillerse bu ahkâmın Allah’ın kitabı’nda işi ne? Şayen “uygulanması gereken” ahkam ise, bunları kim uygulayacak? Bugün bu ahkâmın uygulandığını söyleyemeyeceğimize göre bu vatandaşın söyledikleri havada kalıyor…

”İslami olmayan rejimlerde binlerce evliya”nın yaşaması, o rejimleri onayladıkları ve razı oldukları anlamına mı gelir? Düz mantık kalıplarını, ”düşünen beyin” olarak pazarlama marifetini takdir ediyorum. Hani nasıldı o cümle; her kör satıcının, bir kör alıcısı bulunur diye!

9-Kesin olarak bilin ki, “Mehdî” lakabıyla bildirilen YENİLEYİCİ, eğer olağanüstü kuvvelerle donanmış bir ordu beraberinde, beyaz atlı komutan olarak gelmezse, “şeriat devleti” beklentisi, insanların enerjisini yanlış yolda harcatan ham hayal olmaktan öteye gitmeyecektir!.

”Beyaz atlı..” bu alaycı tavrı İsveç, Danimarka yapıyor İslami portrelere karşı da, Ey Hulusi sen neden hakkında hadis-i şerifler ve ulema şerhleri olan bu ciddi konuya ”beyaz atlı prens” masalı gibi yaklaşıyorsun?Bu mu İslami ciddiyet, vakar; ilim (!) adamının İslam anlatışı!?

Bir defa, Müslümanlar İslami devlet beklentisi, ümidi, çalışması ve en hafifi özlem ve isteği ile yaşamak zorundadırlar!Buna yukarıda bir nebze ayet ve tefsirleri ile temas ettik.İman bunu gerektirir.Kaldı ki, Efendimiz (sav)’in Hicreti hangi sebeptendi? Kendisine (sav) ne isterse vermeyi (kadın,makam,para..vs) teklif etmediler mi?Karşılığında bizim yerleşik devlet sistemimizin işleyiş biçimine karışma demediler mi?Hicret=İslami devlet içindir.Yukarıdaki ayetler de bu hedef ve Allah Tealanın Müslümanlara emrettiği yaşam biçimidir!

Hz.Mehdi (as)’a yalnızca YENİLEYİCİ anlamını büyük harflerle yüklemesi de manidar.Çünkü daha sonra aşağıda göreceksiniz, yenileyici Mehdi (!) öyle hiç de uzaklarda değilmiş..!! İnsanlar beklerken zaten kulluk görevlerini yerine getiriyorlar!Boşa harcanan enerji yok ama boşa çalışan çeneler ve beyinlerin olduğu muhakkak!

Bush oğlu Bush da kendisini Mehdi olarak görüyor, evangelistlerinIrak, Afganistan işgallerinde ona desteği bu sebeple.Yani Hulusi rakibin de var mehdilikte!Bu konuyu da kısa kesmek sadedinde 3 adet link vereyim, okunursa faydalı olur:

http://bizimhoca.com/modules.php?name=News&file=article&sid=1308
http://arsiv.sabah.com.tr/2005/10/10/yaz57-40-116.html
http://www.objektifhaber.com/yeni/objhab/default.aspx?id=2O33O107462

Bilindiği gib Fransa eski cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve ABD Başkanı George Bush, Irak Savaşı’ndan birkaç hafta önce biraraya geldi. Bu toplantıda Bush, Fransa liderini savaşa girmeye ikna etmek için “Ortadoğu’da Yecüc ve Mecüc harekete geçti. İncil’in öngördükleri yaşanmaya başladı. Bana yardım etmelisin” dedi. Ancak Chirac Yecüc ve Mecüc’ün kim olduğundan tamamen habersiz olduğu için bu anekdottan bir şey anlamadı. Bush’a da hissettirmedi..Bunu neden verdim? Hristiyanlar bile din inancı için savaşırken, Yahudiler de dahil, 3 dinde Hz.Mehdi (as) beklenirken, sen kalk ”yok öyle bir şey diyerek alay et ve Bush gibi kendini Mehdi ilan et.Bir ara Y.Nuri’de bu imalarda bulunmuştu!Ki, tarihte bu sapkınlık ve sahte mehdiler say say bitmez.

10-Hayal edildiği şekilde bir Mehdi’nin, ortaya çıkmayacağını 1985′te yazdım…O Zât’ın açığa çıkacağını sanmıyorum! Bu benim kişisel düşüncemdir. Bundan sonra da ömrü olanlar haklılık derecemi bu konuda da göreceklerdir inşâallah!.
Yenileyici, diyelim 1980 ya da 1985 ten beri görevine başlamış, işlevini yerine getiriyorsa, bu kadar zamandır acaba neyle meşgul? Ne yapıyor?
Yaşadığınız günün gerçeklerini iyi görün!.

Hayal edildiği gibi..Neden ısrarla Mehdi demek yerine ”yenileyici” kavramı.Çok basit çünkü o yenileyici, Allah’ın sizlere (telif hakkı istemeyen,soyadını bile kullanmayan) nimeti benim demek için!Peygamberin bildirdikleri hayal değildir bay Hulusi.

SAHİH-İ MÜSLİM

Ebu Hureyre (RA) den: Resulullah (SAV): “Meryem oğlu (İsa aleyhisselam) içinize indiği ve sizden (birini) imam yaptığı zaman haliniz nasıl olacaktır?” buyurdu. (Sahih-i Müslim ve Tercemesi, Mütercim: Mehmed Sofuoğlu, İrfan Yayınevi, İstanbul 1972, c. 1, s. 208)

SÜNEN-İ TİRMİZİ

Abdullah (RA)den rivayet edilmiştir: Resulullah (SAV) buyurdu ki: “Ehli beytimden ismi ismime mutabık olan bir kişi başa geçecektir.” Asım diyor ki: Ebu Salih, Ebu Hüreyre’nin şöyle dediğini bize bildirdi: “Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa, onun başa geçmesi için Cenab-ı Allah o günü behemehal uzatır.” (Sünen-i Tırmizi Tercemesi, Hadis No: 2332, Mütercim: Osman Zeki Mollamahmutoğlu, Yunus Emre Yayınları, c. 4, s. 92)

SÜNEN-İ EBU DAVUD

“Mehdi ben(im neslim) dendir. O açık alınlı ve ince burunludur. Dünyayı zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracak ve yedi sene hüküm sürecektir.” (Ahmed, b. Hanbel II-291, III-17) (Sünen-i Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şamil Yayıncılık, K. el-Mehdi (35), s. 404)

http://www.dervisan.com/kiyamet/mehdi.html
http://www.aleyhisselam.org/index.php?option=com_content&task=view&id=53...

Kim demiş 1980-85 de Hz.Mehdi (ra) çıkacak diye?Alaycı tavrı sürüyor, olmayan bir tahmin üzerine nerdeymiş, ne yapıyormuş, diyerek.. Neyseki ”bu benim kişisel düşüncem” diyor.Yani her düşüncesi gibi..!Dediğimiz gibi, aslında Hulusinin fikirlerini ciddiye aldığımızdan değil, beyinlerini yıkadığı ve yıkacağı temiz gençleri uyarma adına bu çabamız.

11-İslâm yeryüzünde, dar kafalı, şekilci anlayışlı, robot beyinli, ezberlediğini tekrardan öteye gidemeyen din âlimleriyle(!?) değil, işin hakikatini görüp yaşayan gönül ehliyle yayılmıştır!.

Hulusi’ye göre, Peygamber arkadaşlarına kadar, günümüzden giden, titizlikle takip edilen o altın zincir, nakli esas alarak eserler yazanlar-haşa- ezberci, dar kafalı din alimleriymiş.Sanki S.Kutub’u okuyorum, ne kadar da birbirlerine benziyorlar.Cins cinsi çeker, diye boşuna dememişler.Bir toplulukta 100 kişi olsa, içlerinde biri münafık olsa, gelen münafıksa gider onu bulur; tersi de böyledir..(hadis meali) Gönül ehli sen misin Hulusi..

Kendisiyle özel bir dostluğumuz (abi kardeş hukukumuz olan), hadis bilim dalında yüksek lisans doktorası olan, bir dönem üniversitelerin ilahiyat fakültelerinde araştırma görevlisi, ilm-i irfanından istifade ettiğimiz, pek çok eser ve çeviri sahibi olarak halen bir gazete günlük (aylık dergilerde de) makaleleri ile ehl-i sünnet dışı reformist fikirlere de reddiyeler ve tenkitler yazan, kendisiyle ropörtajlar yapılan, yumuşak huylu, kolay celallenmeyen muhterem hocam sonunda Hulusi konusunda çok önemli tespitlerde bulunarak şunları ifade etmiştir:

”Bu, artık “ilmî ve entelektüel” bir söylem olmaktan çıkıyor, ukalalık sınırına giriyor. Bu zat o ulemadan bir tekinin eserini orijinal Arapçasından okumuş mudur?
Aslında bu ifadeler bu zatın maksadını ve hedefini açıkça ele veriyor. Şöyle ki:
“Gönül ehli” dediği o insanlar ilimsiz zühdün zındıklık olduğunu söylerken aslında bu vatandaş gibilerin fitnesine dikkat çekiyorlardı. Ehl-i Sünnet mutasavvıfların hiç birisi “zahirî ilimler” olmadan kişinin gereği gibi kulluk yapabileceğini söylememiştir. Ehl-i Sünnet dışı “mustasvife” ise insanları batınîliğe çağırma bozgunculuğundan başka bir işle iştigal etmemiştir/etmiyor. Bu noktaya son derece dikkat etmek gerekir. Bu gibi adamların yaptığı, cahil halk kesiminin kafasını bulandırarak Ehl-i Sünnet çizginin deformasyonuna çalışmaktan başka birşey değildir. Amaç ise bu topraklara bin yıldır esas kimliğini veren sahih İslamî akideyi devre dışı bırakarak müslüman halkı kimliksizleştirmek, vatanı dahil herşeyine, bütün varlığına el koymaktır. Bu oyunun siyasal, tarihsel, kültürel ve ideolojik birçok boyutu vardır.”

Aşağıda gelecek olan pasajlar da hep bu yolda müslüman neslin direnç mekanizmalarını dumura uğratmaya, onları mankurtlaştırmaya dönük söylemlerden ibarettir!!!
12-Devleti değil, gönülleri fethetmeye çalışalım!.Tağut hesabına çalışan ajanlar vardır.Bunlardan mesela Musa Carullah, Efgani gibi isimlerin oynadıkları rol hiç küçümsenmeyecek nitelikte bir reform ve geçmişi karalama hareketidir. (Bu önemli yazı da okunmalıdır: http://canfm.info/?p=963#more-963) Şimdi cihad kavramından ne anladığını sormuyacağız.Nefs ve basamakları ile sınırlayacaktır.Devlet mi, sana ne; ( onu tağutlar ele geçirip hortumlasın; oligarklar sömürüsü devam etsin); sen karışma anlamazsın, sen gönül fethet, evden camiye..!

13-Allah yolunda savaşmak demek, Din hakkında bilgi sahibi olup, insanları Rasûlullah yolundan uyarmak demektir!.

Geçmişimiz de böyle anlasaydı, yukarıda bir kısmını verdiğimiz ayetleri; ki daha pekçok ayet ve hadis var bu konuda, ama yazı makale sınırlarını çoktan aştığı için örneklemeye girmeyeceğiz.( Yolundan değil, yolunda olacaktı.Herhalde teknik hata diyelim.Yoksa vahim bir dilbilgisi ihlali ile anlam farkı var!) Evet, Allah yolunda fisebilillah savaşmaya, uzmanımız tek ve dar bir mana yükleyerek;bu konuda da son söz ve ”fetva”larını verdiler..!Din hakkında bilgi sahibi olmak, cümlesine giremiyorum bile..

14-Rasûlullah, devrinde “kılık-kıyafet Müslümanlığı” yapmamıştır! “Gardıropçuluk” ilkel kafalara mahsus bir haslettir!. İlkel insanlar birbirlerinin kıyafetlerine ambargo koymaya kalkarlar!. Rasûlullah, Din gerçekleriyle ilgili olmayan konularda, yaşadığı putperest toplumun örf ve âdetlerine saygı göstermiştir!. Bu bize açık örnektir!

Bu konuyla ilgili başlıbaşına ayrı bir yazım da olduğundan yine mantık ürünü bu gayri ilmi cümleler karşısında şimdi aklıma hasta yatağında yatarken kendisini ziyarete gelen adamın etek boyu yere değdiği için onu sertçe uyaran Hz.Ömer (ra) efendimiz geldi.Yine ashabına zaman zaman ”bunu giyme, bu giyim tarzı…bu renk…bizimle kafirler arasındaki fark, külahımızn (takke) üzerine sarık dolamamızdır” gibi onlarca hadis ve uygulamadan sonra Hulusi’nin korkunç cesur lafı:”ilkel insanlar birbirlerinin kıyafetlerine ambargo koyarlar..” Elmalılı tefsirini okumuşsa eğer, yasin suresinde olması lazım, orada müfessir M.Hamdi efendi’nin ”kravat” meselesini okusun!Yada İskilpli Atıf Efendi merhumun ”şapka”dan şehid olması bu Hulusi mantığına göre ”ilkel”bir ölüm mü?Bediüzzaman (rh.a) hazretlerinin Atatürk karşısında şapka (serpuş) giyme/me konusundaki direnci ve sözleri tarihe mal olmuştur..

İslam’da gayrimüslimlere benzemenin hükmü konusunda bir hayli Nebevî uyarı vardır. Bu konuya özel monografi çalışmalarında ilgili hadisler görülebilir. Kütüb-i Sitte’yi incelediğini söyleyen biri, eğer yalancı ve sahtekâr değilse, bu hadislerden bihaber olamaz! Müslümanların sadece giyim-kuşam alanında değil, ibadetler dahil hayatın her alanında gayrimüslimlere muhalefet etmek gibi bir dinî sorumluluğu vardır ki, bu, tarihsel birikimimizden bize kültürel bir davranış kodu olarak miras kalmıştır.

15-Mevcut yönetimlerin yanlış, haksız ve belki de inançsızlığı doğrultusunda amaçlı uygulamalarını, yerinde bulmamak ve karşı çıkmak ayrı şeydir; onun yerine bir başka yanlışı uygulamak uğruna ömrü hebâ etmek ayrı şeydir!.

Aslında (11) nolu pasajda bahsettiğimiz Dr.hocamın tespitlerinin sadık şahidi ifadeler..!Bu karşı çıkışın adı ne, metodu nedir?Hani (12.) paragrafta devleti değil, gönülleri fethedecektik, kendileri öyle buyurmuşlardı! Çok konuşan çok hata eder derler ya, kendi kendisiyle de böyle tenakuza düşmektedir.

16-Ölüp yok olup, kıyamette topraktan biteceğini düşünen din bilginleri(!) yetiştiren bu kurslar ve cemaatler, İslâm’ın önündeki en büyük perdelerdir esasta, devlet değil!.

İnsanlar kendi iyilikleri için, âcilen, bizzât yeni baştan DİN’i araştırmak ve sorgulamak zorundadır!.

Bu ne şimdi !!Kıyamette topraktan bitip yeniden dirileceğiz.Yoksa ölenlerin ruhları uzay aracında toplanıp yeni bir beden içinde evrende kozmik seyahata mı çıkıyorlar, parti vererek!! Tabii devlete ve sisteme laf yok!Laik devletle hiçbir sorunu yok Hulusinin.Her ne kadar (12.de başka,15.de başka ve şimdi 16.paragrafta yine bir ”u” dönüşü varsa da; zaten düşünen beyin olacak diye, düşüne düşüne, tenakuz ve saçma fikirler kuyusuna düşer ehl-i sünnet ve cemaat sisteminden ayrılan insanlar!)

İşte o bakla!Yeni baştan DİN’i araştırmak, sorgulamak..Geleneksel cümle alimlere - daha önceki yazılarımızda isimlerinin bir kısmını verdiğimiz reformcular gibi- hakir bakmak, klasik ulema diyerek onları beğenmemek ve bu dini anlamadıklarını söylemek.Onlar yüzünden İslam dünyasının geri kaldığını söylemek!Sonunda mezhep tanımamak, mezhepsiz reformcu yada zındıklık çizgisine kıç üstü oturmak!

Dini ihya hareketleri..Seküler İslam..!Rasyonalist ve hümanist diyalogcu İslam..!

Kanuni’ye kadar İslam dünyasının bilime katkısını ve dünyanın bilim çekirdeğinin tohumunu Müslüman alimlerin attığı gerçeğini, insaflı batılılar yazmışlardır ve bilirler ama; bizdeki cahiller yada maksatlı hainler; geleneksel İslam yani ehl-i sünnet ve cemaat İslamı yüzünden İslam dünyasının geri kaldığını utanmadan, nankörce dillendirirler.Bu konuya da işaret ettik sadece.

Yukarıda Hulusi’nin vahim sözlerinin orijinalini sitesinde görebilirsiniz işte yeri : ( http://ahmedhulusi.org/yazi/yenilenartik.htm )

17-Deccâliyetin akı kara, karayı ak gösteren televizyonları varsa; Mehdiyetin de sana her doğruyu bulduracak, kavratacak interneti var!.

Hımm..!Adam daha ne yapsın.Daha açık nasıl desin ben buradayım, bir tuş kadar size yakınım. Böyle bir Mehdi beyaz atıyla gelmeyecek, boşuna beklemeyin, (beni açılış sayfanıza ekleyin demiş olmuyor mu?) Mehdiyetin de kafanı bulandıracak interneti ve sitesi var diyor işte..Komik gerçekten.Bir siyasi, bir milletvekiliydi, sonra Almanya’da sarı parlak cübbeler içinde kendisinin Mehdi olduğunu söylemişti!İnşallah iyileşmişsindir Hasan Mezarcı..Öbürü genel papazlarını öldürmeye kalktı, sonra hapiste ben Mehdiyim dedi..!Oluyor işte ne yapacaksınız.Allah’ın ”aşırı gitmeyiniz, vasat ümmet olunuz” emrine göre itidalli düşünmek ve İslamı yaşamak gerekir.

18-“Yağmur damlası iki melekle yeryüzüne iner” diyen Rasûlullah’ın işaretini anlayamazsın ilmin olmazsa, saçma bulursun. Yağmur damlası denen suyun, Hidrojen ve Oksijen olarak adını koyduğumuz iki kuvveden (melekten) meydana geldiğini bilmiyorsan!.

Vaah vaah..!Önceki yazılarımda lütfen Süleyman Ateş bahsini okuyunuz.Melekleri tabiat kuvveti, elementler saymak..!Başka bir şey demiyeceğim, yazık demekten başka..!

Aslında belki ilmi olan biri Hulusi vak’ası için küçük çapta bu tarz bir reddiye yazsa faydası olur gençlerimize.Benim ne ilmim ve zamanım yok.Bu arada bu bahiste de onun sözlerinin aslını : ( http://ahmedhulusi.org/yazi/yenilenartik.htm ) buradan görebilirsiniz.

Yazıları ben yazıyorum, sevgili editörüm ve en zeki takipçim/kardeşim göğüslüyor gelen yorumları.Ama bana ilk teklifinizde zamanımın olmadığını, siteye yazınca; ( kitap yazmak gibi olmadığını ve ) mutlaka takibinin gerektiğini söylediğimde; sizler kabul etmiştiniz.Bu vesile ile yapılan yorumların çoğunun ilmi olmaktan uzak ve tahripkar, provoke edici, tekfire kadar varan acımasızlık noktasında gördüğüm zaman çok üzüldüm.”Cahillerden yüz çevir” hükmünce, ahmaka cevap sükuttur, arap atasözü geldi aklıma..

Her iki fikrin savunucuları kardeşler! Lütfen ”dinin yarısı olan insaf” ve nezaket çizgisini kaybetmeyiniz. Sonuçta fikre karşı tenkittir, yapılan.Dileyen dilediğini seçecektir.Kişi sevdiği ve savunduğuyla haşrolacaktır.Bu yazıdan sonra da, gözü açılmayan ve hala bir şeyler arayan,Hulusiyi ısrarla savunup,ciddiye alan; tartışma çabası içinde olanlara cevap verilmesi, zaman ve emek israfı olur!

Tekraren şunu ifade ederek kısa yazmaya çabaladığım yazımı nihayetlendirirken; Hulusi’nin yalnızca iki başlıktaki zırvalarından bu kadar vahim hatalar ve ilim dışı ve ancak ilimde cahillerin kanacağı ibretlik veriler ortaya çıkmıştır.Bir yorumcunun onun Allah tarifi de bir acaip dediği konuları okumadım, kim bilir orada ne korkunç saptırıcı cürümler vardır.Ama belirttiğimiz gibi, maruf/münker prensibi ve insan sevgimiz sebebi ile bunca yazıyı/ikazı, zaman ve emeği, Hulusi’ye aldananlar için ayırdık.Hulusi’yi ciddiye aldığımızdan değil.

Mevlam, cümlemize sıratı müstakıym olan cennet fırkası üzerinde yaşayıp, ruh teslim etmeyi nasip eylesin.(amin)

Allah kendilerinden razı olsun..


Maalesef yukaridaki gibi

Maalesef yukaridaki gibi zararlı görüşleri var ama bazı şeyleri çok iyi açıkladığını da kabul etmek lazım örneğin Abdülkadir Geylani Hz.lerinin "Gavsiye Risalesi"ni açıklayan "Gavsiye Açıklaması" adlı kitabı var. Ben o şekilde anlayabildim. Ebubekir es-Sıddık adlı kitabı da çok güzel. Sapla saman meselesi ya sapını ayrıştırdıktan sonra sağlam ve doğru tespitlerini almakta sakınca yoktur inşallah...

ahmet hulusi

gülün geçin arkadaşlar ağızdan çıkan tek söze imanın gitti diyenler bu güzel islam dinini anlayamaz yaşayamaz.. namaz kılınmaz yaşanır desem anlamazlar.. gülün geçin dini koruduklarını zannetsinler gıybet yapıyorlarr farkında değiller vesselam..

neden amerikada..?

başlangıçta çok ilgimi çekti kitapları..acaba ne okusakta gerçek ilimi bulsak bu devirde derken ahmed hulusinin hayat hikayesini okurken AMERİKADA yaşadığını öğrenince dur dedim...şuanda amerika bütün müslüman aleminde milyonlarca müslüman kanı dökerken(ki 6 ay afganistanda yaşadım,gördüm),fetullah gülen gibi ahmed huluside mekkede yada müslüman bir ülkede yaşamak varken neden kan emici amerikada yaşar, onların havasını suyunu tüketir?
çok basit bir soru: peygamber efendimiz yaşasaydı mekkedemi yaşardı yoksa new york tamı?
sanki çok güvenilir kaynaklardan çok mantıklı fikirler söylerken arada şirke koyacak bir kelimenin hafızaya kazınması gibi bir durum var yazdıklarında..
yahu resmi sitesindeki 11 dakikalık videoda tam 11 dakika gözlerini kırpmadı:)) sizcede bi gariplik yokmu bu işte..

VAHHABİ OLAN (Bİ)HULUSİ

ADAM herşeyi aklen yorumluyor. bu sebeble adam vahhabidir. ehli sünnet değildir. zaten eserlerini de bedava dağıtıyor bunun menbaı neresi? ucuz satsa belki anlarsın ama bedava dağıtıyor. bu adamın 1 videosunu izledim. ben hoca alim şeyh mürşit değilim diyor halen kafasızlar peşinden gidiyor......

ahmet-hulusi

Es selamu aleykum
ahmed hulusi beyin sitesini ve kitaplarini kendimce arastirmis islami bilgileri cok fazla olmayan siradan bir müslüman olarak sunu ilave etmek istedim yorumlara, niyetini bilemem ahmed hulusi beyin tabiki ama dikkatimi ceken su noktalar oldu
ahmed hulusi beyin anlattigi tarz ile mesela cihad konusu önemini yitirmekte, kimse yaptigindan sorumlu olmuyor cünki cüz i irade olayi ona göre yok külli irade mevcut,
seriat i yasamadan tarikatin ne oldugunu idrak etmeden hakikate hatta marifet ehli oluyor bir cirpida kisi, bu tipki tip okumadan ameliyata baslamaya benziyor ayni zamanda bu anlayis bana siyonist ve masonlarin tek dünya düzenini kurmak icin hedefledikleri düsünce ve felsefeyi animsatiyor bu yüzden sahsen ragbet etmiyorum artik ne yazilarina nede düsüncesine kitaplari ise hayy kitap diye bir yayinevinden basiliyor bu yayinevinide azicik arastirmanizi tavsiye ederim .
Ahir zamanda deccalin tayfasi olan siyonistler her yere sizmis durumda olduklari icin 10 dogru icersine 1 yanlis katarak bizleri gercekten uzaklastirmak istemeleri tehlikesinede dikkat cekerek herkesin birseyin dogruluguna kanaat getirmeden önce arastirip hulusi beyin de önerdigi üzere aklini kullanarak deccalin tehlikeleri konusunda bilincli sekilde hareket edip imanini muhafaza etmelerini diliyorum yüce ALLaH c.c tan....
Siyonistler hakkinda arastirma yapmak isteyenlere ise Gelenler yada The Arrivals isimli 50 bölümlük video serisini tavsiye ediyorum..
Saygilar

Ahmet Hulusi'ye Cevaplar kitabını indir.

A.Hulusi'ye Sn.Avnullah Özmansur'un ayet ve hadislerin ışığında vermiş oldupu cevapları bu kitapta okuyacaksınız http://www.inndir.com/program.php?id=18514&ty=1

anlamıyorsanız

anlamıyorsanız kilitlenmişsiniz demektir

Sen anladıysan bize de anlat

Sen anladıysan bize de anlat ozaman.
Bakalım anlatabilecekmisin. Üşenme de yaz.
Bakalım ne yazacaksın. Biz de görelim.

Anlatamaz!

O kadar aklı var mı da anlatsın. Aklı olsa Ahmed Hulusi'nin peşine düşmezdi.

eleştirene itaf

bir konu hakkında araştırma ve düşünme cüretini bulamazken ortaya bir bilgi çıkaramazken insanların yaptığı çalışmaları pervasızca eleştirmek kolay tabi meyveli ağaç taşlanır gayet insanı bugünün anlayabileceği temelde islam ı anlatıyor ve çok haklı siz de a.h. yapabildiklerinn binde birini yapamayacağınız için taşlayın rezil herifler

Biz ahmet hulusiye körü

Biz ahmet hulusiye körü körüne inanamayın diyoruz.
Kitaplarını tarafsız okuyun ve sorgulayın diyoruz.
Kader anlatımına bakın bu mevzuda ehli sünnet ile cebriye mezhebini aynı kefeye koyuyor. Küçümseyici tavrı var.
İnsansılar diye bir kavram uydurmuş tamamen evrim kokuyor.
Vahdetil vucudu ise panteist yaklaşımla yorumluyor.
Ayrıca internetsitesindeki ropörtajlarını okuyun. Kendinden başka herkesin dini yanlış anlattığını söylüyor. Bu da onun nekadar büyük bir ene'si olduğunu gösteriyor.
Size yeni gibi görünen meseleler ise asırlardır bilinen ve tartışılan meselelerdir bir kısmında da ehli sünnete göre yanlışa düşmüştür. Hulusinin kitaplarını okuyan sorguluyarak okuyunca bazı problemleri kendi de görebiliyor. Bizden uyarması
Arkadaş meyvee veren ağaç taşlanmaz meyvesinden istifade edilir. Ancak meyvelerin içinde çürük ve kurtlanma varsa, meyveler o zaman yenmez.
Ayrıca rezil herifler demişsiniz. Kötü söz sahibine aittir.

Şartlandırma ve hipnozla çevresinde adam tutuyor

Henüz Ahmed Hulusi'ye ve cemaatine yaklaşmayanları uyarın. Girenler artık oradan kurtulamaz. Kim o cemaate yaklaşırsa tek tip olur, beyni ve aklı yok edilir. Ama akıllı olduklarına ve çok iyi düşündüklerine inandırılırlar. Genel taktikleri bu şekilde. Adam kitaplarını okuyanları kontrol altında tutup beynini yıkıyor. Boşuna nefes tüketmeyin, ne anlatsanız anlamazlar. Melekler vahiy getirse bile dönmezler yollarından. Çünkü Ahmed Hulusi gibi adamlar çevrelerinde bir enerji alanı oluşturur, ritmik olarak aynı şeyleri tekrarlayarak çevrelerindekileri şartlandırırlar. Bu şekilde onları kendi bilinç alanları içinde tutarlar. Bu tip kişilere hizmet eden adamları da vardır. Onlar da cemaati şartlandırmakla görevlidir. Hepsi hipnotize edilir. Onları oradan ancak Allah kurtarır. Kendi kendilerine kurtulamazlar. Sizin yazdıklarınız da işe yaramaz.

Hakemsiz düşünceler

Merhaba dostlar...

Ahmet hulusi beyi anlamak için önce kelime bilginiz olması gerekir ve cami kuran kursu hocalarından öğrendiğiniz dinle kıyaslayamazsınız.

Burdaki bazı yazılar düşünce tembeli insanların bu zinciri devam ettirdiğini dösteriyor.

Bu yazı ve yorumlara eleştiri yaparken sizinde savunduğunuz bir düşünce olmalı düşünceniz yoksa düşünen insanları eleştirmek nasıl mantık ?

Selametle kalın...

Anlaşılan Syn hulusi

Anlaşılan Syn hulusi insallara önce düşünmeyi öğretiyor. İlk öğrettiği de hulusiden başka kisenin düşünmeyi öğretmediği. Hulusizedelerin hepsi de düşünmekten bahseder. Ancak neyi düşüneceğini de hulusi dahil kimse bilmez. Gözlerini kapatmışlar, karanlıktaki ateşböceğini de güneş zannediyorlar. Gözlerinizi Kuran hakikatiyle açın arkadaşlar. Asıl düşünmeyi size O öğretir. Sünnete sarılın, Asıl yaşamayı size o öğretir. Dikkat edin hulusinin hem panteist hem de evrimci düşüncelerine. Kader anlatımına. Kitaplarını da sorgulayıp okuyun. Körü körüne inanmayın her dediğine.
Bizden söylemesi.

CVP:Hakemsiz düşünceler

Her düşünen doğru düşünüyor olsa idi darwini alkışlıyor olmalıydık ;) Azcık düşünebilme yeteneğin olsa cami hocalarından öğrendikleriniz diye küçümsediğin islami ilimlerin okyanuslar kadar ucsuz bucaksızca ahmet hulusi'nin bir araya getirmeye çalıştığı iki kelimeden ibaret sözde düşündüklerinin bir damla su bile edemiyeceğini görürdünüz.. Araştırmasını bilemeden düşünmeyi öğrenemezsiniz.. Biraz geçmiş eserleri kurcalayın.. O kelime daracığınız yüzde kaçını anlayabilme kapasitesinde görelim hepberaber... lafla peynir gemisi yürümez

73 fırkanın biri hariç içindesiniz...

Çok dindar bir arkadaşım vardı.sizin kitaplarınızı okudukdan sonra;radikal bir yeşilaycı olan sigaraya başladı.cuma namazlarını terketmeye başladı.sonrada camiyi terketti(maaşlı imamların arkasında namaz kılınmaz gerekcesiyle).cehennem diye birşey yok demeye başladı.kabenin etrafında neden dönüyorsunuz demeye ve daha buna benzer birsürü iddialarda bulunmaya başladı.Pegamber efendimiz demeyin siz kölemisiniz demeye başladı.sözlerimi bir hadisle bitirmek istiyorum.''Ahir zamanda şeytanlar dağa çekilecek''

o arkadaşınız yanlış

o arkadaşınız yanlış kitapları okumuş ya da siz YANLIŞ biliyorsunuz YA DAA SIRF KÖTÜLEMEK İÇİN YAZIYORSUNUZ BUNLARI. çünkü aklı başında olan her kim AHMED HULUSİ nin kitaplarını okusa bu söylediklerizi yazmadığını açıkça görür. bakın dikkat edin yazdıklarına inanın aksaından gidin demiyorum ama buraya yazdığınız uydurma şeylerin kitaplarında olmadığını siz de biliyorsuunuz.

İLİM SAHİBİ OLMAYANLARIN

İLİM SAHİBİ OLMAYANLARIN , İLİM EHLİNİN KAVRAMLARINI ANLAYABİLMALERİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. BİLMEDİĞİNİZ ALANLARDA SUSMAYI TERCİH ETMEK EN BÜYÜK ERDEMDİR. ARABİ GİBİ GEYLENİ GİBİ MEVLANA GİBİ İNSANLAR ALLAH DOSTU OLUP , ONUN İSMLERİNİN MANALARININ BİRER GÖRÜNÜMÜ VE TERKİBİ OLAN ALEMİN BU SIRRINA SAHİP OMUŞLAR VE BU SIRRI DERECELERİNE GÖRE MÜŞAHADE ETMİŞLERDİR. BU BAĞLAMDA AHMET HULUSİ DE EN AZINDAN BU YOLUN VERİLERİ ANLATMAYA ÇALIŞAN BİR DOSTTUR. YAPTIĞINIZ YORUMLARIN VEBALİ OLDUĞUNU UNUTMAYINIZ.

ahmet hulusı

Ahmet Hulusı yı beğenıyorum. doğru buluyorum. harıka ınsan.

ahmet hulusi hatası

arkadaslar yakalasık bir haftadır neredeyse gunde 10 saat ahmet hulusinin kitaplarını inceliyorum. soyledigi cok dogru ve sunet ve fıkıhla ortusen fikirler var ve en onemlisi Allah ve Resulu na tabiyim diyor. bu onemli.
simdi gelelim asıl meseleye: ahmed hulusinin anlattıkları kesin bir bilgiymis gibi soylemesi ve bazı konularda inanılmaz şirk leri soz konusu. şimdi cennet ve cehennem, sıratıl mustakim ve daha bir cok hadislerle anlatılan ahiret hayatına dair tüm olgular resmen yalanlanıyor veya mecazdır deniyor.. neredeyse bu birlik kavramında her insan Allah tır (tovbe haşa) demeye ramak kalıyor ve kıvırıyor :)
"Attığında, sen atmadın, atan, Allah tı" ayetini oyle bir yorumluyor ki Haşa Hz. Muhammed (S.A.S) sanki Allah yapıyor. bu sahsı okuyan genc beyinlerin dinle pek alakaları kalmıyor. dikkat edin kitaplarında Allah ın yasak ve kurallarından ne kadar bahsediyor.
bakın arkadaslar benim şahsi kanaatim, kimseyi baglamaz:
Ahmet hulusiye inananlar yanlıs yoldadır ve sonuda (ene) ile butunlesir. cunku yazdıklarının ozunde ene yi devlestiriyor. her ne kadar ben, sen, o, bu, su yok tek var diyor ancak, ozunde anlasılan tek birsey var Allah bizim icimizde ona ulasın diyor. (Haşa) Kulluyen yalan. simdi sizlere bir ornek vericem lutfen dikkatle okuyon:
BİR MARKETTE EĞER YUMURTA, EKMEK, ŞEKER UCUZ İSE HEMEN ŞÖYLE BİR FİKİR OTURUR BEYNİMİZE "BU MARKET ÜRÜNLERİ UCUZDUR" DER VE DİĞER ÜRÜNLERE PEK BAKMAZ ALIŞVERİŞİMİZİ YAPARIZ. AHMET HULUSİ YAPTIGI BUNDAN İBARET.

(TABİKİ DOĞRUSUNU ALLAH BİLİR)

Günde on saat Ahmet hulusi

Günde on saat Ahmet hulusi okuyup da onun yanlışlarını çıkarıp ondan etkilenmediysen pek zararlı değilmiş demekki. Sadece düşüncesi yanlış. Yorum yapanlardan şunu rica ediyorum okumamaları gereken kitabın yanında okunmasını tavsiye ettiklerinizi de yazın

Lütfen okurken dikkatli

Lütfen okurken dikkatli okuyun. AHMED HULUSİNİN reddediyor dediğinz kavramları nasıl açıkladığına bir bakın. laf olsun diye yorum yazılmaz. Her şey ALlah tır diye hani hangi kitabında yazıyor. EL İNSAF... o sizin da reddediyor dediğiniz ahiret hayatına nasıl hazırlanmamız gerektiğini anlatıyor tüm kitaplarında. öyle kitaplaırn ortasına başına bakıp, bir kaç saldırgan yorum okumakla arıştırma yapmış olunmaz.

KARDEŞİM HAKLISIN, İSLAMİ BİR

KARDEŞİM HAKLISIN, İSLAMİ BİR BİLGİ BİRİKİMİ OLMADAN,BAZI ŞEYLERİ TEPEDEN YORUMLUYOR VE ÇOK SÜSLÜYOR.TASAVVUF YAPAR GİBİ DÜŞÜNCELERİNİ EMPOZE EDİYOR.TEK BİR FİKİR ETRAFINDA DÖNÜP DURUYOR.BEN BUNU ANLIYORUM BİLMEM YANLIŞMI ANLAMIŞIM

cevap

es selam..ben uzun zamandır Ahmet Hulusinin eserlerini OKU maya çalışıyorum ;söylediğinizin aksine bu fikirle insanı "ene" ye asla götürmez.Ben anladığım kadarıyla Ahmet Hulusinin açıklamaları KURANI KERİM VE HADİSLERE UYGUN; onlara ters düşmüyor...aynı zamanda günümüze kadar yetişen ,kendini tasavvufi yolda arındırmış bazı İLİM sahipleri da aynı şeyleri söyşemiştir (ortak nokta VAHDET)..AMA bu eserlerin bir kısmını okuyup bırakmak insanda yanlış ve eksik bir İLİM oluşturabilir.Bu bilgilerin tam oturması için bütün kitapların okunması gerektiğini düşünüyorum..zira yarım ilim insanı yolda bırakır hedefe vardırmaz hiçbir zaman (en doğrusunu Allah bilir) .üstad İSLAMı bugünün bilimsel anlayışıyla açıklayarak İSLAMı anlamada kolaylık sağladı Allah ondan razı olsun

eneye koskoca bir örnek hulusi ropörtajı

Yaygın Müslümanlık anlayışını eleştirerek "Orijin İslam" olarak adlandırdığınız bir yaklaşım getiriyorsunuz. Gençler, entellektüel çevreler ve medyanın tanımlamasıyla 'orta sınıf sosyete'den kişilerin sizi takip ettiği yazıldı. Öncelikle ne yapmak istediğinizi özetleyebilir misiniz?

Konu, detaylarına girdiğimde 30 kitabımda yer olan bir konu. Ancak bir dergi ölçülerinde şöyle özetlemeye çalışayım.

Bugün benim dışımdaki tüm "Din" anlatanlar ve ilâhiyatçılar, geldikleri çevre ve eğitim kurumlarında edindikleri sınırlı ve tek tip kurumsal bilgi ışığında aynı şeyi tekrarlıyorlar!. Asırlar önceki insana yapılan anlatım hiç değişmedi. Sanki hâlâ bin sene öncesinde yaşıyor insanlar!!! Bu da insanlarda büyük bir bıkkınlık oluşturdu. Kimse Din konusunu dinlemek bile istemiyor!

Anlattıkları ise özetle şöyle: "Yukarıda sizi yaratan bir tanrı var. Yeryüzünde peygamber seçti. Yukarıdan gelen melekle kitap indirdi! O'nunla size buyruklar yolladı. Kim O tanrının buyruklarına uyarsa onu cennetine sokacak; kim de O'nun emirlerine uymazsa cehennemine atacak!. Namaz kılıp oruç tutup dediklerini yaparsan cennete gidersin; aksi halde seni cehennemine atar!. Peygamber gibi sakal bırakıp giyinmez; oturup kalkmazsan sünnete uymamış olursun, cehennemliksin!.. İftarını 5 dakika evvel açarsan cezalısın yerine bir gün oruç tutacaksın!. Sanki o devirde saat varmış gibi!!!" Ve daha böylesine bir yığın anlatım!.

Bütün din alimlerini küçümsüyor sanki bütün hepsiyle görüşmüş ve hepsinin yöntemini çözmüş?
Alın size hulusinin koskocaaaaaaaman ene'sinin ispatı.

cinn ve insten çoğunu cehennem yaşamı için yaratıp, çoğalttık

ARAF : 179

Andolsun ki cinn ve insten çoğunu cehennem yaşamı için yaratıp, çoğalttık! Ki onların kalpleri (şuurları) var, (hakikati) kavrayamazlar; gözleri var bunların, onlarla baktıklarını değerlendiremezler; kulakları var, onlarla duyduklarını kavrayamazlar!.. İşte bunlar en'am (evcil hayvanlar) gibidirler; belki daha da şaşkın! Onlar gâfillerin (gılaf içinde - kozalarında yaşayanların) ta kendileridir!

Ahmed Hulusinin

Ahmed Hulusinin kitaplarını okumuş bir kardeşiniz olarak diyorumki,üstadın gıybetini yapmak yerine varsa ilminiz sizlerde yazın açıklayın sizleride okuyalım,Allah Ahmed hulusiden razı olsun hak dostlarına selam olsun.

tebrik ediyorum

bu kadar bildiğini sanan insana ancak böyle bir cevap verilebilirdi, mesele bilmek değil bildiği şeylerle saldırıya geçmek, daha acısı bilmediği şeylerin farkında olmamak. saygılarımla

Adam üstte yazmış

Adam üstte yazmış hulusinin ne olduğunu daha ne yazsın

ÜSTAD AHMED HULISİ

Yazık yazık, çok yazık, demek geliyor içimden..kime niçin?..diye soruyorum kendi kendime..

Nasibi olan değerlendirir ilmi olmıyana ne çare?..

BİR İLİM YAYILMİŞ EVRENE; HABERİN YOK!.. BARİ MUNDAR DEME!..

Sünnetullahı "OKU" tercihini öyle yap...yada sadece kendine bak..

Allah cümle inananlara ilmini anlamayı ve yaşamayı koaylaştırdıklarından etsin..delalete sapanlardan değil.AMİN...

FAKR

kişinin dünya ve ahiret yaşamında yaşayacağı problemlerin ana kaynağı benliktir.
"Fakrımla öğünürüm" buyuruyor efendimiz S.A.S
Kişi bunun gerekliliğini anlamak için çabalamalı ve bunu yaşayabilmek için mücadele etmelidir.
Savaş dönüşü yine efendimiz buyurmuştur "Küçük cihaddan büyük cihada döndük"

A.Hulusi'nin eserlerinde kişinin varlığına yönelik bilgilendirmeler çok yoğun.
"ilim Çin de olsa alınız" buyururken efendimiz ,idrak ve tefekkürün alt yapısı ilme ne derece ümmetini teşvik ettiğini de anlıyoruz bir yönüyle.

Kavgasız,korkusuz,samimiyet içerisinde düşünmek,araştırmak inşaallah anlamayı ve yakınlığı getirir sahibimize ...
Hepimize samimi yönelişler dileğiyle.

A.HULUSİ

Yorumlarda görüldüğü üzere A.Hulusi'yi kimileri göğe çıkarmış kimileri de yerden yere vurmuş. Bir süredir sitesini zaman buldukça incelemekteyim. Dua ve zikir kitabını okudum. İnsan ve sırları 1 'i itirmek üzereyim.
Kitaplarının ve ele aldığı konulara yaklaşım tarzının farklı olduğu kesin. Ayrıca kanımca çok sağlam tespitleri de var. Yalnız bazı hususlarda öyle iddialı şeyler çıktı ki karşıma sindirmek ve doğruluğunu ölçüp tartmak adına kitaptan bi iki gün uzak tuttuğum oldu kendimi. 2.ci kitabını bitirecek olmama rağmen henüz ne kadar güvenilir olduğu konusunda netleşemedim. Çünkü akıldan çıkarılmaması gereken bir husus var ki bugün bu milletin imanı üzerinde binlerce sinsi oyun oynanıyor ve sadece tek bir noktayı deşebilmek adına nice bilmemne uşağı kendini çok iyi kamufle ederek hiç anlaşılmayacak şekilde içimize nifak sokmaya çalışıyorlar. Bu noktada bilhassa Hulusi kitaplarını etüd ederek okuyanlara ne kadar çok okumuş olurlarsa olsunlar her daim temkinli olmalarını tavsiye ederim. İç cebinde tevrat gezindiren nice imamlar görmüş bir milletiz, unutmayalım!
Diğer yandan bakacak olursak islam hakikatinin bizlerin sığ anlayışından çok ötede olduğu bir gerçektir. Hallacı Mansur'a "en-el Hakk" dedirten nedir iyi düşünmek lazım. Yorumlarda tasavvuf bilen Hulusi'ye inanmaz denilmiş. Ki eğer böyle düşünen başta kendi tasavvufun ne demek olduğunu bilse idi böyle bir cümle kuramazdı zira tasavvuftaki en önemli terbiye yollarından biri zikirdir. Tasavvuf ehli zikir yoluyla halden hale girer, boyuttan boyuta geçerler. Husuli'de dikkati çeken en önemli şeylerden biri sürekli olara zikrin üzerinde durmasıdır. Herşeyi koyalım bir kenara. Okumayalım bu amcanın kitaplarını. Sadece tavsiyesi üzerine esma ül hüsnadan verdiği zikirlere devam edelim düzenli olarak. Zarar ı görürdük acaba yoksa bize de "delilik" kapıları bir bir açılmaya mı başlardı:)
Bunun dışında, yazılarına gösterdiği kaynaklar ayetler,kütüb-i sitte'den hadisler ve Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi İmam-ı Gazali, İmam-ı Rabbani gibi büyük alimler.Birileri neden onları okumuyorsunuz demiş. Haklı olmakla beraber asıllarını okumaya kullandığımız türkçe yetmediği gibi yine çevirileri de yetersiz kalabiliyor. Bunun dışında sürekli gelişen bilimi de takip etmek hasebiyle güncel kitaplar olması işin bir diğer yönü. Unutmayalım ki ilim Allah'ın ilmi ve her yeni keşif insanı ona doğru götüren bir adımdan ibaret. Vaktiyle içine düştüğümüz ilimsizlik çukuruna bir daha düşmeyelim inşallah:)
Söylenebilecek , her iki yönede bakan çok fazla söz vardır muhakkak. Önemli olan birbirimize doğruyu görmede yardımcı olmak olursa kimse sözleriyle bir diğerini kırmaya çalışmaz. Son olarak tekrar eklemek istediğim şudur:
Allah'a giden sayısız yol vardır fakat her birimiz Kuran ışığında kendi yolumuzu keşfetmekle mükellefiz. Namazları jimnastik yapmaktan öteye geçiren bir şuura ulaşmak gibi gayesi olanlarımız var ise, okumak araştırmak, tefekkür etmek ve bunun yanında Allah'tan Zat'ını dilerken sırat-ı müstakimden bizi ayırmaması için bol bol dua etmek zorundayız. Tanımadan etmeden kimse karalamasın, yazdığı herşeyin hak olduğundan emin olmadan da kimse bir diğerini tesir altında bırakmasın derim. Her zaman için temkinli olmakta ve okurken sürekli bir irkilme hali ile ayağımızı yere sağlam basmak için gayret göstermekte fayda vardır.
Emaneti Emanet Sahibi (c.c) 'ne teslim edene kadar yolundan ayrılmamak duası ile..
Selamlar..

selamun aleykum

maalesef 2 gün önce aldığım bu kitap beni hüsrana uğrattı.hatta bu kitaba inana abilerimi görünce daha çokk üzüldüm.sadece göz gezdirirken insan ve sırları adlı kitabın 93. sayfasını okudum.inanamadım.böyle bir iddia atılmaz atılsada kimse inanmaz diyordum ki bu şahsın bir sitesi olduğunu öğrendim.şindi allah ve peygamber efendimize inanan rabbin emirlerini efendimizin sözlerini dikkate alan bir MUMİN nasıl olurda 'haktealanın evvelki şekli buluta benzer bir duman olmasıdır'yönündeki bir iddiaya itimat eder.rabbin şeklini bu şahıs nerden biliyor.efendimiz bile bu konuda bilgi vermezken o kim oluyor meraktayım.inşallah yolunda olanı yoldan çıkarmaz bu şahsın kitapları.doğru yola girdim diye sevinen abilerimde dua dua rabbe yalvarsınlar ki o yoldan tez elden kurtulsunlar rabbim herkese hidayet versin YOLUMUZU ŞAŞIRTMASIN AMİN

Eleştiri yapayım derken...

Tekrar merhaba. Eleştiri yapmak güzel bir şeydir. Ben bu fikre katılmıyorum dersin, varsa kaynağını da gösterirsin. Lakin görüyorum da her iki taraftan da eleştirinin dozu biraz fazla kaçmış sanki...
Ahmed Hulusi beyden öğrendiğim çok önemli/hayatımı değiştiren bir bilgi vardır. O' nu gökte, dışınızda aramayın der Ahmed Hulusi. Bu sözüdür beni İslam'ın dışına kaymaya başlarken kendime getiren/tekrar düşünmeme vesile olan. Ve bir yazısı vardır (okumak isteyen siteden okuyabilir ya da okumuşsunuzdur): "Anladığım İslam" diye. Dikkat buyurun "İslam' ı böyle anlayın/anlamalısınız" demiyor. Bilmem anlatabildim mi? Saygılarımla.

Ahmed Hulusi

Ahmed hulusinin kitaplarini cok uzun zamandan beri okumaktayim ve ne mutlu ki benim gibi okuyanlarida cokmus. Allah onlardan ve Ahmed Hulusiden razi olsun.Ahmed Hulusinin anlatmak istediklerini Allah hepimize Hazmetmek nasip etsin. Sevgilerle

Ne bu şiddet bu celal?

Arkadaşlar merhaba. Lafı fazla uzatmayacağım.
Ortada kocaman bir din okyanusu var. Biri çıkıyor bu "okyanus damlalardan meydana gelmiştir" diyor, biri çıkıyor "olur mu efenim, okyanus ucu bucağı olmayan bi şeydir" diyor, başka biri çıkıyor "okyanus mavidir" diyor, yine başka biri çıkıyor "olur mu efenim, okyanus sudur, su da renksizdir" diyor.... falan filan.
Allah herkese şah damarından daha yakındır. Bırakın Ahmed Hulusi' yle uğraşmayı. Bize şah damarımızdan daha yakın olan varken dedikodularla ömür tüketmek kendimize yapacağımız en büyük zulümdür kanaatimce. Ahmed Hulusi' yi sevenlere de selam olsun, sevmeyenlere de. Saygılarımla.

arkadaşlar bugün tüm

arkadaşlar bugün tüm dünyanın kabul ettiği dini yani islam dinini birtek biz kabul etmiyoruz kuranı kerimin dediği gibi islam dini batıdan doğuya doğru gelicek.artık herkes kurana inanmayanlar bile ona uyuyorlar çünkü geleckten birtek o haber veriyor biz hep en son sıralarda yürüyoruz

AHMED HULUSI

Dusunmeyi beceremeyen insan anlamadigini inkar eder,Baskalarinin iyi yonlerini degilde surekli zayif yonlerini gozu onune sermeye calismakta seytan vesvesesine iyi bir ornektir.

Ustad Hulusi icin yazdiklarinizi okuyunca aklima sadece bunlar geldi.

Yasaminizi ogrenen ve ogretene saygi ile susleyin,kisacik omrunuzu dusunebilen insanlara hakaretle degil dua ve zikir ile degerlendirin ve hepiniz Allaha emanet olun.

selamun aleykum

selamunaleykum din kardeşim düşünmekden kast ettiğiniz nedir merak ettim doğrusu şuanda üstad dediğiniz beyefendinin insan ve sırları adlı kitabını okumaktayım 93. sayfada rabbimizin şeklini neye benzetmiş söylemek bile istemiyorum.bu kitap için konuşuyorum tam bir safsata ...tabi kendi düşüncelerim bunlar .eğer rabbe inanıyorsanız en azından o sayfayı okuyup dediğimi anlayacaksınız .bunu anlamayanda zaten kuran tercümesi hayatında hiç okumamıştır rabbim hidayete erdirsin

TEŞEKKÜR

AHMED HULUSİDEN BİZ GENÇ OLARAK ÇOKŞEY ÖĞRENDİK KENDİSİNDEN ALLAH RAZI OLSUN.KARANLIKTAN AYDINLIĞA ÇIKMAMIZA VESİLE OLDU.ALLAH DİLEDİĞİNİ HİDAYETE ERDİRİR. AYETİNİN BELİRTİĞİ GİBİ USTADI ANLAMAK BİR HİDAYETTİR.

allah ıslah etsin

sevgili mümin kardeşim malesef bu kitabı yeni almak nasip oldu.dinde en kötüsü bilmeyen bir başkandır ,rehberdir. o şahsın insan ve sırları adlı kitabı elimde inanın saçmalık .kitabın 93. sayfasında rabbi tealanın bir bulut olduğundan bahsediyor ...ama efendimiz bile rabbimizin ne şekilde olduğunu bilmiyor. şimdi o şahsa soruyorum sen efendimizden de mi üstünsün (tövbe haşa)biraz düşünelim kardeşim rabbim herkesi yolundan ayırmasın amin

kardeş bizdeokuyoruz ama

kardeş bizdeokuyoruz ama senin dediğin gibi bir şey okumadık

bugün henüz yeni

bugün henüz yeni kabuledilen hologramik evrenden bahsederken bunu anlamayan insanlara negibi bi örnekle bunu acıklaması gerekiyodu sence..

sen hologramiksin galiba

İnsanların bilmediği konular ile ilgi toplamak ve şöhret olmak çok eski bir yöntemdir. konu yani ancak yöntem eski. Sayın hulusi kendi hologramik evreninde anladığı yada uydurduğu şeyleri açıklayıp insanların kafasını karıştırmak zorundamı? biraz akıllı olun. hulusiyi biraz sorgulayın. Ancak sorgulamak için önce ehli sünnet alimlerinin eserlerini okumanız gerekir.
Anlaşılan siz bu hologramik evren meselesini çok iyi anlamışa benziyorsunuz. Yada anlamış gibi yapıp hulusiyi savunuyorsunuz.

Hulusi kitabında hologramik evrende yolculuk yapıp, sanki insanın yaratılışına kadar gitmiş gibi insandan önce insansılar olduğunu söylüyor. Peki bu nedir acaba hologramik zaman yolculuğu mu? Yoksa klasik evrim anlatısı mı?
Cevap verirsen sevinirim.

ne hologramı yahu sen

ne hologramı yahu sen kendini akıllı mı zannediyon

eleştirilerinize deil düşünerek elde ettiklerinizi ön plana alın

her kim neyde neyi yaparsa karşılını alır yani ne yapıyorsanız eksiğini deilde fazlasını bile alırsın siz iyilik yaparsanız iyilik bulursunuz zulüm ederseniz zulüm ile mreşgul olduğunuz zaman ve şartlar nispetindede iyi yada güzel şeylerle meşgul olmak yada karşılaşmaktan kendinizi perdelersiniz mademki ALLAH DİNİ BİZ İNSANLARA TEBLİĞ ETTİRMEK İÇİN PEYGAMBER VE ASHABI KİRAM KEZA EVLİYAULLAH GÖNDERDİ O HALDE SİZ AHMED HULUSİNİN KİM OLDUNU NE YAPTINI NE DÜŞÜNDÜNÜ BU SAYDIĞINIZ ZEVATLARA BIRAKIN SİZ BENCE YANLIŞ İNSAN YANLIŞ TOPLUM YERİNE YANLIŞ DÜŞÜNCE YADA YANLIŞ İNANMA KONULARI ÜZERİNDE DURUN BUNARI DEĞERLENDİRECEK OLMANIZ YADA DEĞERLLENDİRMİYCEK OLMANIZ KİMSEYİ BAĞLAMAZ NELERİ YAPARSANIZ GETİRİLERİ İLE KARŞILAŞACAK OLAN YİNE SİZSİNİZ !! YAŞADIĞINIZ DÜNYA VE YAPTĞINIZ ÇALIŞMALARDAN MUVVAFFAK OLMANIZ DİLEĞİYLE SAYGILAR !!

Niyet esastır.

Allah biliyor Ahmed Hulusi 'nin "Hz.Muhammedin Açıkladığı Allah" isimli eseri okumadan evvel ile okuduktan sonraki Allah anlayaşım %100 değişti.

Ve zamanla şunu anladım Ahmed Hulusinin anlatmaya çalıştığı anlamak için Önyargısız ve Tüm eserlerini okumak ve hazmetmek gerekiyor.

Allaha şükürler olsun Babam 40 lı yaşlarda içkiden,kumardanve diğer yanlışlarından MENZİL ile tanışarak 80'li yıllarda bıraktı ve istikametini düzellti.Bizide çoçukluğumuzdan beri o terbiye ile büyüttü.ne kadar şükür etsem azdır.

bu gibi durumlarda esas ölçü şudur "Niyet Allah Rızası değilse zaten bu iş doğru gitmez"

Şimdi Ahmed Hulusi 40 küsür eseri 10 dilde internet ortamında tüm dünya ile karşılıksız paylaşıyor.

ve ezelden beri bildirilenleri günümüzün ilmi ile yorumluyor.Dileyen okur ,dileyen okumaz.

Allah niyeti salih olan herkezden Razı olsun,Bütün AlLah dostları Peygamberler,Evliyalar ,Alimler,veliler ...vs.Başımın tacıdır.Allah himmetlerini ve feyzlerini eksik etmesin.

A. Hulusi

23 senelik maddî - mânevî araştırmalarımızın neticesinde Cenâb-ı Hakk'ın lûtfetmiş olduğu ilmi sizlere takdim ediyoruz. Bu çalışmalarımızın zâhir yönü itibariyle derinliklerinde öncelikle başta kütübü sitte diye bilinen hâdis kitapları ile, bunların dışındaki bir kısım hâdis külliyâtları; ileri gelen tasavvuf büyüklerinin görüşleri, temel teşkil etmektedir. Bâtını itibariyle ise Cenâb-ı Hakk'ın indinden ihsan ettiği kadarıyla bir ilim; müşahede, sayısız mânâlar.

Kul kusursuz olmaz, hükmünce yanılmış olduğumuz hususlar olabilir. Ama şurası kesinlikle bilinmelidir ki, yapılmış olan bütün çalışma, günümüz ilminde de yararlanılarak, Hazreti Rasûlullah (aleyhisselâm)’ın işaret ettiği, açıkladığı gerçekleri anlama gâyesine oturmuştur. Şayet siz, bizim anlattığımızı bir âyet ve hâdise ters düşüyor şeklinde anlarsanız, hemen sözümüzü bir yana bırakın ve o âyet veya hâdîs ile amel edin. Zira, kim olursak olalım, istisnasız hepimiz sadece Allah Rasûlü’ne tâbi olmak ile mükellefiz!.. Ölümötesi yaşamda bundan sorulacağız.

.......Ahmed Hulusi-İnsan ve Sırları 1 kitabının sunusundan alıntıdır.Yukarıda ifade edildiği gibi sadece Kutubu Sitteye bağlı kalmamış diğer hadis kitaplarını da incelemiştir.Ayrıca yine yukarıda belirtildiği gibi diğer İslam alimlerini hor ve hakir görmemekte onların da dinin hakikatını gördüğünü (bu alıntıda söylediği gibi) onların eserlerinden yayarlanmasıyla ortaya koymaktadır.

Ahmet Hulusi

Ahmet Hulusi (2) adlı ilmi makaleye sonuna kadar katılıyorum. Günümüz insanına sorsanız: bir İmam Gazali Hz.nin ihyasını baştan sona okudunuz mu, hangi ilmihali ezber derecesinde okudun, hangi muteber tefsiri okudun özümsedin..desen olumlu cevap bulmak zor ve istisna olur ama, Hulusi'nin her kitabını okumuştur! İslamoğlunu, Karamanı,Mevdudi'yi..okumuştur!!
Şeytan bazı şeyleri süslü gösterir.
Bu site güzel bir görev üstleniyor. Allah razı olsun.
Bu arada http://canfm.info/?p=967 bu linkten yazılar kaldırılmış. Yazarı sitenin reklam ve fotoğraf olaylarından sonra yazılarını geri çekerken yazdıklarının da sonuna dek arkasında olduğunu beyan etmiş.
Allah cümlemizi ehli sünnety ve cemaat yolundan ayırmasın.

evrenin sırrıymış!

EVRENSEL SIRLAR - Ahmed Hulûsi DÖRDÜNCÜ GÜN
Gerek günümüz biliminin ortaya çıkardığı veriler, gerekse dinlerin çok eskilerden beri söyleyegeldikleri fikirlerin tevillerine hiç de ters düşmüyor...
- Ne gibi ?...
- "Ben Hak'kım" diyen ve bunun için organları parçalandıktan sonra katledilen Hallacı Mansur'un; yine, "Ete- kemiğe büründüm, Yunus diye, göründüm !." diyen Yunus Emre'nin; "tanrı mı gönüldür, gönül mü tanrı", diyerek bir gerçeğe dikkati çeken Mevlâna Celâleddin'in, ve daha diğerlerinin işaret etmek istedikleri, hep aynı "gerçek" niye olmasın ?...
- Ama onlar, bir dinî inancın neticesinde erdiler o gerçeğe?...
- Esas olan, erişilmiş olan şeydir; yol değil !.. İsim değil !...
Mühim olan o gerçeği bulabilmektir, hangi yoldan olursa olsun!..

HALA YUKARIDAKİ YAZILARLA İNSANLARI KÜFR BATAKLIĞINA ÇEKMEK İSTEYEN BİR ZEVATI MI? SAVUNACAKSINIZ. KİŞİLER DEĞİL FİKRLER ÖNEMLİDİR.VE YUKARIDAKİ GÖRÜŞ APAÇIK KÜFRDÜR.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><b><img>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

DOĞRULAMA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Resimde gördüğün harfleri sırayla yaz
Google
 

Anket

Sinema ve dizilerin islami yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?:

Sünnet . islam . iman . Kur'an-ı Kerim . kıyamet alametleri . Din ve Inanc . Ehli Sünnet . Mehdi . Hadis . Dört incil . Mezhep . cennet . Hıristiyanlık . eshab-ı kiram . tevhid . iman esasları . cinler . Hıristiyanlar . mezhepsizler . cehennem . küfür . ehli sünnet alimleri . ehli sünnet itikadı . mezhepler . amel . isa'nın gökten inmesi . Mehdi'nin çıkış alametleri . ahir zaman . din tahripçileri . eshaba dil uzatmak . islam düşmanları . mezhepsizlik . islam alimleri . incillerdeki çelişkiler . peygamberler . cennetlikler . mümin . sapık fırkalar . hak mezhepler . eshabı kötülemek . eshabı kiramı sevmek . kader . Sinoptik inciller . Hz. isa'nın mucizeleri . mezhebe uymak . eshabı hayırla anmak . Allah'ın sıfatları . Kitab-ı Mukaddes . Hıristiyan inancı . inanç . incil . vehhabilik . ehli sünnet vel cemaat . hadisi şerifler . Yeni Ahid . Muharref inciller . cin . ahiret günü . Müminler . eshabı kiramın üstünlükleri . peygamberimiz . Hıristiyan dünyası . vaaz ve nasihatleri . çarmıha gerilmesi olayı . Kuran ayetleri . Mehdi’nin ortaya çıkışı . islam'ın hakimiyeti . PKK . Ermeni Sorunu . din düşmanları . şirk . ilim . ehli sünnet yolu . Kuran . kadere iman . Yahudiler . tahrifat . Yuhanna incili . Allah'a iman . Misyonerler . mirac . ashaba muhabbet . ashab . müslümanlık . mezhep imamları . itikad . Hz. isa'nın sözleri . hadisler . iman etmek . Ehli sünnet mezhebi . irade . kıyamet günü . hesap günü . kaza . hayırlı amel . Tutku filmi . insanların hayırlısı . eshabı kiramın fazileti .

Son yorumlar